COUNCIL  
A V R U P A  
OF E U R O P E  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÜÇÜNCÜ DAĐRE  
ÖZATA – TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 19578/02)  
KARAR  
STRAZBURG  
20 Ekim 2005  
Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen artlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, ekle  
ilikin değiiklik yapılabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Özata – Türkiye davasında,  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Üçüncü Daire),  
Bakan B. M. ZUPANČIČ  
Yargıçlar J. HEDIGAN,  
L. CAFLISCH,  
R. TÜRMEN,  
C. BIRSAN,  
M. TSATSA – NIKOLOVSKA,  
R. JAEGER ve  
Bölüm Sekreteri V. BERGER’in katılımı ile kapalı oturumda 29 Eylül 2005 tarihinde  
toplanve anılan tarihte izleyen kararı vermitir  
USUL  
1. Dava, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözlemesi’nin (“Sözleme”) 34.  
maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, bir Türk vatandaı olan Zahide Songül  
Özata (“bavuran”) tarafından, 15 Nisan 2002 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne  
yapılan bavurudan (no. 19578/02) kaynaklanmaktadır.  
2. Bavuran, Đzmir Barosu’na bağlı avukat M.N. Terzi tarafından temsil edilmitir.  
Türk Hükümeti (“Hükümet”) AĐHM huzurundaki ilemler için bir Ajan tayin etmemitir.  
3. 3 Haziran 2004 tarihinde, AĐHM (Üçüncü Daire) bavurunun kısmen kabuledilmez  
olduğunu açıklamıve sözlü duruma olmamasına, Cumhuriyet Savcısı’nın Antalya Ağır  
Ceza Mahkemesi huzurundaki ve Cumhuriyet Basavcısı’nın Yargıtay huzurundaki  
görülerinin bavurana bildirilmemesine, tazminat ilemlerinin süresine ve mahkeme  
tarafından ödenmesine karar verilen tazminatın ödenmemesine ilikin ikayeti bildirmeye  
karar vermitir. AĐHS’nin 29 § 3. maddesinin hükümleri uyarınca, Avrupa Đnsan Hakları  
Mahkemesi, bavurunun esaslarını kabuledilebilirliği ile birlikte incelemeye karar vermitir.  
4. 1 Kasım 2004 tarihinde, AĐHM Daire’lerinin yapısını değitirmitir (Đç Tüzük 25 §  
1. madde). Bu dava, yeni oluturulmuÜçüncü Daire’ye verilmitir (Đç Tüzük 52 § 1. madde).  
OLAYLAR  
I. DAVA OLAYLARI  
5. Bavuran 1948 doğumludur ve Ankara'da ikamet etmektedir.  
6. Bavuran, PKK'ya üye olma üphesi üzerine, Antalya Emniyet Müdürlüğü Terörle  
Mücadele ubesi polis memurları tarafından 21 Kasım 1995 tarihinde Antalya'da  
1
yakalanmıtır. 29 Kasım 1995 tarihine kadar gözaltında tutulmutur.  
7. 29 Kasım 1995 akamında, gözaltından serbest bırakılıının hemen ardından,  
bavuran, muayene olmak için özel bir hastaneye gitmitir. Muayenesinde yer alan doktorlar  
tarafından düzenlenen, 30 Kasım 1995 ve 1 Aralık 1995 tarihli sağlık raporlarına göre,  
bavuran, yüksek tansiyonu olduğu için üç gün hastanede kalmıtır. Ayrıca, ona nevrotik  
kaygı tanısı konulduğu da kaydedilmitir. Üç gün daha yatması tavsiye edilmitir.  
8. 25 Aralık 1995 tarihinde, Devlet Güvenlik Mahkemesi Đzmir Savcısı, delil  
yetersizliği gerekçesiyle, bavuran hakkındaki suçlamalardan vazgeçmitir.  
