C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
OYA ATAMAN - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:74552/01)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
5 ARALIK 2006  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde  
kesinleecek olup ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (74552/01) bavuru no’lu davanın nedeni bu  
ülke vatandaı Oya Ataman’ın (Bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 15 Mart 2001  
tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu  
bavurudur. Bavuran, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul Barosu  
avukatlarından G. an tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
1970 doğumlu bavuran Oya Ataman, Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
Bavuran, avukat ve Đnsan Hakları Derneği’nin bir üyesi olarak, 22 Nisan 2000  
tarihinde, Đstanbul Sultanahmet Parkı’nda, F tipi cezaevlerini protesto etmek amacıyla basın  
açıklaması ile sona eren bir yürüyüdüzenlemitir.  
Öğle saatlerine doğru, Đstanbul Đnsan Hakları Derneği Bakanı avukat Eren Keskin ile  
birlikte bavuran yönetiminde 40-50 kiilik bir grup, ellerinde pankartlarla toplanmılardır.  
Polis, izinsiz gösteri yaptıkları ve kamu düzenini bozdukları gerekçesiyle, hoparlörle  
kalabağa dağılması yönünde uyarıda bulunmutur.  
Grup, yapılan uyarıları dinlemeyerek, güvenlik güçlerine rağmen yürüyülerine devam  
etmitir. Güvenlik güçleri, göstericileri “biber gazı” olarak adlandırılan göz yaartıcı sprey  
kullanarak dağıtmı, aralarında bavuranın da yer aldığı otuz dokuz kiiyi gözaltına alarak,  
karakola götürmütür.  
Kimliği doğrulandıktan sonra, mesleği gözönünde bulundurulan bavuran, 12:45’de  
serbest bırakılmıtır.  
Bavuran, 26 Nisan 2000 tarihinde, Beyoğlu Cumhuriyet Basavcılığı’na giderek,  
Đstanbul Emniyet Müdürlüğü ve ilgili polisler hakkında, “biber gazı” kullanarak kendilerine  
kötü muamelede bulundukları, yasadıı olarak gözaltına aldıkları ve gösteri sonunda yapılacak  
basın açıklamasına engel oldukları gerekçeleriyle, ikayet bavurusunda bulunmutur.  
Cumhuriyet Savcısı, 29 Haziran 2000 tarihinde, suç oluturan unsurların yokluğu  
nedeniyle takipsizlik kararı vermitir.  
Bavuran, bu karara karı, 25 Temmuz 2000 tarihinde, Beyoğlu Ağır Ceza  
Mahkemesi’ne giderek itirazda bulunmutur.  
Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Eylül 2000 tarihinde, takipsizlik kararını onamıtır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK HAKKINDA  
AĐHM, tarafların argümanları ıığında bavurunun esastan incelenmesi gereken ciddi  
maddi ve hukuki sorunları ortaya çıkardığına kanaat getirmektedir. Buradan, AĐHS’nin 35§3  
maddesi uyarınca bavurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğunun söylenemeyeceği ortaya  
çıkmaktadır. Baka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesini ortaya çıkarmayan AĐHM,  
bavurunun geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna karar vermitir.  
2
II. AĐHS’NĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, gösteri yapan grubu dağıtmak için gözyaı ve solunum güçlüğü gibi fiziksel  
sıkıntılara neden olan “biber gazı” olarak da adlandırılan göz yaartıcı spreyinin  
kullanılmasından ikayetçi olmaktadır. Bavuran AĐHS’nin 3. maddesini ileri sürmektedir.  
Hükümet, göstericilerin dağıtılması için kullanılan gazın sağlık gerekliliklerine ve  
uluslararası sözlemelere uygun olduğunu belirtmektedir. Hükümet, “biber gazı” olarak  
bilinen Oleo-resin Capsicum (OC)’nin sözkonusu olduğunu açıklamakta ve bu ürün hakkında  
bilirkii raporu sunmaktadır. Ayrıca Hükümet, bavuranın gazın neden olduğu olası  
rahatsızlıklarını ortaya koymak için hiçbir sağlık raporu sunmadığına dikkat çekmektedir.  
Bavuran Hükümet’in savına itiraz etmektedir.  
