Hükümetin tazminat meselesine dayanarak baꢀvuranların mağdur statüsüne itirazına
iliꢀkin olarak AĐHM, yaꢀam hakkından yoksun bırakmayla ilgili davalarda savunmacı
devletlerin AĐHS'nin 2. maddesi bağlamında, sorumluların tespit edilip cezalandırılmasını
sağlayacak etkili bir soruꢀturma yürütme yükümlülüğü bulunduğunu hatırlatır. Sözkonusu
yükümlülük, AĐHS'nin 2. maddesine iliꢀkin ꢀikayetlerde, baꢀvuranın mağdur statüsünün
sadece tazminat ödenmesi ile telafi edilmesi halinde aldatıcı olacaktır (bkz. mutatis mutandis,
Yaꢀa – Türkiye, Raporlar 1998-VI; daha güncel olarak Nikolova ve Velichkova, yukarıda
anılan ve kararda belirtilen davalar). Yetkili makamların yaꢀam hakkından mahrum bırakma
olaylarında izlenmesi gereken yolu tazminat ödemeye indirgemeleri, bazı durumlarda devlet
görevlilerinin, fiili dokunulmazlıkla, denetimlerindeki kiꢀilerin haklarını istismar etmelerini
mümkün kılacak, bu durumda öldürmeye iliꢀkin genel hukuki yasaklar, temel önemine
rağmen uygulamada etkisiz kalacaktır (bkz. Leonidis – Yunanistan, no. 43326/05).
Dolayısıyla AĐHM, Hükümetin itirazını, tazminata iliꢀkin olduğu kadarıyla reddeder.
Hükümetin, er Fatih Yılmaz’ın mahkûm edilmesine dayanarak baꢀvuranların mağdur
statüsüne itirazına iliꢀkin olarak AĐHM, sözkonusu itirazın soruꢀturmanın etkililiği ve telafi
hususu ile yakından iliꢀkisi olan sorunları ortaya çıkardığını gözlemler. Dolayısıyla AĐHM, bu
hususun baꢀvuranların AĐHS'nin 2. maddesine dayalı ꢀikâyetinin esas incelemesinde ele
alınmasını uygun bulmaktadır.
B. Esas
Hükümet, kaçmaya teꢀebbüs etmesi ve askerlere saldırması nedeniyle jandarmaların
Yılmaz Özcan’a karꢀı güce baꢀvurmalarının kesin zorunluluk taꢀıdığını ifade etmiꢀtir. Er
Fatih Yılmaz tüfeğini Yılmaz Özcan’ı öldürmek için değil, yakalamak amacıyla yaralamak
için ateꢀlemiꢀtir.
Hükümet ayrıca Adli Tıp Kurumu’nun raporuna dayanarak Özcan’ın vücudundaki
yaraların ölümünden önce meydana geldiğini savunmuꢀtur. Hükümete göre bu sonuç,
baꢀvuranların Yılmaz Özcan’ın cesedinin sürüklendiği yönündeki iddiasının temelsiz
olduğunu göstermektedir.
AĐHM, 2. madde metninin, bir bütün olarak okunduğunda maddenin 2. paragrafının
öncelikli olarak bir bireyin kasten öldürülmesine izin verilen durumları tanımlamadığını,
ancak istenmeyen bir sonuç olan öldürmeyi ortaya çıkarabilecek, “güç kullanma”ya izin
verilen durumları açıkladığını ortaya koymaktadır. Ne var ki güç kullanma (a), (b) ve (c)
bentlerinde belirtilen amaçlara ulaꢀmak için “mutlak zorunluluğu” aꢀmamalıdır. Bu bağlamda
2/2. maddede “mutlak zorunluluk” ifadesinin kullanımı, bu maddeye iliꢀkin olarak, AĐHS’nin
8-11. maddelerinin 2. paragrafları kapsamında, devlet görevlilerinin hareketinin “demokratik
bir toplumda gerekli” olup olmadığını belirlerken, normalde uygulanan gereklilik testinden
daha katı ve zorlayıcı bir test uygulanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Özellikle,
kullanılan güç, maddenin bentlerinde belirtilen amaçlara ulaꢀmakla kesin olarak orantılı
olmalıdır (bkz. McCann vd. – Đngiltere, A Serisi no. 324).
Somut davada AĐHM, tarafların Yılmaz Özcan’ın jandarma tarafından öldürüldüğü
konusunda hemfikir olduğunu kaydeder. Ancak taraflar öldürme olayına giden olaylar ve
öldüren ꢀahsın kimliği konusunda ayrılmaktadır. Baꢀvuranlar maktulün Üsteğmen Muhammet
Sevinç tarafından bahçede dövüldüğünü, vurulduğunu ve kasten öldürüldüğünü ve daha sonra
cesedinin tepeden aꢀağıya yuvarlandığını ileri sürmüꢀtür. Diğer taraftan Hükümet, er