9. 13 ubat 1996 tarihinde, 466 sayılı Kanun'un 1 § 6 ve 2 § 1. maddelerine atıfta  
bulunan bavuran, kanuna aykırı yakalanması ve sekiz gün süren tutukluluğu için tazminat  
talep ederek, Antalya Ağır Ceza Mahkemesi'nde Hazine'ye karı dava açmıtır. Manevi  
zararlarını telafi etmesi için 500.000.000 Türk Lirası (TL) ve hastane harcamaları için  
11.820.000 TL talep etmitir.  
10. 19 Temmuz 1996 tarihinde, Antalya Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet  
Savcısı'nın yazılı görüünü aldıktan sonra, bavurana hastane harcamaları için tazminat  
ödenmesine ve manevi zararlar için, kiisel, maddi ve sosyal statüsüne dayanarak hesaplanan,  
30.000.000 TL tazminat ödenmesine karar vermitir.  
11. Hem bavuran hem de Hazine tazminat kararını temyiz etmitir. Bavuran, temyize  
ilikin olarak, tazminat miktarının haksız yakalanıı ve tutuklanıına karı yetersiz olduğunu  
ileri sürmütür. Hazine, ödenmesine karar verilen miktarın haddinden fazla olduğu  
görüündedir.  
12. 19 Mart 1997 tarihinde, Cumhuriyet Basavcısı, her iki tarafın itirazlarının  
esaslarına ilikin görüünü bildirmitir. Mahkeme'ye, ilk derece kararını bozmasını önermitir.  
Özel bir hastanede yapılan harcamaların ödenmemesi gerektiği kararını vermitir. Ayrıca,  
ilgili içtihadın karısında, manevi zararlara karılık ödenmesine karar verilen tazminatın  
haddinden fazla olduğunu değerlendirmitir.  
13. 27 Mayıs 1997 tarihinde, Yargıtay, Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararını en bata  
bavuranın yüksek tansiyonunun gözaltında tutukluluğundan kaynaklanıp kaynaklanmadığını  
tespit etmeden verdiği gerekçesiyle, kararı bozmutur.  
14. 4 Temmuz 1997 tarihinde, mahkeme, bavuranın hastalığının sebebine ilikin tıbbi  
görüalmaya karar vermitir. Ayrıca, Cumhuriyet Savcısı'ndan, bavuranın iddialarına ilikin  
yazılı görüleri istenmitir.  
15. Bavuranı muayene eden doktorlar tarafından düzenlenen 27 Ekim 1997 ve 3  
Aralık 1997 tarihli iki sağlık raporu, Antalya Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunulmutur. Bu  
raporlar, bavuranın Kasım 1995’de üç günlüğüne hastaneye yattığı ve ona, tutukluluk artları  
dolayısıyla ağırlaan, hipertansiyon ve nevrotik kaygı tanısı konulduğu gerçeğini  
doğrulamıtır.  
16. 13 Ocak 1998 tarihinde, mahkeme, bavuranın muayenesinden sorumlu olan iki  
doktoru sorgulamıtır. Doktorlar, hem hipertansiyon hem de nevrotik kaygı’nın, bavuranın  
büyük ihtimalle tutukluluk sürecinin öncesinde de yaamıolduğu, sağlık problemleri  
2
olduğunu doğrulamılardır. Ancak, tutukluluk artlarının bu hastalıklar üzerindeki ağırlatırıcı  
etkisini de doğrulamılardır. Mahkeme, Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu’nun dava  
dosyasını incelemesini ve yorumlarını sunmasını talep etmitir.  
17. 27 Nisan 1998 tarihinde, Adli Tıp Kurumu Üçüncü Đhtisas Kurulu, hipertansiyon  
ve nevrotik kaygı’nın, bavuranın gözaltında tutukluluğunun öncesinde var olan sağlık  
problemleri olup olmadıklarını kesin olarak belirleyemediği sonucuna varmıtır. Dolayısıyla,  
dava dosyasını Adli Tıp Kurumu’nun baka bir kuruluna havale etmitir.  
18. 27 Mart 2000 tarihinde mahkemeye sunulan, Dördüncü Đhtisas Kurulu’nun 20  
Aralık 1999 tarihli raporuna göre, hem hipertansiyon hem de nevrotik kaygı tutukluluk  
artlarından kaynaklanmamıtır.  