AĐHM, yerleik içtihadına göre AĐHS’nin 3. maddesi alanına girmek için kötü  
muamelenin asgari ciddiyet seviyesine ulaolması gerektiğini hatırlatmaktadır. Bir  
muamele 3. madde uyarınca, uzun süre kasıtlı olarak uygulandığı ve fiziksel ya da ruhsal  
derin acılara ve bedensel lezyonlara neden olduğu takdirde “insanlık dıı” olur. Ayrıca, bir  
muamelenin 3. madde uyarınca “onur kırıcı” olup olmadığını aratırırken, AĐHM, amacın  
ilgili kiiyi küçük düürmek ve aağılamak olup olmadığını ve etkileri ile birlikte  
değerlendirilen tedbirin, 3. madde ile bağdamayan bir ekilde ilgilinin kiiliğine zarar verip  
vermediğini inceleyecektir (Bkz. diğerleri arasında, Kudla-Polonya, no: 30210/96).  
AĐHM, yerleik içtihadı ıığında olayları inceleyecektir (Bkz. diğer birçok karar  
arasında, Assenov ve diğerleri-Bulgaristan, 28 Ekim 1998, Selouni-Fransa, no: 25803/94,  
Raninen-Finlandiya, 16 Aralık 1997 tarihli karar, V.c.-Birleik Krallık, no: 24888/94, Chahal-  
Birleik Krallık, 15 Kasım 1996 tarihli karar, Klaas-Almanya, 22 Eylül 1993 tarihli karar ve  
Labita-Đtalya, no: 26772/95).  
Öncelikle AĐHM, “biber gazı spreyinin” kullanılması sorununa eğilmektedir. AĐHM  
Avrupa Konseyi ülkelerinin, takınlık durumunda göstericileri kontrol etmek, hatta dağıtmak  
için kullanılan bu gazın, Kimyasal Silah Sözlemesi’nin (CAC) ekinde belirtilen toksik gazlar  
arasında yer almadığını gözlemlemektedir. Ancak AĐHM, biber gazının kullanıldığında,  
solunum, mide bulantısı kusma, solunum yollarının tahriolması, gözlerde tahri, kaınma,  
ğüs ağrıları, dermatit yada alerji sorunları gibi sıkıntılara neden olabileceğini not  
etmektedir.  
Ancak AĐHM, bavuranın gaza maruz kaldıktan sonra olabilecek tehlikeli etkileri  
ortaya koymak amacıyla hiçbir sağlık raporu sunmadığını tespit etmektedir. Yakalandıktan  
çok az bir süre sonra serbest bırakılan ilgili, bir doktor tarafından muayene edilmesine  
çalımamıtır (Kılıçgedik-Türkiye, no: 55982/00). Kısaca AĐHS’nin 3. maddesine aykırı  
muamele iddialarını destekleyici hiçbir delil unsuru ya da delil balangıcı oluturabilecek bir  
belge bulunmamaktadır.  
Dolayısıyla AĐHM, AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edilmediği sonucuna varmaktadır.  
3
III. AĐHS’NĐN 11. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, gösterinin ve gösteriden sonra yapılması öngörülen basın açıklamasının  
polisler tarafından engellendiğinden dolayı, ifade ve dernek kurma özgürlüğü haklarının ihlal  
edilmesinden ikayetçi olmaktadır.  
AĐHM, bavurunun kısmi kabuledilebilirlik kararında, bu ikayetleri AĐHS’nin 11.  
maddesi açısından incelemeyi öngördüğünü hatırlatmaktadır.  
Hükümet, sözkonusu toplantının, yetkili makamlara bildiri tebliğ edilmeden yasadıı  
olarak düzenlendiğini ileri sürmektedir. Hükümet, 11. maddenin ikinci paragrafının kamu  
düzenini bozmayan toplantılar yapma hakkına sınırlama getirdiğini hatırlatmaktadır.  
AĐHM, bavuranın toplantı yapma hakkına müdahalenin varlığı hakkında bir itirazın  
bulunmadığını belirtmektedir. Bu müdahalenin, gösteri yapma ve toplantılara ilikin 2911  
sayılı Kanun’un 22. maddesi gibi yasal dayanağı bulunmakta ve böylece AĐHS’nin 11§2  
maddesi uyarınca “kanun tarafından öngörülmekte”dir. Geriye müdahalenin meru amaç  
güdüp gütmediği ve demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı sorunu kalmaktadır.  
1. Meru amaç  
Hükümet, müdahalenin, diğerlerinin arasında, düzenin korunması ve bakalarının  
hakları gibi meru amaçlar güttüğünü savunmaktadır.  
