PKK üyesi olmakla suçlanan başvuran 31 Mart 1993 tarihinde, yakalanarak Batman
Jandarma Komutanlığı’nda gözaltına alınmıştır. Başvuran, PKK’ya mensup olduğunu kabul
ettiği ifadesini imzaladığı 7 Nisan1993 tarihine kadar sorgulanmıştır.
Başvuran, 8 Nisan 1993 tarihinde, Beşiri Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenmiş ve
savcı önünde, Jandarma’ya verdiği ifadesini kısmen yinelemiştir.
Aynı gün, başvuran Beşiri Sulh Hakimi önüne çıkarılmıştır. Başvuran, hakim önünde
ifadesini gözleri kapalı bir şekilde imzaladığını bildirmiş ve PKK’ya mensup olduğuna ilişkin
beyan verdiği kısmı inkar etmiştir. Ancak, başvuran, misilleme yapılmasından korktuğu için
PKK’ya yardım ettiğini kabul etmiştir. Sulh Hakimi başvuranın tutuklanmasına karar
vermiştir.
Başvuran 9 Nisan 1993 tarihinde, bu karara itiraz etmiş ve itirazı kabul edilerek aynı
gün serbest bırakılmıştır.
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcısı, başvuran ve
diğer dört kişiyi PKK’ya yardım ve yataklık yapma suçuyla itham etmiştir. Başsavcı Türk
Ceza Kanunu’nun 168 ve 169 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddelerinin
uygulanmasını istemiştir.
Başvuran, 27 Mayıs 1993 tarihinde, Beşiri Asliye Hukuk Mahkemesi önünde istinabe
heyeti tarafından dinlenmiştir. Başvuran PKK’ya mensup olmasına ilişkin suçlamalara itiraz
etmiş ve işkence altında imzaladığını belirterek Jandarma’ya verdiği ifadesini geri almıştır.
DGM, toplamda yirmi oturum gerçekleştirmiştir. Başvuran, bu oturumlardan hiçbirine
katılmamıştır. Ayrıca, davanın esasına bakan hakimler, ifadelerini almak üzere I.B. ve K.T.
adlı iki sanık aleyhine arama emri çıkarmışlardır. Bu kişiler yargılamanın sonuna kadar
bulunamamışlardır.
DGM, 29 Aralık 1995 tarihli kararla, I.B. davasını, diğer sanıkların yargılamasının
uzamasını engellemek amacıyla ayrı bir dosya numarası altında kaydedilerek diğerlerinden
ayrılmasına karar vermiştir. Ayrıca AİHM, başvuranı PKK’ya yardım yapmaktan suçlu
bulmuş ve üç yıl dokuz ay hapis ve üç yıl kamu görevinden men edilme cezasına çarptırmıştır.
Bunun için AİHM, başvuranın Beşiri Savcısı ve Sulh Hakimi önünde verdiği beyanlara ve 27
Mayıs 1993 tarihinde alınan ifadelerine dayanmıştır. K.T. adlı sanık ise, suçluluğunu
oluşturacak yeterli kanıt bulunamadığından dolayı beraat etmiştir.
Başvuran, kararın açıklandığı gün mahkemede bulunmadığı için, ne bu tarihte ne de
olağan yollardan, yetkililerde bulunan son adresinde bulunmadığından dolayı tebligat
aracılığıyla haberdar olamamıştır. Başvuran, aleyhinde verilen karardan ancak beş ay sonra,
bir televizyon programı konusu olduğu sırada haberdar olmuştur.
Başvuran 21 Mayıs 1995 tarihinde, açık yargılama suretiyle bir duruşma talep ederek
sözüedilen kararın temyizine gitmiştir.
Yargıtay 26 Ocak 1998 tarihinde, oturum gerçekleştirdikten sonra bütün hükümleri ile
kararı onamıştır. Böylece karar nihaileşmiştir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, kendilerini mahkum eden DGM’nin, bünyesinde bir askeri hakim
bulundurması nedeniyle, kendisine hakkaniyete uygun yargılamayı garanti eden “tarafsız ve
bağımsız bir mahkeme” olamayacağını iddia etmektedir.
Başvuran, bu mahkeme önündeki yargılamanın adil olmadığını belirtmektedir. Bu
açıdan ilk olarak yargılama süresinin aşırı uzun olmasından şikayetçi olmaktadır. Daha sonra,
usule dair işlemler boyunca ne avukat ne de tercüman yardımından faydalanamadığından