C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÖNCÜ VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI  
( Bavuru no: 63357/00 )  
NĐHAĐ KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
29 Kasım 2005  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (63357/00) bavuru no’lu davanın nedeni, bu  
ülke vatandaları Mehtap Ceyran, Đbrahim Öncü, Muafiz Güleryüz, Kutsi Bel ve Cansu  
Kırt’ın (bavuranlar) 21 Ekim 2000 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS)  
34. maddesi uyarınca Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) yapmıolduğu  
bavurudur.  
Bavuranlar AĐHM önünde Đzmir Barosu avukatlarından Mustafa Đꢀeri tarafından  
temsil edilmektedirler.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuranlar, PKK aleyhine yürütülen bir operasyon çerçevesinde 4 Kasım 1994 ile 14  
Ocak 1995 tarihleri arasında Đzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ubesi tarafından  
yakalanmılardır. Gözaltı süresi sonunda bavuranlar PKK’ya mensup olduklarını kabul  
ettiklerini belirten ifadeleri imzalamılardır.  
16 Kasım 1994 tarihinde, Öncü, Güleryüz, Bel ve Ceyran Đzmir Devlet Güvenlik  
Mahkemesi Cumhuriyet Basavcısı tarafından dinlenmi, yedek hakime sevk edilmive  
tutuklu yargılanmalarına karar verilmitir. 23 Ocak 1995 tarihinde Cansur Kırt için de aynısı  
olmutur. Kutsi Bel Cumhuriyet Basavcısı ve hakim karısında poliste verdiği ifadesinin  
içeriğini reddetmitir. Diğer bavuranlar ise itiraflarını kısmen yinelemekle yetinmilerdir.  
28 Aralık 1994 ve 13 ubat 1995 tarihli iddianamelerle, Cumhuriyet Basavcısı 34 kii  
ile birlikte bavuranları, Türk Ceza Kanunu’nun 125. ve 168. maddeleri ile 3713 sayılı  
Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca Devletin bölünmez bütünlüğüne  
saldırmak ve PKK’ya mensup olmak suçuyla itham etmitir.  
19 Mart 1997 tarihli bir kararla, DGM bavuranları üzerlerine atılı fiillerden suçlu  
bularak, bavuranları on iki yıl ila yirmi bir yıl hapis cezasına mahkum etmitir. DGM  
dosyada yer alan çeitli unsurların bu kiilerin PKK’ya mensup olduklarını ve bu örgütün  
faaliyetlerine katıldıklarını ortaya koymak için yeterli olduğuna karar vermitir.  
29 Haziran 1998 tarihinde Yargıtay usul eksikliğinden dolayı kararı bozmutur.  
2 Aralık 1998 tarihinde, Đzmir DGM 19 Mart 1997 tarihli kararını yinelemitir.  
17 Nisan 2000 tarihinde Yargıtay bavuranlar adına verilen kararı onamıtır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLALĐ HAKKINDA  
Bavuranlar kendilerini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik  
Mahkemesi’nin, bünyesinde bir askeri hakim bulunmasından dolayı, adil bir yargılama  
sağlayabilecek “bağımsız ve tarafsız bir mahkeme” olmadığı iddiasında bulunmaktadırlar.  
2
Bavuranlar ayrıca gözaltında iken avukat yardımından faydalanamadıklarını ileri  
sürerek adil yargılanma haklarının ihlal edildiğinden ve Yargıtay Cumhuriyet Basavcılığı  
tebliğnamesinin kendilerine tebliğ edilmediğinden ikayetçi olmaktadırlar.  
Bavuranlar AĐHS’nin 6 §§ 1 ve 3 b) ve c) maddelerine atıfta bulunmaktadırlar.  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
Hükümet DGM’nin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı yönündeki ikayete  
ilikin olarak verilen nihai iç hukuk kararının, sözkonusu mahkeme tarafından verilen karar  
olduğunu belirtmektedir. Yargıtay’ın bu ikayet hakkında karar vermeye yetkili olmadığını ve  
bu nedenle sözedilen durumun düzeltilmesi için temyize gidilmesinin etkili bir iç hukuk yolu  
tekil etmediğini ifade etmektedir.  
Hükümet AĐHM’nin önceki kararlarına atıfta bulunarak (diğerleri arasında, Đrfan  
Kalan-Türkiye, no: 73561/01, 2 Ekim 2001) bavuranların ilk derece mahkemesinin kararını  
verdiği 19 Mart 1997 tarihinden itibaren, altı ay içinde bavurularını yapmaları gerektiğini  
belirtmektedir.  
AĐHM benzer bir itirazı Özdemir-Türkiye (no: 59659/00, § 26, 6 ubat 2003)  
davasında reddettiğini hatırlatmaktadır. Bu kararından ayrılmasını gerektirecek hiçbir neden  
görmemekte ve Hükümet’in itirazını reddetmektedir.  
AĐHM, içtihatlarından doğan kriterler ıığında (Bkz., Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998,  
Derleme Hükümler ve Kararlar 1998-VII) ve elindeki mevcut unsurların tümü gözönüne  
alındığında bavurunun esastan incelenmesi gerektiği kanaatine varmıtır. AĐHM bavuruda  
hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile karılaılmadığını tespit etmitir.  
B. Esas Hakkında  
1. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı Hakkında  
AĐHM daha önce buna benzer ikayetlerin dile getirildiği birçok dava incelediğini ve  
bunların AĐHS’nin 6 § 1 maddesinin ihlali yönünde sonuçlandığını ortaya koymaktadır (Bkz.  
adıgeçen Özel, § § 33-34, ve adıgeçen Özdemir-Türkiye §§ 35-36).  
