C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
OSMAN ÖZÇELĐK VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 55391 / 00)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
20 Ekim 2005  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek  
olup ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (55391 / 00) bavuru no’lu davanın nedeni bu  
ülke vatandaları Osman Özçelik, Kemal Bilget, Kemal Okutan, Bahattin Günel ve Murat  
Bozlak’ın (bavuranlar) 28 Aralık 1999 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu’na  
Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Ankara Barosu  
avukatlarından M. N. Özmen tarafından temsil edilmektedirler.  
OLAYLAR  
Đlk iki ve son bavuran 1952, diğer bavuranlar 1957 ve 1946 doğumlu olup Ankara’da ikamet  
etmektedirler.  
K. Bilget, 27 Haziran 1993 tarihinde Demokrasi Partisi’nin (DEP) olağan kongresi sırasında  
Partinin bakan yardımcısı sıfatıyla bir konuma yapmıtır.  
Aynı yılın Ağustos ayında tüm bavuranlar «Demokrasi Partisi’nin BarıÇağrısı» adlı bir  
beyana imza atmılar ve «SavaDeğil, Demokrat Çözüm» balıklı afilerin hazırlanmasına  
katkıda bulunmulardır.  
1. «Demokrasi Partisi’nin BarıÇağrısı» adlı beyan ve sözkonusu afiler ile ilgili  
yürütülen yargı süreci  
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı 4 Ekim 1993 tarihinde  
«Demokrasi Partisi’nin BarıÇağrısı» adlı beyana imza atan ve «SavaDeğil, Demokrat  
Çözüm» sloganlı afileri hazırlayan bavuranları ve DEP’in Đdare Kurulu üyesi on kiiyi 3713  
sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 8 § 1. maddesi uyarınca bölücülük propagandası yapma  
suçu ile itham etmitir.  
Cumhuriyet Savcısı, iddianamelerinde sözkonusu beyandan bazı alıntılara yer vermitir.  
8 Kasım 1993 tarihinde aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı Ankara DGM heyeti,  
bavuranlar Özçelik, Günel ve Bozlak’ı dinlemitir. Adı geçenler, haklarında yapılan  
suçlamaları reddederek suçsuz olduklarını iddia etmiler ayrıca sözü edilen beyanda barıa ve  
demokrasiye çağrıda bulunduklarını ileri sürmülerdir.  
23 Aralık 1993 ve 27 Ocak 1994’te DGM, iki sanığın dinlenmesini kararlatırmı, kimi  
sanıkların adres tespitlerinin yapılması için istinabe oluturulmasını talep etmitir.  
DGM, 3 Kasım 1994’te firari iki sanık için gıyabi tutuklama kararı almı, diğer tutuklu  
sanığın mahkeme huzuruna çıkarılması emrini vermitir.  
DGM, 22 Haziran 1995 tarihinde sanıklardan birinin istinabe karısında vermiolduğu  
ifadenin dava dosyasına eklenmesini kararlatırmı, dosyayı iki sanık hakkında verilen  
tutuklama kararının ileme konulması sırasında beklemeye almıtır.  
DGM, 1 Ağustos, 12 Eylül ve 26 Ekim 1995 tarihlerinde sanıklar hakkında alınan tevkif  
müzekkeresi gelinceye kadar dava dosyasını bekletmitir.  
2
2. K. Bilget hakkında yürütülen cezai süreç  
Cumhuriyet Savcısı, 29 Kasım 1993 tarihinde 3713 sayılı Kanun’un 8 § 1. maddesi uyarınca  
bavuran Bilget’i ve diğer sekiz kiiyi DEP kongresi sırasında yapmıoldukları konuma  
nedeniyle itham etmitir.  
DGM, 28 Mart, 3 Mayıs, 6 Haziran ve 18 Temmuz 1995 tarihli durumalarda sanıklardan  
birinin mahkeme karısına çıkarılmasını, diğeri hakkında da ihzar müzekkeresi kesilmesini  
kararlatırmıtır.  
DGM, 22 Ağustos ve 28 Eylül 1995 tarihlerinde önceki tevkif müzekkerelerinin ve adres  
tespitlerinin yinelenmesini talep etmitir.  
