incelemektedir. Başvuranın «ulusal güvenliğe» yönelik işlenen suçlardan
yargılanmasının anlaşılabilir olduğu, bunun yanı sıra başvuranın
aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nin TCK’ya dayalı olarak yapmış olduğu yargılama
hususunda endişe duymasının yerinde olduğu kanısındadır. Üstelik,
başvuran, DGM'nin bu türden davalara ters düşen değerlendirmelerle
haksız yere yönlendirilmelerine izin vermesinden haklı olarak
çekinmektedir Bu nedenle başvuranın bu yargı makamının tarafsız ve
bağımsız
olmadığı
yönündeki
şüphelerinin
dikkate
alınması
gerekmektedir (Bkz. Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998, 1998-IV s.
1573, § 72 ).
AİHM, başvuranı yargılayıp mahkum eden İzmir Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nin AİHS’nin 6 § 1 maddesinde yer alan bağımsız ve tarafsız
bir mahkeme niteliğini taşımadığı neticesine varmaktadır.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
Sözleşmenin 41. maddesi gereğince,
A. Maddi ve Manevi Tazminat
Başvuran, miktarını belirtmediği maddi ve manevi zarara uğradığını
iddia etmiştir.
Hükümet bu iddiaları reddetmiştir.
İddia edilen maddi zarara ilişkin olarak AİHM, AİHS’ye aykırılık
mevcut olmadığında, DGM önünde sonuçlanan yargılama usulünün
sonucu üzerinde değerlendirmeye gitmemiştir. Sonuç olarak başvurana
bu bağlamda zararın tazminini kabul etmemiştir (Bkz. Findlay-İngiltere,
25 Şubat 1997, 1997-I, s.284, § 85).
İddia edilen manevi zarara gelince, AİHM, dava şartlarında, tespit
edilen ihlalin hakkaniyetli bir tatmin oluşturduğuna dikkati çekmektedir
(sözü edilen Çıraklar kararı, S. 3074, §49).
AİHM, bir başvuran hakkında verilen mahkumiyetin, 6§1 maddesine
göre tarafsız ve bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği
sonucuna vardığında, prensip olarak en uygun tazminin, zamanında,
tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından başvuranı yeniden
yargılamanın olacağı kanaatine varmıştır (Bkz. sözü edilen Gençel kararı,
§ 27).