AĐHM, mevcut davayı incelemive Hükümet’in, halihazır durumda farklı bir sonuca  
ulaılmasını gerektirebilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmitir. AĐHM,  
“milli güvenliğe” ilikin suçlardan DGM önüne çıkarılan bavuranın, aralarında askeri  
hakimin de bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmesinin anlaılabileceğini,  
bavuranın, DGM’nin davanın içeriğine yabancı değerlendirmelere yönlendirilmiolabileceği  
yönünde haklı bir endiesi olabileceğini saptamıtır. Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve  
bağımsızlığı hakkında bavuran tarafından duyulan üphelerin objektif olarak kanıtlandığı  
değerlendirilebilir (Incal –Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Derleme 1998-IV, s. 1573, §  
72 in fine).  
AĐHM, bavuranları yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin  
AĐHS’nin 6 § 1 maddesinde yer alan bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taımadığı  
sonucuna varmıtır.  
3
2. Cezai Yargılama Sürecinin Adilliği Hakkında  
Hükümet cezai yargılamanın adil olup olmadığının ve savunma haklarına saygı  
gösterilip gösterildiğinin, cezai yargılamanın bütünü dikkate alınarak değerlendirilmesi  
gerektiğini belirtmektedir. Aynı zamanda bavuranları mahkum eden kararın, yalnızca  
beyanlarına değil aynı zamanda dosyada yer alan kanıtlara dayandığının da altını çizmektedir.  
Hükümet ayrıca, bavuranların DGM’de davanın açıldığı andan itibaren avukat yardımından  
faydalanma hakkına sahip olduklarını, Yargıtay Cumhuriyet Basavcısı’nın tebliğnamesinin  
hukuki bir değerlendirme taımayan bir belge niteliğinde olduğunu ve her an dava dosyasında  
incelenebileceğini belirtmektedir.  
Bavuranlar bu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM, daha önceki benzer davalarda da dile getirildiği üzere, tarafsızlıktan ve  
bağımsızlıktan yoksun bir mahkemenin, hiçbir surette, yargı yetkisi altındaki kiilere adil ve  
hakkaniyete uygun bir yargılama süreci temin edebileceğinin varsayılamayacağını hatırlatır.  
Bavuranların, davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde görülmesi  
hakkının ihlal edildiği tespiti ıığında, AĐHM, savunma haklarının ihlal edildiğine ilikin  
ikayetlerin ayrıca incelenmesine gerek olmadığı kanaatine varmıtır (Bkz. diğerleri arasında  
adıgeçen Çıraklar kararı, s. 3074, §§ 44-45).  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
AĐHS’nin 41. maddesinde yer alan unsurlar.  
A. Maddi ve Manevi Tazminat  
Bavuranlar maddi zarara uğradıklarını iddia etmekte ve Türkiye’de uygulanan asgari  
ücret çizelgesi üzerinden hesaplanarak bu zararın belirlenmesini talep etmektedirler. Manevi  
tazminat olarak toplam 245.000 Euro (iki yüz kırk bebin) talep etmektedirler.  
Đddia edilen maddi zarara ilikin olarak AĐHM, DGM tarafından yapılan yargılamanın,  
AĐHS ihlali oluturmasaydı ne ekilde sonuçlanmıolacağı konusunda bir tahmin  
yürütemeyeceği için, bavurana bu balık altında tazminata hükmetmemektedir. (Bkz.  
Findlay-Đngiltere, 25 ubat 1997 tarihli karar, 1997-I, s.284, § 85).  
Manevi tazminata ilikin olarak ise AĐHM mevcut davada ihlal tespitinin adil tazmin  
için balı baına yeterli olduğu kanaatine varmıtır (Çıraklar kararı, s. 3074, § 49).  
AĐHM’ye göre, mevcut davada olduğu gibi, bir vatandaın AĐHS’nin gerektirdiği  
bağımsızlık ve tarafsızlık koulunu karılamayan bir mahkeme tarafından mahkum edilmesi  
halinde, tespit edilen ihlalin telafisi için en uygun yol, ilgili kiinin, kendi talebi üzerine  
yeniden yargılanması ya da davanın yeniden açılmasıdır (bkz., Öcalan-Türkiye, [GC], no:  
46221/99, § 210 in fine CEDH 2005, 12 Mayıs 2005-…).  
4
B. Masraf ve Harcamalar  
Bavuranlar ayrıca AĐHM nezdinde yaptıkları masraf ve harcamalar için 8.500 Euro  
(sekiz bin beyüz) talep etmektedirler. Hiçbir belge sunmamaktadırlar.  
Mahkemenin bu konudaki içtihadı ve mevcut unsurlar doğrultusunda, AĐHM,  
hakkaniyete uygun olarak, bavuranlara 1.500 Euro (bin beyüz) ödenmesine karar vermitir.  
C. Gecikme Faizi  
Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uygulağı faiz oranının 3 puan fazlası uygulanacaktır.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE;  
1. Bavurunun geri kalanının kabuledilebilir olduğuna;  
2. Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olması  
nedeniyle AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 6. maddesi uyarınca yapılan diğer ikayetlerin incelenmesine gerek  
olmadığına;  
4. Mevcut kararın kendisinin manevi zararın adil tazmini için yeterli olduğuna;  
5. a) AĐHS’nin 44§2. maddesi uyarınca, kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay  
içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden ve miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden  
muaf tutularak, Savunmacı Devlet tarafından bavurana, masraf ve harcamalar için 1.500 (bin  
beyüz) Euro ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
6. Adil tazminata ilikin diğer taleplerin reddine  
karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77§§2. ve 3.  
maddesine uygun olarak 29 Kasım 2005 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
5
6