C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ÖZ - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 43883/04 )  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
20 Mayıs 2008  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup bazı  
ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine yapılan ve 43883/04 numaralı bavurunun nedeni T.C.  
vatandaı Naile Öz’ün (bavuran) 17 Kasım 2004 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları  
Mahkemesi’ne (AĐHM) Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa  
Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Ankara barosu avukatlarından T.  
Akıllıoğlu, A. Aktay ve Ö. Yıldız tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
1. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1949 doğumlu olup Tarsus’ta ikamet etmektedir.  
27 Ağustos 1996 tarihinde Đçel Büyükehir Belediyesi (Đdare) yol geniletme çalıması  
amacıyla bavurana ait taınmazı kamulatırmıtır.  
Bilirkii komisyonu 24 Eylül 1996 tarihli bir rapor ile arsanın değerini 136.500.000 TL (o  
dönemde yaklaık 1.158 Euro) olarak belirlemive kamulatırma bedeli taınmazın 12 ubat  
1997 tarihindeki devri sırasında bavurana ödenmitir.  
Ödenen kamulatırma bedelini yetersiz bulan bavuran ek kamulatırma bedeli talebiyle 24  
ubat 1997 tarihinde Tarsus Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açmıtır.  
Asliye Hukuk Mahkemesi 8 Ağustos 1997 tarihli kararı ile bavuranın talebini kısmen yerinde  
bulmuve Đdarenin mezkur taınmazın 12 ubat 1997 tarihindeki devrinden geçerli olmak  
üzere yansıtılacak yasal faiz oranı ile birlikte bavurana 1.003.300.000 TL (o dönemde  
yaklaık 5.766 Euro) ek kamulatırma tazminatı ödemesine karar vermitir. Mahkeme aynı  
kararla Đdarenin aynı zamanda 109.389.474 TL (o dönemde yaklaık 63 Euro) yargı gideri ile  
avukatlık ücretini ödemesine de hükmetmitir.  
Yargıtay 11 Mayıs 1998 tarihli kararı ile Đlk derece mahkemesinin kararını onamıtır.  
Yargıtay 24 Haziran 1998 tarihinde Đdare tarafından yapılan temyiz talebini reddetmitir.  
Bavuranın 27 Eylül 2004 tarihinde Đdare hakkında balattığı icra takibi sonuçsuz kalmıtır.  
10 Ağustos 2006 tarihinde bu bavurunun yapılmasından yaklaık bir yıl dokuz ay sonra Đdare  
tarafından bavurana yasal faiziyle birlikte 7.225,25 YTL (o dönemde yaklaık 3.884 Euro) ek  
kamulatırma tazminatı ile yargı gideri ve avukatlık ücreti için 689,23 YTL (yaklaık 370  
Euro) ödenmitir.  
II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK VE UYGULAMALARI  
Kamulatırma alanındaki iç hukuk ve uygulamaları hakkında bkz. Akku-Türkiye kararı (9  
Temmuz 1997 ve Aka-Türkiye kararı, 23 Eylül 1998).  
2
HUKUK  
III. EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
HAKKINDA  
Bavuran bir yanda ek kamulatırma tazminatının geç ödenmesi ve diğer yanda sözkonusu  
tazminata uygulanan yasal faizin o dönemde Türkiye’de yüksek olan enflasyon karısında  
yetersiz kalması nedeniyle iki bakımdan mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden ikayetçi  
olmaktadır. Bavuran bu yönde Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesini ileri sürmektedir.  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
Hükümet AĐHS’nin 35. maddesine uygun olarak iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle  
AĐHM’yi bavuruyu reddetmeye davet etmektedir. Hükümet bu bağlamda, geç yapılan  
ödemenin neden olduğu zararın giderilmesi için bavuranın Borçlar Kanunu’nun 105.  
maddesinde öngörülen bavuru yolunu kullanmadığını savunmaktadır.  
Bavuran bu sava karı çıkmaktadır.  
AĐHM Borçlar Kanunu’nun 105. maddesinde yer alan bavuru yolunun etkisiz oluu  
nedeniyle benzer bir ikayetin daha önce reddedildiğini hatırlatır (Bkz. özellikle sözü edilen  
Aka kararı). Bu nedenle aynı gerekçeyle yapılan ön itirazı reddetmektedir.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esasa dair  
AĐHM bundan önce de bu bavurudakine benzer sorunları ortaya koyan davaların ele  
alındığını ve bunların Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını  
kaydetmektedir (Bkz. sözü edilen Akkus.1310, par. 30-31, ve Aka s.2682, par. 50-51  
kararları).  
AĐHM, incelemelerinde Hükümet’in davayı farklı ekilde sonuçlandıracak hiçbir tespit ve  
delil sunmadığını not etmektedir. AĐHM, ulusal mahkemelerce hükme bağlanan ek tazminatın  
ödenmemesindeki kusurun kamulatırmayı yapan idareye ait olduğunu ve bu gecikmenin  
bavuranları mülkiyetin kamulatırmasına ilaveten ayrı bir zarara daha soktuğunu tespit  
etmektedir. Bu zarar yasal faiz oranının enflasyona göre yetersiz kalııyla iki katına çıkmıtır.  
AĐHM’yi bavuranın toplum yararının gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının  
korunması arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan alıılmıın dıında ve ölçüsüz  
bir yüke katlanmak zorunda kaldığı yönünde düünmeye sevk etmektedir.  
Sonuç olarak, Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmitir.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine  
karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi  
3
edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil  
tatminine hükmeder.”  
A. Maddi ve manevi tazminat  
Bavuran 3.181 Euro maddi, 5.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.  
Hükümet bu miktarlara karı çıkmaktadır.  
AĐHM maddi zarar ile ilgili olarak, Akku-Türkiye kararında (sözü edilen s.1311, par.35-36)  
uygulanan hesaplama yöntemi ıığında bavurana talep ettiği maddi tazminatın tamamının  
ödenmesini uygun görmektedir.  
Manevi zarara gelince, AĐHM mevcut koullarda ihlal kararının kendisinin adil bir tatmini  
oluturduğuna itibar etmektedir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran AĐHM önünde yapmıolduğu avukatlık giderleri için 5.000 Euro talep etmekte  
buna karılık bu talebini destekleyici bir belge sunmamaktadır.  
Hükümet bu miktara itiraz etmektedir.  
AĐHM’nin 41. maddesine göre bir bavuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AĐHM bu bavuruda bavuranın avukatlık  
giderlerini kanıtlayıcı herhangi bir belge sunmadığı saptamasını yapmaktadır. Bu durumda  
AĐHM bavurana avukatlık ücreti bağı altında bir ödeme yapılmasını gerekli  
görmemektedir.  
C. Gecikme faizi  
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı  
faiz oranına 3 puanlık bir artıeklenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi’nin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve her  
türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet tarafından bavurana 3.181 (üç  
bin yüz seksen bir) Euro maddi tazminat ödenmesine;  
b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına  
kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının  
üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına,  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
4
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 20 Mayıs 2008 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
5