19. 8 Haziran 2000 tarihinde, Antalya Ağır Ceza Mahkemesi, 20 Aralık 1999 tarihli  
rapor karısında, bavurana sadece manevi zararlar için tazminat ödenmesine karar vermitir.  
Mahkeme, Dava olayları ıığında ve bavuranın çektiği duygusal acının yoğunluğu yanında  
maddi ve sosyal statüsünü değerlendirmiolarak, bavurana manevi zararlar için tazminat  
olarak 30.000.000 TL ödenmesine karar vermitir.  
20. 28 Haziran 2000 tarihinde, bavuran, kendisine faiziyle birlikte hem maddi hem de  
manevi tazminat ödenmesi gerekirdi eklinde iddiada bulunarak, kararı temyiz etmitir.  
Ayrıca, Yargıtay’ın bir duruma düzenlemesini talep etmitir.  
21. Yargıtay Cumhuriyet Basavcısı, 30 Kasım 2000 tarihli yazılı görülerinde,  
mahkemeye, bavuranın duruma talebiyle birlikte iddialarını reddetmesini tavsiye etmitir.  
Bavuranın davasının, temyiz derecesinde bir duruma düzenlemeyi gerektirecek, cezai bir  
konu hakkında olmadığını ileri sürmütür. Cumhuriyet Savcısı, bununla beraber, mahkemeye,  
usul hukuku gerekçesiyle Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını bozmasını tavsiye etmitir.  
22. 12 Aralık 2000 tarihinde, Yargıtay, Cumhuriyet Basavcısı’nın görüüne uymuve  
Antalya Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını bozmutur.  
23. 2 Ocak 2001 tarihinde, dava, Antalya Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda yeniden  
balatılmıtır. Cumhuriyet Savcısı, mahkemeye, bavuranın maddi tazminat talebini  
reddetmesini ve manevi zararlar için ona tazminat vermesini tavsiye etmitir.  
24. 30 Mayıs 2001 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi, bavurana, faizle birlikte  
30.000.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermitir.  
25. 30 Temmuz 2001 tarihinde, bavuran, önceki gerekçelerini tekrarlayarak, kararı  
temyiz etmitir. 28 Kasım 2001 tarihinde, Yargıtay Cumhuriyet Basavcısı, mahkemeye, Ceza  
Mahkemesi’nin kararını onamasını tavsiye etmitir.  
26. 24 Aralık 2001 tarihinde, Yargıtay, inter alia, Cumhuriyet Basavcısı’nın  
görüünü göz önünde tutarak, 30 Mayıs 2001 tarihli kararı onamıtır.  
27. Hükümet tarafından sunulan bilgiye göre, bavuran, Antalya Ağır Ceza  
Mahkemesi tarafından ona ödenmesine karar verilen tazminatı almak için hiçbir zaman  
bavuruda bulunmamıtır.  
3
II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK  
28. Sözkonusu zamandaki ilgili iç hukukun açıklaması Göç – Türkiye kararında ([BD],  
no. 36590/97, §§ 27-34, AĐHM 2002-V) bulunabilir.  
HUKUK  
I. AVRUPA ĐNSAN HAKLARI SÖZLEMESĐ’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL  
EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
29. Bavuran, adil ve açık duruma hakkının iki ekilde ihlal edildiğini ileri sürmütür:  
ilk olarak, tazminat talebi kararında ona hiçbir zaman sözlü duruma sağlanmatır; ikinci  
olarak, ona, hiçbir zaman, Cumhuriyet Savcısı’nın Antalya Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan  
yazılı görüüne ve Cumhuriyet Basavcısı’nın Yargıtay’a sunulan, bavuranın temyizinin  
esasları üzerine olan yazılı görüüne yanıt verme fırsatı verilmemitir.  
Ayrıca, bavuran, Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin 6 § 1. maddesinin anlamı  
dahilinde, tazminat ilemlerinin “makul süre” içinde sonuçlanmadığından ikayetçi olmutur.  
6 § 1. maddenin ilgili kısmı öyledir:  
“Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili … karar verecek olan, … bir mahkeme  
tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek  
hakkına sahiptir.”  