3. Đki yargı sürecinin birletirilmesi  
DGM, 26 ve 28 Aralık 1995 tarihlerinde devam eden iki sürecin birletirilmesine karar  
vermitir.  
DGM, 14 Mart 1996 tarihli durumada sanıklardan birinin Đsviçre’de olduğunu, ikamet  
adresinin belli olmadığını not etmi, bu sanığın kimlik ve adres bilgilerinin belirlenmesini,  
önceki tevkif müzekkeresinin ifa edilmediğini belirterek yinelenmesini talep etmitir.  
DGM, 5 Ağustos, 30 Eylül, 2 Aralık 1997, 10 ubat ve 26 ubat 1998 tarihlerinde gıyabi  
tevkif müzekkeresini yineleyerek, bunların yanıtı gelinceye dek davayı beklemeye almıtır.  
17 Kasım 1998 tarihinde aralarında bir askeri hakimin de yer aldığı Devlet Güvenlik  
Mahkemesi heyeti 4616 sayılı Kanun ile değitirilen 3713 sayılı Terörle Mücadele  
Kanunu’nun 8 §1. maddesine dayalı olarak bavuranları haklarında yapılan ithamlardan suçlu  
bulmuve K. Bilget’i iki yıl hapis ve 200.000.000 TL. [yaklaık 572 Euro] para cezasına,  
diğer bavuranları bir yıl hapis ve 100.000.000 TL. [yaklaık 286 Euro] para cezasına  
çarptırmıve bütün bavuranların yurtdıına çıkıını yasaklamıtır.  
28 Haziran 1999 tarihinde Yargıtay bu hükmü onamıtır.  
Yargıtay Cumhuriyet Basavcısı 28 Haziran 1999 tarihinde bavuranların davanın yeniden  
incelenmesi istemiyle yapmıoldukları bavuruyu reddetmitir.  
Bavuranlar, 3 Eylül 1999 tarihli ve 4454 sayılı basın-yayın yoluyla ilenen suçlar hakkında  
Kanun’un yürürlüğe girmesini müteakip, haklarında verilen cezaların ertelenmesi talebiyle  
Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne bavurmulardır.  
Üç sivil hakimden oluan Devlet Güvenlik Mahkemesi heyeti 28 Mart 2000 tarihli kararında,  
bir konuma nedeniyle mahkum olan bavuran Bilget’in mahkumiyet kararının 4454 sayılı  
Kanun’un uygulama kapsamına girmediğini belirterek yapılan bavuruyu reddetmi, bununla  
birlikte bavuranların cezalarının üç yıl süreyle ertelenmesini kararlatırmıtır.  
DGM, 6 Eylül 2002 tarihinde M. Bozlak’ın adli sicil kaydının silinmesi talebini reddetmitir.  
3
Bavuranın temyiz bavurusunun ardından DGM 11 Eylül 2002 tarihinde adı geçenin adli  
sicilinin kayıtlardan çıkarılmasına karar vermitir. Bununla birlikte, Yargıtay 17 Ekim 2002  
tarihinde bu kararı bozmutur.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar haklarında verilen mahkumiyet kararı ile ifade özgürlüğü haklarının ihlal  
edildiğini iddia ederek, AĐHS’nin 10. maddesini ileri sürmektedirler.  
AĐHM, sözkonusu mahkumiyet kararının AĐHS’nin 10 § 2. maddesi ile güvence altına alınan  
ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahaleyi oluturduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilafa  
yer verilmediğini not etmektedir. Yapılan müdahalenin AĐHS’nin 10 § 2. maddesi uyarınca  
kanun tarafından öngörüldüğüne, toprak bütünlüğünün korunması gibi meru bir amacı  
izlediğine itiraz edilmemektedir (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye kararı, no: 29590/96, 40, 4  
Haziran 2002). Bu husus dikkate alınmaktadır, bununla birlikte müdahalenin «demokratik bir  
toplum için zorunluluk» oluturup oluturmağının incelenmesi gerekmektedir.  
AĐHM, sözkonusu beyanda yer alan terimlere, afilere ve bunların verilileri bakımından  
dikkat çekmektedir. AĐHM bu bağlamda, davayı çevreleyen olayları, özellikle terörle  
mücadeleye bağlı güçlükleri dikkate almaktadır.  
