1. Yerel iꢀlemlerde sözlü duruꢀmanın olmaması
32. Baꢀvuran, kendisine, kanuna aykırı gözaltındaki tutukluluğu sürecinde çekmek
zorunda kaldığı eziyeti, yargı makamlarına ifade etme fırsatının verilmiꢀ olması gerektiğini
iddia etmiꢀtir. Buna ek olarak, Adli Tıp Kurumu’nun raporunda yer alan tespitler gerekçesiyle
talebi reddedildiği için, bu raporu hazırlayan doktorlara sorular yöneltebilmesi gerektiğini ileri
sürmüꢀtür.
Ayrıca, manevi zararlar için ödenmesine karar verilen tazminat miktarının,
Hükümet’in iddia ettiği gibi haksız iktisaba yol açması bir yana dursun, yeterli olmaktan çok
uzak olduğunu ileri sürmüꢀtür.
33. Hükümet, 466 sayılı Kanun’un 3. maddesine uygun olarak, yerel mahkemenin,
dosyadaki davada bir duruꢀma düzenlemeden karar verdiğini ileri sürmüꢀtür. Hükümet,
baꢀvuranın davasının, Ağır Ceza Mahkemesi’nin yetkisi kapsamında olmasına rağmen, ceza
davası olmadığını ileri sürmüꢀtür. Dolayısıyla, onun iddiası, tek baꢀına dava dosyasına
dayanarak uygun ꢀekilde karara bağlanabilirdi. Hükümet, Ağır Ceza Mahkemesi’nin,
baꢀvuranın maddi tazminat talebini, baꢀvuranın hastalığının tutukluluk sürecinin öncesinde
var olduğunu doğrulayan sağlık raporlarına dayanarak, reddettiğini ileri sürmüꢀtür. Üstelik,
daha yüksek bir miktarın haksız iktisaba yol açmıꢀ olacağı değerlendirildiğinde, manevi
zararlar için ödenmesine karar verilen tazminat uygundur.
Hükümet, ilaveten, dava dosyasının, iꢀlemler boyunca taraflara açık bulunduğunu ileri
sürmüꢀtür. Bu nedenle, baꢀvuran, onun içindeki belgelerin örneğini alabilir ve yazılı
görüꢀlerini sunabilirdi.
34. Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’nin yerleꢀik içtihadına göre, sözlü duruꢀmayı
uygulamamayı haklı çıkaran istisnai durumlar olmadığı sürece, bir ilk ve tek derece
mahkemesinin huzurundaki iꢀlemlerde, 6 § 1. maddenin anlamında “açık duruꢀma” hakkı,
beraberinde, “sözlü duruꢀma” isteme hakkını getirir (bkz., diğerlerinin yanı sıra, Allan
Jacobsson – Đsveç (no. 2), 19 ꢁubat 1998 tarihli karar, Reports of Judgments and Decisions
1998-I, s. 168, § 46).
35. AĐHM, baꢀvuranın talebinin, Antalya Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ve daha
sonra temyiz üzerine Yargıtay tarafından üç kere incelendiğini gözlemler. Baꢀvurana, hiçbir
aꢀamada, yerel mahkemeler huzurunda sözlü duruꢀma fırsatı sağlanmamıꢀtır.
36. Baꢀvuranın maddi ve sosyal statüsü ile beraber onun tutukluluğu ve bu
tutukluluğun süreci unsurunun dava dosyasında ve baꢀvuranı dinleme gereği olmadan
saptanabileceği doğru iken, çektiğini iddia ettiği duygusal acının değerlendirilmesinde farklı
yaklaꢀımlar uygulanmalıdır. AĐHM’nin görüꢀüne göre, baꢀvurana, tutukluluğunun sebep
olduğu sıkıntı ve kaygı ꢀeklindeki manevi zararı Antalya Ağır Ceza Mahkemesi’ne sözlü
olarak açıklama fırsatı sağlanmıꢀ olmalıydı. Baꢀvuranın yaꢀadıklarının esas olarak kiꢀisel
niteliği ve uygun tazminat düzeyinin belirlenmesi, baꢀvuranın ifadesinin dinlenmesini
gerektirir. Bu konuların nitelik açısından teknik olduğu ve tek baꢀına dava dosyasına
dayanarak uygun ꢀekilde karara bağlanabileceği söylenemez. Aksine, AĐHM, baꢀvuranın
davasında, adaletin uygulanıꢀının ve Devlet’in sorumluluğunun, baꢀvurana, kamu
incelemesine açık yerel mahkeme huzurunda bir duruꢀmada kiꢀisel durumunu açıklama hakkı
sağlayarak, daha iyi yerine getirilmiꢀ olacağını değerlendirir (yukarıda anılan, Göç, § 51).
5