CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ÖZER -TÜRKĐYE DAVASI (No:2)  
(Bavuru no:871/08)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
26 Ocak 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (871/08) no’lu davanın nedeni, (T.C. vatandaı)  
Aziz Özer’in (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 19 Kasım 2007 tarihinde Đnsan  
Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa Đnsan Hakları  
Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Đstanbul Barosu avukatlarından, Ö. Kılıç tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
1964 doğumlu olan ve Đstanbul’da ikamet eden bavuran, Aziz Özer, Türk vatandaıdır.  
Bavuran merkezi Đstanbul’da bulunan yeni Dünya Đçin Çağdergisinin genel yayın  
yönetmeni ve sahibidir. Bavuran ayrıca yine merkezi Đstanbul’da bulunan Çağrı Basın Yayın  
Ltd. ti. yayınevinin sahibidir.  
2000 yılının Aralık ayında, Türkiye’de bulunan cezaevlerine, güvenlik güçleri tarafından,  
“Hayata DönüOperasyonu” düzenlenmitir. Sözkonusu operasyon sırasında iki güvenlik  
görevlisi ve otuz tutuklu hayatını kaybetmitir.  
ubat 2001’de çıkan 42. sayısında, sözkonusu dergi, 3. sayfasından 7. sayfasına kadar,  
Operasyonland” ve “Cezaevlerine Devlet Saldırısı” balıklı iki makale yayımlamıtır.  
Özellikle, derginin kapak sayfasında, yanmıve dövülmütutukluların fotoğrafları,  
“Katliamın kod ismi: efkat” bağı ile yayımlanmıtır.  
“Operasyonland” makalesinin ilgili kısımları iddianamede yer almaktadır.  
“Cezaevlerine Devlet Saldırısı” makalesinin ilgili kısımları iddianamede yer almaktadır.  
20 ubat 2001 tarihinde, Cumhuriyet Savcılığı’nın talebi üzerine, Beyoğlu Sulh Ceza  
Mahkemesi, 5680 sayılı Basın Kanunu’nun Ek 1. Ve 2. Maddeleri uyarınca, sözkonusu  
makalelerin Devlet’in manevi ahsiyetine saldırıda bulundukları gerekçesi ile sözkonusu  
derginin 42. Sayısının toplatılmasına karar vermitir.  
20 Mart 2001 tarihinde sunulan bir iddianame ile Cumhuriyet Savcısı, bavuranı, sözkonusu  
dergiyi çıkartmakla suçlamıve Eski Türk Ceza Kanunu’nun 159/1 maddesi uyarınca, basın  
yoluyla Devlet’in manevi ahsiyetine saldırıda bulunmaktan bavuranın mahkumiyetini talep  
etmitir.  
21 Aralık 2001 tarihinde, Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi, Eski Türk Ceza Kanunu’nun 159/1  
maddesi uyarınca, bavuranı bir yıl hapis cezasına mahkum etmitir.  
6 Nisan 2002 tarihinde, bavuran temyiz bavurusunda bulunmutur.  
1 Temmuz 2002 tarihinde, Yargıtay, kararı bozmuve dosyayı esas hakimlerine iade etmitir.  
2
30 Nisan 2003 tarihinde, Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi, bavuranı, yeniden bir yıllık hapis  
cezasına mahkum etmiancak özgürlüğünden yoksun bırakma cezasını, 1.732 TL para  
cezasına çevirmitir.  
4 Haziran 2003 tarihinde, bavuran temyiz bavurusunda bulunmutur.  
8 Haziran 2004 tarihinde, Yargıtay bir kez daha ilk derece mahkemesinin kararını bozmutur.  
10 Eylül 2004 tarihinde, Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi, bu kez de bavuranı, altı ay hapis  
cezasına mahkum etmive sözkonusu cezayı 854 TL para cezasına çevirmitir.  
18 Ekim 2004 tarihinde, bavuran bir kez daha temyiz bavurusunda bulunmutur.  
25 Ekim 2005 tarihinde, Yeni Türk Ceza Kanunu’nun kabul edilmesinin ardından, esasa  
bakan mahkemenin, iki Ceza Kanunu arasından, mevcut davaya en uygun hükümleri  
belirlemesi ve uygulaması amacıyla Yargıtay tarafından incelemesi yapılmadan Yargıtay  
Cumhuriyet Basavcısı tarafından, dosya, esas hakimlerine iade edilmitir.  