Sözü edilen konuma ve afiler «emekçilere, insan hakları savunucularına ve barıseverlere»  
yönelik siyasi içerikli bir çağrıyı içermektedir. Asıl verilen mesaj özellikle güvenlik güçleri ile  
PKK arasındaki atekese ve Kürt kimliğinin tanınmasına dayalıdır.  
K. Bilget’in siyasi bir partinin bölge kongre toplantısı sırasında yapmıolduğu konuma ile  
ilgili AĐHM, ilgilinin bu partinin genel bakan yardımcısı sıfatıyla delegelere partisinin  
izlediği siyasi çizgiyi açıklamaya çalığını gözlemlemektedir. Bavuran özellikle «Biz, halk  
olarak kürt halkı olarak, kürt emekçileri olarak kendimizi yönetme konusunda kendi  
irademize sahip olma konusunda bu zamana kadar sınav olarak baarılı bir sınav veremedik  
(...) ben inanıyorum ki Kürt halkının acılarına, kürt halkının gözyalarına, kürt halkının  
onuruna kürt halkının onuruna kürt halkının özgürlük tutkusuna Türk emekçilerinin Türkiye  
emekçi sınıfının alın terini de katabilirsek merkezi iktidarı biz yönetiriz» görüünü dile  
getirmitir.  
Devlet Güvenlik Mahkemesi 17 Kasım 1998 tarihli kararında, bavuranların Türk  
topraklarının bir bölümü üzerinde Kürdistan adı verilen bir devleti kurmak istedikleri  
tespitinde bulunarak, bu sözlü ve yazılı ifadelerin Türkiye’nin toprak bütünlüğüne karı  
bölücülük propagandasını oluturduğu sonucuna varmıtır.  
AĐHM, iç hukuk mercilerinin vermioldukları kararlarda bavuranların ifade özgürlüğüne  
yönelik müdahalenin meruiyeti için yeterli sayılamayan gerekçeleri incelemitir (Bkz.  
mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4) kararı, no: 24762/94, § 58, 8 Temmuz 1999). AĐHM,  
bavuranların ne iddet kullanımını, ne silahlı direnii tevik eden bir konuma yaptıklarını,  
Türk siyasi hayatının aktörleri olarak kendilerine tanınan görev doğrultusunda görülerini  
ifade ettiklerini gözlemlemektedir. AĐHM nezdinde dikkate alınması gereken temel unsur  
4
budur (Bkz. a contrario, Sürek-Türkiye kararı (no:1), no: 26682/95, § 62, AĐHM 1999-IV, ve  
Gerger-Türkiye kararı, no: 24919/94, § 50, 8 Temmuz 1999).  
AĐHM, mevcut bavuruda yer alan ikayetlerin daha önceki kararlarda da yer aldığı ve  
AĐHS’nin 10. maddesinin ihlali ile sonuçlandığı tespitinde bulunmaktadır (Bkz. özellikle sözü  
edilen Đbrahim Aksoy kararı). AĐHM, mahkemenin yerleik içtihadı ıığında, yapılan  
bavuruda Hükümetin davanın seyrini farklı ekilde sonuçlandıracak hiçbir tespiti ve delili  
sunmağını kaydetmektedir. AĐHM ayrıca, Hükümetin sahip olduğu baskın konumu  
itibariyle, özellikle muhalif kanadın yönelttiği haksız eletiri ve saldırılara yanıt verecek baka  
çözüm yollarının olması halinde, cezai yollara bavurmaması gerektiğinin altını çizmektedir  
(Bkz, özellikle Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998, 1998-IV, § 54, sözü edilen  
Yağmurdereli kararı, § 43).  
Mevcut haliyle, bavuranların mahkumiyeti öngörülen amaç doğrultusunda orantısızdır ve  
«demokratik bir toplum için gereklilik» oluturmamaktadır. Bu durumda, AĐHS’nin 10.  
maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar, kendilerini yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin «bağımsız  
ve tarafsız» bir mahkeme olmadığını, bünyesinde bulunan askeri hakimin varlığı nedeniyle  
adil bir yargılama güvencesini veremeyeceğini iddia etmektedirler. Bavuranlar bu yönde  
AĐHS’nin 6 § 1. maddesini ileri sürmektedirler.  
A. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında  
AĐHM, daha önceki kararlarda da benzer pek çok ikayetlerin dile getirildiğini ve bunların  
AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir. (Bkz. sözü edilen Özel  
kararı, §§ 33-34, ve Özdemir kararı, no: 59659/00, §§ 35-36, 6 ubat 2003).  
AĐHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı ekilde sonuçlandıracak hiçbir  
tespiti ve delili sunmadığını incelemekte, bunun yanı sıra bavuranların aralarında askeri bir  
hakimin de yer aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin «ulusal güvenliğe» dayalı olarak  
yapmıolduğu yargılama konusunda endie duymalarının anlaılabilir olduğu tespitinde  
bulunmaktadır. Üstelik bu durum, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin davanın gerekçesine  
yabancı gerekçeler ıığında bavuranlar hakkında sebepsiz bir yargı kararı aldığı üphesine  
varmalarına neden olmaktadır. Bu nedenle bavuranların bu yargı makamının tarafsız ve  
bağımsız olmadığı yönündeki üphelerinin dikkate alınması gerekmektedir. (sözü edilen Incal  
kararı s. 1573, § 72 ).  
AĐHM, bavuranları yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin 6 § 1. maddesi  
uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmıtır.  
B. Yargı sürecinin uzunluğu hakkında  
AĐHM, dava konusu olaylar dikkate alındığında, AĐHS ve Mahkeme’nin yerleik içtihadı  
ıığında yargı sürecinin makul olmadığı değerlendirmesinin yapılamayacağını savunmaktadır.  
AĐHM, yargı sürecinin bavuranların itham edildikleri 4 Ekim ve 29 Kasım 1993 tarihlerinde  
baladığını, 28 Haziran 1999’da Yargıtay’ın iki aamalı yargı için verdiği kararla yaklaık beꢀ  
5
yıl dokuz ay sonra sona erdiğini not etmektedir.  
AĐHM, yargı sürecinin makul yapısının dava koullarını takiben ve mahkeme yerleik  
içtihatları, özellikle davanın karmaıklığı, bavuranın ve yetkililerin tutumu ve davayı izleyen  
olaylar ıığında değerlendirildiğini hatırlatmaktadır.  
AĐHM, bununla birlikte sözkonusu yargı sürecinin yirmi bir sanığı kapsamasına karın  
karmaık bir yapıda olmadığını not etmektedir; kovuturma yapılan sanıklar aynı suçtan,  
yazılı ve sözel olarak bölücülük propagandası yapma suçu ile itham edilmilerdir.  
Bavuranlara gelince, bu süreçteki hiçbir gecikme bavuranlara yüklenmemelidir.  
Yargı makamlarının tutumu ile ilgili olarak AĐHM, bu yavağın yalnızca «makul süre»  
sınırını aan Devlet’e yüklenebileceğini hatırlatmaktadır (Bkz. özellikle, Gergouil-Fransa  
kararı, no: 40111/98, § 19, 21 Mart 2000, ve Papachelas-Yunanistan kararı, no: 31423/96, §  
40, AĐHM 1999-II).  
Mevcut bavuruda AĐHM, bavuranlar hakkında yürütülen iki ayrı yargılamanın 3713 sayılı  
Kanun’un 8 § 1. maddesi uyarınca olduğu, bu iki sürecin iki yıl gecikmenin ardından 26 ve 28  
Aralık 1995 tarihlerinde Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararı ile birletirildiği  
saptamasında bulunmaktadır.  
Yargılama sürecindeki kimi uzatmalar 6 ubat 1996 ve 26 ubat 1998 tarihleri arasında  
duruma (on yedi rapor) tutanaklarının yeniden okunması, yaklaık iki yıl boyunca bazı  
sanıkların kimlik ve adres bilgilerinin tespit edilmesi, tevkif müzekkeresinin ifası ve ifadesine  
bavurulan sanıklar hakkında gıyabi kararlarını alan hukuk merciine yüklenebilir.  
AĐHM ayrıca, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin yaklaık beyıl sonra ilk derece mahkemesi  
olarak 17 Kasım 1998 yılında kararını verebildiğini gözlemlemektedir.  