30. Hükümet, bu iddiaya itiraz etmitir.  
A. Kabuledilebilirlik  
31. Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin 35 § 3.  
maddesinin anlamı dahilinde, bu ikayetlerin temelsiz olmadığını kaydeder. AĐHM, ayrıca,  
bavurunun baka açılardan da kabuledilmez olmadığını kaydeder. Dolayısıyla, bavuru,  
kabuledilebilir ilan edilmelidir.  
B. Esaslar  
4
1. Yerel ilemlerde sözlü durumanın olmaması  
32. Bavuran, kendisine, kanuna aykırı gözaltındaki tutukluluğu sürecinde çekmek  
zorunda kaldığı eziyeti, yargı makamlarına ifade etme fırsatının verilmiolması gerektiğini  
iddia etmitir. Buna ek olarak, Adli Tıp Kurumu’nun raporunda yer alan tespitler gerekçesiyle  
talebi reddedildiği için, bu raporu hazırlayan doktorlara sorular yöneltebilmesi gerektiğini ileri  
sürmütür.  
Ayrıca, manevi zararlar için ödenmesine karar verilen tazminat miktarının,  
Hükümet’in iddia ettiği gibi haksız iktisaba yol açması bir yana dursun, yeterli olmaktan çok  
uzak olduğunu ileri sürmütür.  
33. Hükümet, 466 sayılı Kanun’un 3. maddesine uygun olarak, yerel mahkemenin,  
dosyadaki davada bir duruma düzenlemeden karar verdiğini ileri sürmütür. Hükümet,  
bavuranın davasının, Ağır Ceza Mahkemesi’nin yetkisi kapsamında olmasına rağmen, ceza  
davası olmadığını ileri sürmütür. Dolayısıyla, onun iddiası, tek baına dava dosyasına  
dayanarak uygun ekilde karara bağlanabilirdi. Hükümet, Ağır Ceza Mahkemesi’nin,  
bavuranın maddi tazminat talebini, bavuranın hastalığının tutukluluk sürecinin öncesinde  
var olduğunu doğrulayan sağlık raporlarına dayanarak, reddettiğini ileri sürmütür. Üstelik,  
daha yüksek bir miktarın haksız iktisaba yol açmıolacağı değerlendirildiğinde, manevi  
zararlar için ödenmesine karar verilen tazminat uygundur.  
Hükümet, ilaveten, dava dosyasının, ilemler boyunca taraflara açık bulunduğunu ileri  
sürmütür. Bu nedenle, bavuran, onun içindeki belgelerin örneğini alabilir ve yazılı  
görülerini sunabilirdi.  
34. Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’nin yerleik içtihadına göre, sözlü durumayı  
uygulamamayı haklı çıkaran istisnai durumlar olmadığı sürece, bir ilk ve tek derece  
mahkemesinin huzurundaki ilemlerde, 6 § 1. maddenin anlamında “açık duruma” hakkı,  
beraberinde, “sözlü duruma” isteme hakkını getirir (bkz., diğerlerinin yanı sıra, Allan  
Jacobsson – Đsveç (no. 2), 19 ubat 1998 tarihli karar, Reports of Judgments and Decisions  
1998-I, s. 168, § 46).  
35. AĐHM, bavuranın talebinin, Antalya Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ve daha  
sonra temyiz üzerine Yargıtay tarafından üç kere incelendiğini gözlemler. Bavurana, hiçbir  
aamada, yerel mahkemeler huzurunda sözlü duruma fırsatı sağlanmatır.  
36. Bavuranın maddi ve sosyal statüsü ile beraber onun tutukluluğu ve bu  
tutukluluğun süreci unsurunun dava dosyasında ve bavuranı dinleme gereği olmadan  
saptanabileceği doğru iken, çektiğini iddia ettiği duygusal acının değerlendirilmesinde farklı  
yaklaımlar uygulanmalıdır. AĐHM’nin görüüne göre, bavurana, tutukluluğunun sebep  
olduğu sıkıntı ve kaygı eklindeki manevi zararı Antalya Ağır Ceza Mahkemesi’ne sözlü  
olarak açıklama fırsatı sağlanmıolmalıydı. Bavuranın yaadıklarının esas olarak kiisel  
niteliği ve uygun tazminat düzeyinin belirlenmesi, bavuranın ifadesinin dinlenmesini  
gerektirir. Bu konuların nitelik açısından teknik olduğu ve tek baına dava dosyasına  
dayanarak uygun ekilde karara bağlanabileceği söylenemez. Aksine, AĐHM, bavuranın  
davasında, adaletin uygulanıının ve Devlet’in sorumluluğunun, bavurana, kamu  
incelemesine açık yerel mahkeme huzurunda bir durumada kiisel durumunu açıklama hakkı  
sağlayarak, daha iyi yerine getirilmiolacağını değerlendirir (yukarıda anılan, Göç, § 51).  
