AĐHM, Đzmir Đnsan Hakları Derneği de dahil olmak üzere Platformu oluꢀturan yerel
sivil toplum kuruluꢀlarının 9 Ekim 2001 tarihinde ortak bir basın açıklaması yaptıklarını,
derneğin yönetim kurulu üyesi sıfatını bulunduran baꢀvuranın ise Dernekler Kanunu’nun 34.
maddesi uyarınca 31 Aralık 2001 tarihinde mahkum edildiğini gözlemler. AĐHM, Mihriban
Karakaya’nın mahkumiyeti ve o tarihte gündemde olan bir konuya dikkat çekmek amacıyla
katıldığı eylem nedeniyle verilen cezanın, ifade özgürlüğüne müdahale teꢀkil ettiği
kanısındadır. Dolayısıyla 10. maddeyle uyumlu olması için, müdahalenin, üç koꢀulu yerine
getirmesi gerekmektedir: “yasayla öngörülmesi”, maddenin ikinci bendinde yer alan meꢀru
amaçlardan bir ya da iki tanesini gütmesi ve bu amaçlara ulaꢀmak için “demokratik bir
toplumda gerekli olması”.
2. Müdahale “yasayla öngörülmüꢀ” müdür?
Hükümet müdahalenin, derneklerin federasyon veya konfederasyon biçimi dıꢀında
örgütlenmeleri veya tüzel bir kiꢀiliğin parçası olmalarını önleyen Dernekler Kanunu’nun 34.
maddesince öngörülmüꢀ olduğu kanısındadır.
AĐHM, “yasaya uygun olarak” ifadesinin, dava konusu önlemlerin, iç hukukta bir
takım temelleri olmasını gerektirmekle kalmayıp, ilgili kiꢀi için eriꢀilebilir ve etkilerinin
öngörülür olmasını gerektirerek sözkonusu yasanın niteliğine de atıfta bulunduğunu yineler
(bkz. Rotaru – Romanya [BD], 28341/95). Öngörülür olma kavramının kapsamının, dava
konusu metnin içeriği, kapsaması düꢀünüldüğü alan ve yöneltildiği kiꢀi sayısı ve statüsüne
önemli ölçüde bağlı olduğunu kaydeder (bkz. Gorzelik ve Diğerleri – Polonya [BD],
44158/98).
Mevcut davada, AĐHM, davanın özel koꢀulları ıꢀığında, Hükümet’in dayanak
gösterdiği Dernekler Kanunu’nun 34. maddesinin zaruri yasa niteliğine sahip olup olmadığını,
yani yeterince eriꢀilebilir ve öngörülür olup olmadığını incelemeye davet edilmiꢀtir.
Eriꢀilebilirliğe iliꢀkin olarak AĐHM, Dernekler Kanunu’nun 7 Ekim 1983 tarihli Resmi
Gazete’de yayınlanmıꢀ olması nedeniyle hükmün bu koꢀulu karꢀıladığını kaydeder.
Öngörülürlük meselesi ile ilgili olarak AĐHM, 34. maddenin içeriğinin derneklerin
yalnızca federasyon veya konfederasyon biçiminde örgütlenebileceklerini belirttiğini
gözlemler. Öte yandan, AĐHM’ye göre, bu içerik, baꢀvuranın Derneği’nin üyelerinin, bir
hareket veyahut “platform” etrafında toplanmanın kendilerine uygulanan cezai müeyyidelere
yol açacağının farkına varmalarını sağlayacak derecede açık değildir. AĐHM, böyle bir
eylemin 34. madde çerçevesinde ne ölçüde bir örgüt kurulduğu biçiminde farz edilebileceğini
anlamakta güçlük çekmektedir. Yerel mahkemelerin, 34. maddenin kapsamını, davanın
koꢀullarında makul biçimde öngörülebileceğin ötesinde geniꢀlettikleri kanısındadır (bkz.
Karademirci ve Diğerleri – Türkiye, 37096/97 ve 37101/97).
Sonuç olarak yerel mahkemeler, Mihriban Karakaya’yı para cezasına çarptırarak, bu
cezanın ertelenmesine rağmen, öngörülürlük koꢀuluna riayet etmemiꢀlerdir. Buna göre,
baꢀvuranın ifade özgürlüğüne yapılan müdahale yasayla öngörülmemiꢀtir. Durum böyle iken,
AĐHM’nin, bu müdahalenin meꢀru bir amaç güdüp gütmediğini veyahut güdülen amaçla
orantılı olup olmadığını belirlemesine ihtiyaç duyulmamaktadır.
Bu nedenle AĐHM, AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği kanısındadır.
7