Yargı sürecinin tamamı, özellikle ilk derece mahkemesi önündeki süre ve dava konusunun  
özel bir karmaıklığının olmadığı dikkate alındığında AĐHM, AĐHS’nin 6 § 1. maddesinde yer  
alan «makul sürenin» aıldığına itibar etmektedir.  
Bu nedenle, bu hüküm ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI  
A. Tazminat  
Bavuranlar, verilen para cezası ve sözkonusu mahkumiyet kararı ile maruz kaldıkları gelir  
kaybıyla birlikte 237.240 Euro maddi zarara uğradıklarını iddia etmektedirler.  
Bavuranlar ayrıca manevi zarar için103.400 Euro talep etmektedirler.  
Đddia edilen gelir kaybıyla ilgili olarak AĐHM, sunulan delillerin AĐHS’nin 10. maddesinin  
ihlali ile bavuranların uğradıkları gelir kaybını kesin olarak ispatlar nitelikte olmadığını  
kaydetmektedir (Bkz. aynı anlamda, Karakoç ve diğerleri-Türkiye kararı, no: 27692/95,  
28138/95 ve 28498/95, § 69, 15 Ocak 2002).  
Bu nedenle, bu talebi reddetmektedir.  
6
Özçelik, Günel, Bozlak ve Okutan hakkında verilen para cezasına ilikin AĐHM, bu cezanın  
ifasının 28 Mart 2000 tarihinde askıya alındığını hatırlatmaktadır. O halde bu talebin  
reddedilmesi gerekir. Buna karılık AĐHM, K. Bilget tarafından yapılan tecil talebinin Devlet  
Güvenlik Mahkemesi tarafından reddedildiğini gözlemlemektedir. Bu durumda bavurana  
beraat ettiği miktarın tamamının ödenmesi gerekmektedir. Sonuç olarak, AĐHM K. Bilget’e  
uğradığı maddi zararın tazmini için 572 Euro ödenmesini kararlatırmıtır.  
Manevi tazminatla ilgili olarak AĐHM, ilgililerin olayların koulları nedeniyle bazı sıkıntılar  
çektiklerini belirtmektedir. Mahkeme, AĐHS’nin 41. maddesince hakkaniyete uygun olarak bu  
doğrultuda K. Bilget’e 7.500 Euro ve diğer dört bavuranın her birine 5.000 Euro ödenmesine  
karar vermitir.  
AĐHM, bir bavuran hakkında verilen mahkumiyetin, 6 § 1. maddesine göre tarafsız ve  
bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği görüüne vardığında, prensip olarak en  
uygun tazminin, zamanında, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından bavuranı yeniden  
yargılamanın olacağı kanaatine varmaktadır (Bkz. sözü edilen Gençel kararı, § 27).  
B. Masraf ve harcamalar  
Bavuranlar iç hukukta ve AĐHM nezdinde yapmıoldukları giderler için 7.290 Euro talep  
etmekte, kanıtlayıcı belge niteliğinde Ankara Barosunun minimum avukatlık ücret tarifesini  
ve çeviri masraflarına ilikin makbuzu sunmaktadırlar.  
Hükümet bu miktarlara karı çıkmaktadır.  
Sunulan deliller ve mahkemenin bu yöndeki yerleik içtihadı dikkate alınarak AĐHM  
bavuranlara yapmıoldukları tüm masraf ve harcamalar için makul olarak toplam 3.000 Euro  
ödenmesine itibar etmektedir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3  
puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;  
2. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmaması nedeniyle  
AĐHS’nin 6 §1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. Yargı sürecinin uzunluğu nedeniyle AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. a) AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek suretiyle Savunmacı  
Hükümetin;  
7
i.  
bavuran K. Bilget için 572 (beyüz yetmiiki) Euro maddi, 7.500 (yedi bin beꢀ  
yüz) Euro manevi tazminat;  
ii.  
bavuranlar Özçelik, Günel, Bozlak ve Okutan’ın her birine 5.000 (bebin) Euro  
manevi tazminat;  
iii.  
iv.  
masraf ve harcamalar için bavuranlara toplam 3.000 (üç bin) Euro ödemesine ;  
belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez  
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eit oranda basit faizin  
uygulanmasına;  
5. Adil tazmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.  
maddelerine uygun olarak 20 Ekim 2005 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
8