5
37. Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi, dolayısıyla, sözlü durumayı uygulamamayı  
haklı çıkarabilecek istisnai durumlar olmadığını değerlendirir ve buna göre AĐHS’nin 6 § 1.  
maddesi ihlal edilmitir.  
2. Cumhuriyet Savcılarının Antalya Ağır Ceza Mahkemesi ve Yargıtay’a sunulan  
yazılı görülerinin bildirilmemesi  
38. Bavuran, Cumhuriyet Basavcısı’nın Yargıtay’a sunulan görüüyle birlikte,  
Cumhuriyet Savcısı’nın Antalya Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan yazılı görüünün  
kendisine bildirilmediğini iddia etmitir. Dolayısıyla, Cumhuriyet Savcılarının görülerine  
yanıt verme ve kendi iddialarını sunma fırsatının olmadığını ileri sürmütür.  
39. Hükümet, bu ikayete ilikin hiçbir görübildirmemitir.  
40. AĐHM, aynı ikayeti geçmite incelemiolduğunu ve Göç – Türkiye kararında  
(yukarıda anılan, § 58) AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlalini tespit ettiğini kaydeder. O  
kararda, AĐHM, Cumhuriyet Basavcısı’nın görülerinin niteliğini ve bavurana yanıt olarak  
yazılı görüte bulunma fırsatının verilmediği gerçeğini gözönünde tutarak, bavuranın karıt  
ilem balatma hakkının ihlal edildiği kararını vermitir (loc. cit. § 55).  
41. AĐHM, imdiki davayı incelemive yukarıda belirtilen davadaki kararından  
sapmasını gerektirecek hiçbir özel durum bulmamıtır.  
42. Buna göre, bavurana, Cumhuriyet Savcıları’nın Antalya Ağır Ceza Mahkemesi ve  
Yargıtay huzurundaki görülerinin bildirilmemesine ilikin olarak, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi  
ihlal edilmitir.  
3. Đꢀlemlerin Süresi  
43. Bavuran, Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin 6 § 1. maddesine göre, tazminat  
ilemlerinin süresinin “makul süre” artını ihlal ettiğini iddia etmitir.  
44. Bavuran, davasının, karmaık olmağı için, uzun ve ayrıntılı bir yargı incelemesi  
gerektirmemiolduğunu vurgulamıtır. Davası, haksız bir tutuklamaya dayanan doğal  
tazminat talebi hakkındadır.  
45. Hükümet, mahkemenin bavuranın davasını ele alıının “makul süre” artına  
uymuolduğunu değerlendirmitir. Hükümet, bavuranın tazminat talebinin karara  
bağlanmasını geciktirenin esas olarak bavuranın davranıının olmuolduğunu ileri  
sürmütür. Bavuran, Antalya Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararlarını üç kere temyiz ederek,  
ilemlerin uzamasına katkıda bulunmutur.  
46. Mahkeme, ilemlerin, bavuranın Antalya Ağır Ceza Mahkemesi’ne talepte  
bulunduğu, 13 ubat 1996 tarihinde baladığını ve 24 Aralık 2001 tarihli Yargıtay kararıyla  
son bulduğunu gözlemler (bkz. yukarıda 8 ve 24. paragraflar). Buna göre, değerlendirilecek  
6
olan süre yaklaık on ay beyıldır.  
