AĐHM, AĐHS’nin 6. maddesinin 3. fıkrasında dile getirilen ilkelerin 1. fıkra ile güvence altına
alınan adil dava hakkına özgü yönleriyle değerlendirilmesi gerektiğini anımsatmaktadır.
AĐHM başvuranın şikayetlerinin AĐHS’nin 6 § 1. madde yönünden incelenmesinde fayda
olduğunu takdir etmektedir.
Bu iddialara karşı çıkan Hükümet ceza kararnamesinin adil bir dava sonucunda verildiğini
savunmaktadır. Hükümet’e göre burada, önemsiz olarak adlandırılan davalarla ilgili işlemleri
basitleştirerek mahkemelerin iş yükünü azaltmayı amaçlayan bir prosedür sözkonusudur.
Hükümet’e göre Türk Hukuku Asliye Ceza Mahkemesi’ne itiraz edilmesi suretiyle ceza
kararnamelerine karşı etkili bir başvuru yolunun bulunduğunu dile getirmektedir.
Đddianamenin ve Cumhuriyet Savcısı’nın mütalaasının başvurana tebliğ edilmemesine ilişkin
olarak Hükümet, başvuranın mahkeme kaleminde bulunan sözkonusu belgelere istediği
zaman ulaşmasının mümkün olduğunu belirtmektedir. Hükümet, iddianamede suçlama
gerekçelerinin dile getirildiğini ve sonuç olarak bu konularda hüküm verme yetkisinin Sulh
Ceza Mahkemesinde olduğunu açıklamaktadır. Hükümet’e göre başvuran, Sulh Ceza
Mahkemesi’nin kararına karşı itiraz imkanına sahip olduğundan silahların eşitliği ilkesinin
çiğnendiği iddiasında bulunamaz. Hükümet bu konuda ceza kararnamesi usulünün AĐHS’nin
6. maddesinin gereklerine uygun olduğu sonucuna varmıştır.
Hükümet 1 Haziran 2005 tarihinde yeni Ceza Kanunu’nun ve Ceza Muhakemeleri Usulü
Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle ceza kararnamesi usulünün artık Türk Hukuku’nda yer
almadığına dikkat çekmektedir.
Başvuran iddialarını yinelemektedir.
A. Kabuledilebilirliğe dair
AĐHM başvurunun AĐHS’nin 35 § 3. maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun
olmadığını tespit etmektedir. Ayrıca başvuru herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesiyle
karşılaşmamaktadır. Bu nedenle başvuru kabuledilebilirdir.
B. Esasa dair
AĐHM duruşmaların aleniliği ikesinin 6 § 1. maddede yer alan en temel ilkelerden biri
olduğunu hatırlatmaktadır. Bu ilke kamu denetiminin dışına çıkan gizli adalet karşısında
yargılanabilirleri korur ve mahkemelere olan güvenin muhafaza edilmesine katkıda bulunan
unsurlardan birini teşkil eder. Adaletin idaresi noktasında temin ettiği şeffaflık vasıtasıyla adil
yargılanma gibi demokratik her toplumda bulunması gereken ilkeler arasında yer alan 6 § 1.
maddenin amacına ulaşmasına katkıda bulunur (bkz. Gautrin ve diğerleri – Fransa, 20 Mayıs
1998 tarihli karar, § 42, Stefanelli – San Marino, no: 35396/97, § 19, ve Karahanoğlu –
Türkiye, no: 35396/97, § -3539).
6. maddenin 3. fıkrasının a) bendi «iddianamenin» ilgiliye tebliğine son derece büyük önem
atfeder. Đddianame cezai takibatta belirleyici bir rol oynar. Bu suretle iddianame tebliğ
edildiği andan itibaren hakkında suçlamada bulunulan kişi kendisine yöneltilen suçlamaların
hukuki ve olgusal temeli hakkında bilgilendirilmiş olur (Kamasinski – Avusturya, 19 Aralık
1989 tarihli karar, § 79). 6. maddenin 3. fıkrasının a) bendi sanığa, yalnızca suçlamanın sebebi
hakkında, yani aleyhindeki suçlamanın temelini teşkil eden maddi olaylar değil, bu olayların