tarafından imzalanan gözaltı tutanaklarında PKK terör örgütüne yardım ettikleri ve lojistik
destek verdikleri gerekçesiyle tutuklandıklarının açıkça belirtildiğini vurgulamaktadır.
Baꢀvuranlar bu tezi reddetmektedir.
AĐHM, önce tüm özgürlük kısıtlamalarının hem ulusal hukuk kuralları ile uyum içinde
olması, hem bireylerin keyfi ve kanun dıꢀı olarak gözaltına alınmasını önlemeyi amaçlayan 5.
maddeye uygun olması gerektiğini hatırlatmaktadır (Türkiye aleyhine Tanlı davası,
no 26129/95, prg. 164, CEDH 2001-III).
AĐHM ayrıca, AĐHS’nin 5. maddesinin 1. paragrafında yeralan « yasada belirlenen yollar »
ifadesinde aslında ulusal yasaların esas ve usul normlarına uyma zorunluluğunun
kastedildiğini hatırlatmaktadır. AĐHM bu durumda, iç hukuka – yasa hükümleri veya içtihada
– uyulup uyulmadığını araꢀtırmak zorundadır (Polonya aleyhine Baranowski davası, no
28358/95, prg. 50, CEDH 2000-III). Son olarak AĐHM, tutuklamanın arkasında “makul
nedenler” olup olmadığına bakacaktır.
Bu açıdan AĐHM, baꢀvuranların tutuklanmalarının «mevzuat bakımından
yasalara uygunluğu » ve özellikle AĐHS’nin 5. maddesi anlamında « yasada belirlenen
yollara » uygun olarak yapıldığına itiraz etmediklerini gözlemlemektedir.
Buna karꢀın, baꢀvuranlara göre, AĐHS’nin 5. maddesinin 1c paragrafı anlamında bir suç
isnadı için makul bir gerekçe bulunmamaktadır.
‘ꢁüphe’nin düzeyi ile ilgili olarak AĐHM, Brogan ve diğerleri kararında vardığı sonucu
yinelemekte ve AĐHS’nin 5/1 maddesinin c) paragrafı kapsamında gözaltı sırasında yapılan
sorgulamanın, yakalamanın dayanağı olan ꢀüpheleri doğrulayan veya ortadan kaldıran, cezai
soruꢀturmanın tamamlayıcı unsuru olduğunu, ꢀüphe doğuran olguların bir cezai soruꢀturmanın
daha ileriki safhalarını oluꢀturan dava açılmasını veya mahkûmiyeti haklı göstermek için
gerekli olgularla aynı düzeyde olması gerekmediğini kaydetmektedir (Birleꢀik Krallık
aleyhine Brogan ve diğerleri davası, 29 Kasım 1988, prg. 53, seri A no 145-B).
Mevcut davada AĐHM, baꢀvuranların PKK terör örgütüne yardım ve yataklık ettiğinden
ꢀüphelenildiğini gözlemlemektedir. Dolayısıyla, baꢀvuranların yakalanması programlı bir
operasyon çerçevesinde gerçekleꢀtirilmiꢀtir. AĐHM, yetkili makamların – evlerinde ele
geçirdikleri av tüfeği mermileri gibi – bazı kanıtları baꢀvuranlardan ꢀüphelenmek için makul
bir gerekçe olarak kabul etmelerinin AĐHS’nin 5. maddesinin 1c paragrafındaki kıstaslara ters
düꢀmediği kanaatindedir (mutatis mutandis, Birleꢀik Krallık aleyhine O'Hara davası, no
37555/97, prg. 42, CEDH 2001-X).
Baꢀvuranların üzerindeki ꢀüpheler, somut dayanağı olması nedeniyle AĐHS’nin 5.
maddesinin 1c paragrafının gerektirdiği düzeye eriꢀmiꢀ olarak değerlendirilmelidir. Bu
itibarla, özgürlük kısıtlaması, ꢀüpheleri doğrulamak ya da ortadan kaldırmak amacıyla
gerçekleꢀtirilmiꢀtir.
AĐHM, Đsa Oral’ın 19 Mart 2002 tarihinde ikinci kez tutuklanmasıyla ilgili olarak,
hakkında tutuklama emri bulunması dolayısıyla bu tutuklamanın AĐHS’nin 5. maddesinin 1 b
paragrafına uygun olarak gerçekleꢀtirildiğini ve bu yönde herhangi bir sorunun bulunmadığını
gözlemlemektedir.
4