47. AĐHM, bu sürenin uygunluğunu, davanın olayları ıığında ve içtihadı tarafından  
yerleen kriterlere, özellikle davanın karmaıklığına, bavuranın ve ilgili makamların  
davraına ve davada bavuran için neyin tehlikede olduğuna atfen inceleyecektir (bkz., çok  
sayıda diğer içtihat arasında, Frydlender – Fransa [BD], no. 30979/96, § 43, AĐHM 2000-VII,  
ve Humen – Polonya [BD], no. 26614/95, § 60, 15 Ekim 1999).  
48. Davanın niteliğine ilikin olarak, AĐHM, talebin karara bağlanmasının bilirkii  
delili elde etme ihtiyacı gerektirdiği için belli bir karmaıklıkta olduğunu gözlemler. Ancak,  
Hükümet’in, bavuranın ilemlerin süresine katkıda bulunduğu eklindeki görüünü  
paylamamaktadır. Bavuran, usule ait haklarından yararlanmıolmaktan kınanamaz.  
Özellikle, temyiz usulünü kötüye kullandığını veya mahkemenin zamanını yasal dayanağı  
olmayan ve tümüyle kendi lehinde taleplerle harcadığını gösteren hiçbir ey yoktur.  
49. Yargı makamlarının davranıına ilikin olarak, AĐHM, incelenmekte olan süre  
zarfında, mahkemeler tarafından davaya altı defa bakıldığını gözlemler. Hiçbir duruma  
düzenlenmemiolmasına rağmen, mahkeme, dava dosyasını düzenli olarak incelemive  
dahası, ilemlerde, bilirkii delili elde etmekle ilikili (bkz. yukarıda 13-16. paragraflar) aırı  
bir gecikme olmamıtır. Sonuç olarak, AĐHM, yetkililerin, bavuranın davasını ele alırken  
gerekli özeni gösterdiklerini değerlendirir.  
50. Yukarıda belirtilenler karısında ve ilemlerin toplam süresini gözönünde tutarak,  
AĐHM, AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edilmediğine karar verir.  
II. 1 NO.’LU PROKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
51. Bavuran, 1 No.‘lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca, mahkeme tarafından  
ödenmesine karar verilen manevi tazminatın halen ödenmediğinden ikayetçi olmutur. 1  
No.‘lu Protokol’ün 1. maddesi öyledir:  
“Her gerçek ve tüzel kiinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı  
vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koullara ve uluslararası  
hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.  
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını  
düzenlemek veya vergilerin ya da baka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için  
gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”  
52. Hükümet, bavuranın, tazminatını almak üzere yetkililere bavurmadığı için iç  
hukuk yollarını tüketmediğini ileri sürmütür.  
53. Bavuran, tazminatını almak için yetkililere bavurmak zorunda olmadığını ileri  
sürmütür. Adresi mahkeme tarafından bilindiği için, yetkililer, ona ödenmesine karar verilen  
miktarı ödemek için inisiyatifi ellerine almalıydılar. Bavuran, ayrıca, Devlet malına el  
konulamayacağı için Hazine hakkında icra takibi balatmanın yararsız olmuolacağını iddia  
7
etmitir.  
Đlaveten, ödenmesine karar verilen miktar çok az olduğu için tazminatı almayı  
reddettiğini ileri sürmütür.  
54. AĐHM, mahkeme tarafından ödenmesine karar verilen tazminatı almak üzere yerel  
makamlara bavurmadığı için bavuranın kendisi için mevcut olan tüm iç hukuk yollarını  
tüketmiolduğunun değerlendirilemeyeceğini gözlemler. Đlgili miktarı almak için kanunen  
yerel bir makama bavurmasının gerekli olmadığı farz edilse bile, en azından Antalya Ağır  
Ceza Mahkemesi’nin nihai kararından sonra kendisine bir ödeme yapılmadığı gerçeği  
hakkında yetkililere ikayette bulunması gerekirdi.  
55. Yukarıda belirtilenlerin ıığında, AĐHM, AĐHS’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi  
uyarınca, bavuranın iç hukuk yollarını tüketmediği ve dolayısıyla temelsiz olduğu için bu  
ikayetin reddedilmesi gerektiğine karar vermitir.  
III.  
