OSMAN KARADEMĐR – TÜRKĐYE KARARI
görmesini engelleyen yaralara iꢀaret eden tıbbi raporlara rağmen anlamlı bir soruꢀturma
yürütülmediğini ve kendisine kötü muamelede bulunanların cezalandırılmaksızın adaletin
elinden kaçtıklarını savunmuꢀtur.
2. Hükümet
Baꢀvuranın vücudunda kötü muamele izleri bulunmadığını belirten 25 ve 26 Mayıs 2002
tarihli raporlara dayanarak Hükümet, baꢀvuranın iddialarının dayanaksız olduğunu ifade
etmiꢀtir. Ayrıca idari ve yargı makamlarının baꢀvuranın iddiaları hakkında çok titiz bir
soruꢀturma yürüttüğünü ve iddialarını doğrulayabilecek ikna edici delil bulunmadığına karar
verdiklerini öne sürmüꢀlerdir.
B. Mahkemenin değerlendirmesi
1. Genel ilkeler
Mahkeme, AĐHS’nin 3. maddesinin, AĐHS’nin istisnaya izin verilmeyen en temel
hükümlerinden biri olduğunu hatırlatır. Bu madde aynı zamanda Avrupa Konseyi’ni oluꢀturan
demokratik toplumların temel değerlerinden birini muhafaza etmektedir. Bireylerin insan
haklarının korunması için bir araç olarak AĐHS’nin amaç ve hedefi, sözkonusu hükümlerin,
sağladığı güvenceleri uygulanabilir ve etkili kılmak amacıyla yorumlanmasını ve
uygulanmasını da gerektirir (bkz. Avꢀar – Türkiye, no. 25657/94).
Mahkeme ayrıca bir kiꢀinin sağlıklı olarak gözaltına alınıp tahliye olduğunda yaralanmıꢀ
olduğu görüldüğünde sözkonusu yaralanmaların nasıl meydana geldiğine dair makul bir
açıklama getirmenin ve baꢀvuranın iddialarına iliꢀkin, özellikle de bunlar tıbbi raporlarla
desteklenmiꢀse, ꢀüphe yaratacak deliller ortaya koymanın, devletin görevi olduğunu yineler.
Aksi halde AĐHS’nin 3. maddesine dayalı açık bir sorun ortaya çıkacaktır (bkz. Çolak ve
Filizer – Türkiye, no. 32578/96 ve 32579/96; Selmouni – Fransa [BD], no. 25803/94; Aksoy –
Türkiye, yukarıda anılan ve Ribitsch – Avusturya, A Serisi no. 336).
Mahkeme, görevinin ikincil niteliklerine karꢀı duyarlıdır ve belli bir davanın
koꢀullarında kaçınılmaz olmadığı durumlarda olayın birinci derece mercii rolünü üstlenmede
dikkatli olması gerektiğini kabul eder (bkz. örneğin McKerr – Đngiltere, 28883/95). Ancak
AĐHS’nin 3. maddesine dayanan iddiaların ortaya atılması halinde Mahkeme tam bir titiz
inceleme yapmalıdır (bkz. Ülkü Ekinci – Türkiye, no. 27602/95) ve bunu taraflarca sunulan
deliller temelinde yapacaktır.
Mahkeme, kanıtları değerlendirirken genellikle “makul ꢀüphenin ötesinde” standardını
uygulamaktadır (bkz. Orhan – Türkiye, no. 25656/94 ve Avꢀar, yukarıda anılan). Ancak böyle
bir kanıt yeterince güçlü, açık ve anlamlı çıkarımların veya çürütülemeyen benzer karinelerin
varlığı ile ortaya konabilir (bkz. Ülkü Ekinci, yukarıda anılan).
Ayrıca eğer sözkonusu olaylar, ꢀahsın gözaltında kendi kontrolleri altında olduğu
durumdaki gibi, tamamıyla veya büyük oranda yetkililerin bilgisi dahilinde gerçekleꢀmiꢀse
tutukluluk sırasında meydana gelen yaralanmalarla ilgili güçlü maddi karineler ortaya
çıkacaktır. Aslında tatminkâr ve ikna edici bir açıklama getirme yükümlülüğünün yetkililere
ait olduğu söylenebilir (bkz. Salman – Türkiye [BD], no. 21986/93).
AĐHM, bir kiꢀinin 3. maddeye aykırı olarak polis tarafından ciddi bir kötü muameleye
tâbi tutulduğu yönünde savunulabilir bir iddia ortaya attığı durumlarda, sözkonusu hükmün,
4