Bu bağlamda, AĐHM, baꢀvuranın, bu ifadeleri, avukata eriꢀiminin bulunmadığı
koꢀullarda verdiğini gözlemler. AĐHM ayrıca baꢀvuranın daha sonra yerel mahkemelerdeki
davalarda, iꢀkenceye ve kötü muameleye uğradığını iddia ederek, bu ifadelerin doğru
olmadığını ifade ettiğini gözlemler. Bu bağlamda AĐHM, o aꢀamada baꢀvuranın avukata
eriꢀim hakkı üzerinde uygulanan kısıtlamanın sistemli olduğunu ve devlet güvenlik
mahkemelerinin yetki alanına giren suçlarla bağlantılı olarak tutuklu bulunan herkese
uygulandığını gözlemler (bkz. Salduz). Salduz kararında AĐHM, bunun baꢀlı baꢀına AĐHS’nin
6. maddesinin koꢀullarını yerine getirmediğini tespit etmiꢀtir.
Üstelik AĐHM, dava dosyasında bulunan ve baꢀvuranın sessiz kalma hakkından uygun bir
biçimde haberdar edildiğini açıkça göstermek için önceden çıktısı alınıp imzalanmıꢀ, tarihi
bulunmayan belgeden ikna olmamıꢀtır. Son olarak, baꢀvuranın iddialarına iliꢀkin cezai
soruꢀturmanın, savcıyı delil yetersizliği nedeniyle hiçbir polis memurunu mahkemeye sevk
etmeme kararı vermeye itmesine ve baꢀvuranın bu karara ağır ceza mahkemelerinde itiraz
etmemesine karꢀın, polis memurlarının baꢀvuranın sorgulanması sırasındaki tavırları
konusunda AĐHM’nin ciddi ꢀüpheleri devam etmektedir. Bu bağlamda, AĐHM, baꢀvuranın
olaylara iliꢀkin tutarlı ve ayrıntılı ifadesini, baꢀvuranın “yirmi beꢀ saat boyunca araba
yolculuğu yapması, uzun süre sorgulanması ve iki kez dağa götürülmesi” sonucu yorgun
düꢀmüꢀ olabileceğini ima eden bir polis memurunun tanık ifadesini, gözaltında tutuldukları
sırada gözlerinin bağlandığı yolunda ifade veren I.K. ve Y.T. adlarındaki tutukluların tanık
ifadelerini, baꢀvuranın, gözaltı süresi bitiminde hem baronun atadığı avukat hem de sulh ceza
mahkemesi hakimi tarafından, duruꢀmalara sık çıkmadığının gözlenmesini ve cezaevi
tabibinin, gözaltı süresi bitiminden sonraki gün baꢀvuranın sol gözünde kaydettiği eziği
kaydeder.
Bununla beraber, AĐHM, baꢀvuranın davayı gören mahkemede, iꢀkence ve kötü muamele
altında alındığını iddia ederek ifadesini geri çekmesine karꢀın, ilk derece mahkemesinin,
baꢀvuranın polise verdiği ifadesinin samimi ve gerçek olduğuna karar verdiğini ve Türk
yasalarının genel olarak baꢀvuranın savunması açısından belirleyici olan, sorgulama sırasında
elde edilen ancak mahkemede reddedilen hiçbir itirafa ehemmiyet göstermemesine karꢀın,
baꢀvuranı mahkum ederken bu ifadelere önem atfettiğini gözlemler.
Bu koꢀullarda, AĐHM, baꢀvuranın ön soruꢀturma sırasında iꢀkence ve kötü muamele
altında avukatı olmaksızın alındığı varsayılan ifadelerinin kendisine açılan dava sırasında
mahkemede kullanılmasının, davayı adil olmaktan tamamıyla uzak kıldığı kanısındadır.
Buna göre AĐHS’nin 6/3(c) maddesinin 6/1 maddeyle bağlantılı olarak ihlal edildiği
kanısındadır.
B. Davanın adilliğine iliꢀkin meydana geldiği iddia edilen diğer ihlaller
Hükümet, AĐHM’den, baꢀvuranın, tanıkları sorgulayamadığı veya sorgulatamadığı
iddialarıyla ilgili ꢀikayetini, davayı gören mahkemeden bunları incelemesini veya
inceletmesini istemediği için, iç hukuk yollarının tüketilmesi koꢀulunu yerine getirmediği
gerekçesiyle reddetmesini talep etmiꢀtir.
AĐHM, yukarıda belirtilen Hükümet’in itirazının, baꢀvuranın bu baꢀlık altındaki
ꢀikayetlerinin özüyle yakından ilintili olduğu ve ayrı tutulamayacağı kanısındadır. Sözkonusu
ꢀikayetin esasına önyargı uygulanmasının önlenmesi için, bu sorular beraber incelenmelidir.
Baꢀvuranın ꢀikayetleri diğer bakımlardan da kabuledilebilir ilan edilmelidir.
6