AVRUPA  
ĐNSAN  
HAKLARI  
SÖZLEMESĐ’NĐN  
41.  
MADDESĐNĐN  
UYGULANMASI  
56. AĐHS’nin 41. maddesi öyledir:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği  
takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
57. Bavuran, hastane harcamaları olarak 250 Euro (Euro) talep etmitir.  
58. Bavuran, haksız tutukluluğundan kaynaklanan sıkıntısını ve tutukluluğundan bu  
yana geçen süreyi değerlendirerek, manevi zararlara ilikin olarak 10.000 Euro talep etmitir.  
Ayrıca, ilemlerin süresi ve adaletsizliği karısında 2.000 Euro talep etmitir.  
59. Hükümet, sağlık raporlarının, bavuranın sağlık sorunlarının gözaltında  
tutukluluğundan kaynaklanmadığını doğruladığını ileri sürmütür. Bavuranın hastalığı ve  
gözaltında tutukluluğu arasında hiçbir iliki olmadığına göre, maddi tazminat talepleri  
reddedilmelidir. Dahası, Hükümet, bavuranın manevi tazminat talebinin haddinden fazla  
olduğunu iddia etmitir.  
60. AĐHM, yerel ilemlerde sözlü duruma olmaması ve Cumhuriyet Savcıları’nın  
görülerinin bavurana iletilmemesi dolayısıyla, AĐHS’nin 6. maddesinin ihlal edildiğine  
karar vermitir. Tespit edilen ihlaller ve hastane harcamaları arasında herhangi bir sebep  
sonuç ilikisi görmemektedir. Dolayısıyla, bavuranın maddi tazminat talebini reddeder.  
61. Ayrıca, AĐHM, bavuranın uğradığı herhangi bir manevi zarara karı, ihlallerin  
tespitinin balı baına yeterli bir tazmin oluturduğunu değerlendirir.  
8
B. Mahkeme masrafları  
62. Bavuran, yerel ilemlerde ve Sözleme Kurumları’ndaki ilemlerde yapılan  
mahkeme masraflarına karılık olarak 3.000 Euro ödenmesini talep etmitir. Takviye edici  
hiçbir belge sunmamıtır.  
63. Hükümet, taleplerin haddinden fazla ve asılsız olduğunu belirtmitir. Hükümet,  
bavuran tarafından, iddialarını kanıtlamak için hiçbir makbuz veya baka hiçbir belgenin  
sunulmamıolduğunu ileri sürmütür.  
64. AĐHM, mevcut bilgilere istinaden kendi kararını vererek, bavurana bu balık  
altında 1.000 Euro tazminat ödenmesini makul değerlendirir.  
C. Gecikme Faizi  
65. AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere  
uygulağı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun  
olduğuna karar verir.  
BU SEBEPLERLE AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
1. AĐHS’nin 6 § 1. maddesi uyarınca olan ikayetlerin kabuledilebilir ve bavurunun kalan  
kısmının kabuledilmez olduğuna;  
2. Yerel ilemlerde sözlü duruma olmaması dolayısıyla AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal  
edildiğine;  
3. Cumhuriyet Savcıları’nın yazılı görülerinin bavurana iletilmemesi dolayısıyla AĐHS’nin  
6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. Đꢀlemlerin süresine ilikin olarak AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edilmediğine;  
5. Đhlallerin tespitinin, herhangi bir manevi zarara karılık balı baına yeterli bir tazmin  
oluturduğuna;  
6. a) Sorumlu Devlet’in, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinletiği tarihten  
itibaren üç ay içinde bavurana mahkeme masraflarına ilikin olarak 1.000 Euro (bin  
Euro), artı tabi olabilecek her türlü vergiyi, ödeme günündeki kur üzerinden Türk  
Lirası’na dönütürerek, ödemesine;  
9
b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin aılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için  
yukarıdaki miktara Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan  
eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
7. Bavuranın adil tazmin talebinin kalanının reddine  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đngilizce olarak hazırlanmıve Mahkeme Đç Tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddesi  
uyarınca 20 Ekim 2005 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Vincent BERGER  
Sekreter  
Boštjan M. ZUPANČIČ  
Bakan  
10