AĐHM, dava konusu tedbirin 11. maddenin ikinci paragrafı uyarınca, düzenin  
korunması ve bakalarının haklarının korunması, özellikle hiçbir güçlükle karılamadan halk  
içinde dolama hakkı gibi meru amaçların en az ikisini hedeflediğinin düünülebileceğine  
kanaat getirmektedir.  
2. Demokratik toplumda gerekli olma  
Hükümet’e göre bavuran kamuya açık bir alanda önceden bildirmeden ve ilgili iç  
mevzuata aykırı olarak yapılan bir gösteriye katılmıtır. Hükümet ayrıca diğer göstericilerle  
birlikte bavuranın dağılma emrine uymadığını not etmektedir. Bu koullarda ve konu  
hakkında Devletlere tanınan takdir payını gözönünde bulundurarak, Hükümet, kalabalık bir  
saatte parkın içinde bulunan halk arasında tedirginlik yaratma riskinin ve göstericilerin karı  
koymasının dava konusu toplanan grubun dağıtılmasını haklı kıldığına kanaat getirmektedir.  
Hükümet’e göre, polislerin müdahalesi AĐHS’nin 11. maddesinin ikinci paragrafı uyarınca  
gerekli bir tedbirdi.  
Bavurana göre polis, toplantının kamu düzenini bozduğu bahanesiyle bildirinin halka  
okunmasını beklemeden müdahale etmitir.  
AĐHM öncelikle, 11. maddeye ilikin içtihadından çıkan temel ilkelere atıfta  
bulunmaktadır (Bkz. Djavit An-Türkiye, no: 20652/92, Piermont-Fransa, 27 Nisan 1995  
tarihli karar ve Plattform “Arzte für das Leben”-Avusturya, 21 Haziran 1988 tarihli karar).  
Böylece bu içtihattan, gösterilerin en iyi ekilde yapılması ve bütün vatandaların güvenliğini  
sağlamak amacıyla makamların yasal gösteriler için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğünün  
bulunduğu ortaya çıkmaktadır.  
4
AĐHM, devletlerin, sadece toplantı yapma hakkını korumakla kalmayıp, bu hakkı  
dolaylı yoldan usulsüz bir ekilde sınırlandırmaktan da kaçınmalarının gerektiğini not  
etmektedir. Son olarak AĐHM, 11. madde koruma altındaki hakların kullanılmasında kamu  
güçlerinin keyfi müdahalelerine karı kiiyi koruma amacını içeriyorsa, buna ek olarak bu  
hakların etkili bir ekilde kullanılmasını sağlama pozitif yükümlülüğünü de kapsadığına  
kanaat getirmektedir (Djavit An).  
AĐHM, öncelikle, bu ilkelerin kamu alanlarında düzenlenen gösteri ve yürüyüler için  
de uygulanabileceğine kanaat getirmektedir. Ancak, AĐHM, kamu düzeni ve ulusal güvenlik  
nedenlerinden dolayı, a priori, Yüksek Sözlemeci Taraf’ın toplantı yapılmasını izne  
bağlaması ve derneklerin faaliyetlerini düzenlemesinin, 11. madde anlayıına ters olmadığını  
not etmektedir (Bkz. Djavit An).  
AĐHM, ulusal mevzuat hükümlerini gözönünde bulundurarak, halka açık gösterilerin  
düzenlenmesi için hiçbir izne gerek olmadığını gözlemlemektedir. Olayların meydana geldiği  
dönemde, yetkili makamlara yapılacak bildirinin olaydan yetmiiki saat önce yapılması  
gerekiyordu. Đlke olarak benzeri düzenlemeler, AĐHS tarafından korunduğu ekliyle toplantı  
yapma özgürlüğüne gizli bir engel oluturmamalıdır. Kamu alanlarındaki her türlü gösteri  
günlük yaamın devamı için bir takım düzensizliklere neden olabilmekte ve kinle karı  
karıya kalınabilmektedir. Hal böyleyken, dernek ve diğer gösteri organizatörlerinin,  
yürürlükteki düzenlemelere riayet ederek, demokrasinin aktörleri olarak oyunun kurallarına  
katılması önemlidir.  
AĐHM, bildiri yapılmadığı takdirde, gösterinin kanundıı olacağına kanaat  
getirmektedir. Bavuran da buna itiraz etmemektedir. Ancak AĐHM, kanundıı bir durumun  
toplantı özgürlüğünün ihlal edilmesini haklı göstermeyeceğini hatırlatmaktadır (Cisse-Fransa,  
no: 51346/99). Ancak bu durumda, bildirinin gösterinin halkın kalabalık olduğu bir saatte  
karııklıkların aza indirgenmesi amacıyla, yetkililere gerekli tedbirleri almayı sağlayabilirdi.  
