ꢀekilde D.D.’nin 22 ve 24 Aralık 1978 tarihlerinde verdiği ifadeleri reddettiğini
hatırlatmaktadır.
B. AĐHM’nin takdiri
1. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin
Hükümet gibi AĐHM de, Blečić (ilgili bölüm, prg. 77) davasında aldığı karara atıfta
bulunmaktadır. AĐHM buna karꢀın, zaman bakımından yetkisinin iddia edilen ihlâli oluꢀturan
olaylara göre belirleneceğini ve mevcut davada bunun 14 Nisan 1999 tarihi itibariyle ağır ceza
mahkemesinin karar aꢀamasına denk geldiğini hatırlatmaktadır.
Bu itibarla AĐHM, Hükümetin yetkisizlik iddiasını reddetmekte ve AĐHS’nin 35. maddesi
anlamında baꢀka bir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadığı için baꢀvurunun bu bölümünü
kabuledilebilir ilan etmektedir.
2. Esasa iliꢀkin
AĐHM, idari makam sorunu ve ceza hukukunda delillerin kabuledilebilirliği konusundaki
içtihadından çıkan genel ilkelere atıfta bulunmaktadır (bakınız, diğerleri arasından, Đsviçre
aleyhine Schenk davası, prg. 46 ve sonrakiler, 12 Temmuz 1988, seri A no 140 ; Türkiye
aleyhine Kolu davası, no 35811/97, prg. 59, 2 Ağustos 2005 ; Hollanda aleyhine Kok davası
(karar), no 43149/98, Karar ve hükümlerin derlemesi 2000-VI ; Đtalya aleyhine A.M. davası,
no 37019/97, prg. 55-56, CEDH 1999-IX ; Avusturya aleyhine Unterpertinger davası,
prg. 31-33, 24 Kasım1986, seri A no 110 ; Fransa aleyhine Saïdi davası, prg. 43-44, 20 Eylül
1993, seri A no 261-C ; Hollanda aleyhine Van Mechelen ve diğerleri davası , prg. 50, 23
Nisan 1997, Derleme 1997-III ; Türkiye aleyhine Menteꢀ davası, no 36487/02, prg. 29-30, 6
ꢁubat 2007 ; Türkiye aleyhine Söylemez davası, no 46661/99, prg. 121, 21 Eylül 2006).
Dava boyunca baꢀvuranın kendisine isnat edilen suçlamaları reddetmiꢀ olması ve Hükümetin
ulusal mahkemenin kararını dayandırdığı baꢀka unsurlar sunamaması muvacehesinde, AĐHM
ağır ceza mahkemesinin baꢀvuranın suçluluğuna karar verirken önemli ölçüde hatta sadece
(Saïdi, ilgili bölüm, ibidem) D.D. ve M.Y.’nin ifadelerine dayandığını ki Yargıtay Genel
Kurulu da bu yaklaꢀımı onaylamıꢀtır, tespit etmektedir.
Đlke olarak AĐHM, baꢀvuranın suçluluğu ve bu konuda verilen ihtilaflı ifadelerin kanıt
değerleri hakkında karar verme durumunda olmadığını kaydetmektedir.
AĐHM için bu ifadelerin ön soruꢀturma aꢀamasında ve baꢀvuranın yokluğunda alındığını
gözlemlemek yeterli olmaktadır. Baꢀvuran ve avukatının, bütün yargılama süresince kendisini
itham eden sanıkların ifade tutanaklarına eriꢀme imkanı bulunduğu, nitekim hakimler
nezdinde bu delillerin meꢀruiyetine ve kullanılmasına itiraz ettikleri görülmektedir.
Ancak AĐHM, baꢀvurana bu ifadelere itiraz etme imkanı tanınmasının, D.D. ve M.Y.’nin,
baꢀvurana sorgulama veya sorgulatma imkânı tanıyacak ꢀekilde bir duruꢀmaya katılmalarının
yerine geçemeyeceğini daha önce açıklamıꢀtır (Menteꢀ, ilgili bölüm, prg. 32 ; Türkiye
aleyhine Hulki Güneꢀ davası, no 28490/95, prg. 95, CEDH 2003-VII ; bakınız ayrıca, Türkiye
aleyhine Sadak ve diğerleri davası, no 29900/96, 29901/96, 29902/96 ve 29903/96, prg. 63-
68, CEDH 2001-VIII).
8