ORHAN KUR – TÜRKĐYE KARARI
Son olarak ulusal makamlarca yürütülen çeꢀitli iꢀlemlere atıfta bulunarak sözkonusu davada
etkili bir soruꢀturma yapıldığını düꢀündüklerini belirtmiꢀlerdir.
Baꢀvuran iddialarında ısrar etmiꢀtir.
2. AĐHM’nin değerlendirmesi
Mahkeme 3. maddeye iliꢀkin kararlarında ortaya koyduğu temel ilkeleri hatırlatır (bkz.
özellikle Ivan Vasilev – Bulgaristan, no. 48130/99, Yavuz – Türkiye, no. 67137/01, Emirhan
Yıldız vd. – Türkiye, no. 61898/00 ve Batı vd. – Türkiye, no. 33097/96 ve 57834/00). Somut
davayı bu ilkeler ıꢀığında ele alacaktır.
Somut davada Mahkeme baꢀvuranın Balçova polis karakolunda tutulduğu 28 Temmuz
1997 gecesi falakaya yatırıldığını iddia ettiğini dikkate alır. Hükümet iddiayı reddetmektedir.
Mahkeme, polis ya da baꢀka biri tarafından yapılmıꢀ olsun, baꢀvuranın yaralarının 3.
madde kapsamında dile getirilebilecek kadar ciddi olduğunu tespit etmektedir. Geriye
Hükümetin bu yaralanmalar nedeniyle 3. madde kapsamında sorumlu tutulup tutulmayacağı
kalmaktadır.
Mahkeme ilk olarak birkaç küçük ayrıntı haricinde baꢀvuranın olaylarla ilgili ifadesinin
AĐHM ve ulusal mahkemeler önünde tutarlı olduğunu dikkate almaktadır. Đkinci olarak 29 ve
30 Temmuz 1997 tarihli doktor raporlarının, yaraların tür ve rengi dahil olmak üzere
baꢀvuranın kötü muamele tarifine uyduğu ve bunu teyit ettiğini belirtir. Mahkeme üçüncü
olarak baꢀvuranın failler olduğunu iddia ettiği üç ꢀahıstan ikisini iki defa teꢀhis edebildiğini ve
bu polis memurlarının baꢀvurana kötü muamelede bulundukları gerekçesiyle bir disiplin
cezasına çarptırılmıꢀ olduklarını gözlemlemektedir.
Yukarıda belirtilenler ıꢀığında ve baꢀvuranın bu yaraları nasıl aldığı konusunda
Hükümet tarafından inandırıcı bir açıklama yapılmaması nedeniyle Mahkeme, baꢀvuranın 28
Temmuz 1997 gecesi Balçova polis karakoluna götürüldüğü ve falakaya yatırıldığını makul
ꢀüphenin ötesinde tespit etmiꢀtir (bkz. karꢀıt olarak Çevik – Türkiye, no. 57406/00). Sonuç
olarak Mahkemeye göre baꢀvuranın yaraları devletin sorumluluğu bulunan bir muamelenin
sonucuydu.
Mahkeme AĐHS’nin 3. maddesinin, aynı zamanda, kötü muamele iddialarının
“savunulabilir” olması ve “makul ꢀüpheler ortaya koyması” halinde yetkililerin bunları
soruꢀturmasını gerektirdiğini hatırlatır (bkz. özellikle Ay – Türkiye, no. 30951/96).
Mahkemenin içtihadında tanımlanmıꢀ olan asgari etkililik standardı, soruꢀturmanın bağımsız,
tarafsız, kamusal denetime tâbi olmasını ve yetkili makamların örnek bir titizlik ve ivedilikle
hareket etmesini gerektirir (bkz. örneğin Çelik ve Đmret – Türkiye, no. 44093/98).
Mahkeme ayrıca AĐHS’deki hakların uygulanabilir ve etkili olup teorik ve aldatıcı
olmadığını hatırlatır. Bu nedenle bu tür davalarda etkili bir soruꢀturma sorumluların tespit
edilip cezalandırılmasını sağlayabilmelidir (bkz. mutatis mutandis, Nevruz Koç, yukarıda
anılan).
Mahkeme yukarıda sorumlu devletin AĐHS’nin 3. maddesi hükümlerine göre baꢀvuranın
aldığı yaralardan sorumlu olduğunu tespit etmiꢀtir. Bu nedenle etkili bir soruꢀturmanın
yapılması gerekmekteydi.
4