AĐHM için, siyasi, kültürel yada baka amaçlı her türlü olay, toplantı ya da toplanmanın en iyi  
ekilde geçmesini sağlamak amacıyla önleyici tedbir olarak, örneğin gösteri alanlarında kamu  
görevlilerinin bulunması gibi güvenlik tedbirlerinin alınması önem arz etmektedir.  
Dosyadan gösterici grubun yürüyüün yasadıı olduğu ve halkın kalabalık olduğu bir  
saatte kamu düzeninde neden olabilecekleri karııklıklar konusunda birçok kez bilgi verildiği  
ve dağılmaları konusunda uyarıldıkları ortaya çıkmaktadır. Bavuran diğer göstericilerle  
birlikte, güvenlik kuvvetlerinin uyarılarına uymamıve geçii zorlatırmaya çalıtır.  
Ancak dosyadaki hiçbir unsur sözkonusu grubun, trafikte karııklık yaratması dıında  
kamu düzeni için tehlike arz ettiğini belirtmeyi sağlamamaktadır. Burada sözkonusu olan  
daha çok, elliye yakın kiinin kamuoyunun dikkatini güncel bir soruna çekmektir. AĐHM,  
öğleye doğru toplanmaya balandığını ve ilerleyen yarım saat içinde de grubun yakalanması  
ile sona erdiğini gözlemlemektedir. AĐHM, özellikle yetkililerin, Đnsan Hakları Derneği adına  
düzenlenen gösteriye son vermekte gösterdikleri sabırsızlığa anlam verememektedir.  
AĐHM için, göstericilerin iddet içeren faaliyetlerde bulunmadığında kamu güçlerinin,  
AĐHS’nin 11. maddesi tarafından güvence altına alındığı ekliyle toplantı özgürlüğünün  
geçerli olabilmesi için, barıyanlısı toplanmalara hogörüyle yaklaması önem arz  
etmektedir.  
5
Sonuç olarak AĐHM, bu davada polisin zor kullanarak müdahale etmesinin orantılı  
olmadığına ve AĐHS’nin 11. maddesinin ikinci paragrafı uyarınca kamu düzeninin korunması  
için gerekli bir tedbir oluturmağına kanaat getirmektedir.  
Dolayısıyla bu hüküm ihlal edilmitir.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuran, gösterinin yapıldığı gün altı saat boyunca çalımasının engellenmiꢀ  
olmasından dolayı uğradığı maddi zarar adı altında 1.190,83 Euro ve maruz kaldığı manevi  
zarar adı altında 20.000 Euro istemektedir.  
Hükümet bu miktarlara itiraz etmektedir.  
AĐHM, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi tazminat arasında nedensellik bağı  
görmemekte ve bu talebi reddetmektedir. Ayrıca, manevi zarar konusunda, AĐHS’nin 11.  
maddesinin ihlal tespitinde bulunulması ile bavuranın yeterince tazmin edildiğine kanaat  
getirmektedir.  
B. Masraf ve Harcamalar  
Bavuran, AĐHM önünde yapılan masraf ve harcamalar için 8.051,77 Euro  
istemektedir.  
Hükümet bu tutarın abartılı olduğuna kanaat getirmektedir.  
AĐHM içtihadına göre bir bavuran, gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda oldukları  
ortaya konulduğu sürece masraf ve harcamaların ödenmesini sağlayabilmektedir (Bkz.  
Nikolova-Bulgaristan, no: 31195/96). Bu bağlamda AĐHM, ilgilinin yapılan masraf ve  
harcamalara ilikin hiçbir delil sunmadığını not etmektedir. Yine de mevcut davanın  
hazırlanması amacıyla bazı harcamalar yapılmıtır. AĐHM bavurana bu bakımdan 1.000 Euro  
verilmesinin makul olduğuna kanaat getirmektedir.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına 3 puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edilmediğine;  
3. AĐHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. Đhlal sonucunun bavuranın uğradığı manevi zarar için tek baına adil tazmin  
6
oluturduğuna;  
5. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından  
bavurana masraf ve harcamalar için 1.000 (bin) Euro’nun miktara yansıtılabilecek her  
türlü vergiden muaf tutularak ödenmesine,  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
6. Adil tazmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3.  
maddesine uygun olarak 5 Aralık 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir  
7