24 Ocak 2006 tarihinde, Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi, iki Ceza Kanunun da sözkonusu suç  
için aynı cezayı öngördüğünü tespit ederek bavuranı yeniden altı ay hapis cezasına mahkum  
etmive sözkonusu cezayı 720 TL para cezasına çevirmitir. Mahkeme, kararın  
gerekçelerinde, bir yandan, “Katliamın kod ismi: efkat” bağı ile kapak sayfasında yer alan  
fotoğrafları dikkate almıtır. Ayrıca, Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi, “vahi saldırı” ve nakil  
sırasında “devrimci tutuklulara” iddet olarak nitelendirilerek sözkonusu operasyonun  
kötülendiğini gözlemlemitir. Ağır Ceza Mahkemesi, kullanılan cümlelerin, biçimini, düzenli  
olarak ünlem kullanılmasını, tutuklu ve güvenlik güçleri hakkında kullanılan ifadelerin  
tamamını göz önüne alarak, Devlet’in tasarruflarına yönelik eletiri sınırlarını aan tahkir ve  
tezyif niteliği taıyan yazıların sözkonusu olduğu sonucuna ulatır.  
8 Mart 2006 tarihinde, bavuran, bir kez daha temyiz bavurusunda bulunmutur.  
28 Haziran 2007 tarihinde, Yargıtay, bavuranın temyiz bavurusunu reddetmive ilk derece  
mahkemesinin kararını onamıtır.  
9 Ekim 2007 tarihinde, bavuran, Hazine’ye, 720 TL (ödemenin yapıldığı tarihte yürürlükte  
olan pariteye göre yaklaık 423Euro) para cezası ödemitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, mahkumiyetinin ifade özgürlüğü hakkını ihlal etmesinden ikayetçidir. Bu  
bağlamda bavuran, AĐHS’nin 10. maddesine atıfta bulunmaktadır.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
3
AĐHM, dava konusu mahkumiyet kararının, AĐHS’nin 10/1 maddesinin güvence altına aldığı  
bavuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluturmasının taraflar arasında ihtilafa neden  
olmadığını kaydetmektedir. Üstelik müdahalenin Türk Ceza Kanunu’nun 159. maddesi  
uyarınca yasa ile öngörüldüğüne ve bakalarının haklarının ve kamu düzeninin korunması gibi  
iki meru amaç izlediğine itiraz etmemektedir. AĐHM, sözkonusu değerlendirmeyi  
benimsemektedir. Uyumazlık sözkonusu tedbirin “demokratik bir toplumda gerekli” olup  
olmadığının tespit edilmesine dayanmaktadır.  
AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan çok sayıda dava incelemive  
AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmitir (bkz, özellikle, Đbrahim Aksoy-  
Türkiye, bavuru numaraları: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, 10 Ekim 2000, Kürkçü-  
Türkiye, bavuru no: 43996/98, 27 Temmuz 2004; Aye Öztürk-Türkiye, bavuru no:  
24914/94, 15 Ekim 2002). AĐHM, ibu davayı içtihadı ıığında inceleyecektir.  
AĐHM, bavuranın, 2000 yılının Aralık ayında Türkiye’deki cezaevlerinde güvenlik güçleri  
tarafından, yürütülen bir operasyon ile ilgili makaleler yayımlamaktan mahkum edildiğini  
belirtmektedir. Sözkonusu operasyon güvenlik güçlerinden iki kiinin ve otuz tutuklunun  
hayatını kaybetmesine neden olmutur. Sözkonusu operasyona yönelik sert eletiriler içeren  
bu makaleler, kamuoyu için büyük önem taıyan olayları duygusal ve satirik bir biçimde ele  
almıtır. Bu durumda Ağır Ceza Mahkemesi, sözkonusu makalelerin, Devlet’in tasarrufuna  
yönelik tahkir ve tezyif niyetini belirtiklerine kanaat getirmitir.  
AĐHM, Hükümet’e yönelik olarak yapılan eletirinin kabuledilebilirlik sınırının bir ahsa  
yapılandan daha geniolduğunun her zaman altını çizdiğini hatırlatmaktadır. Demokratik bir  
sistemde, bir Hükümet’in faaliyetlerinin veya ihmallerinin, yalnızca yasama ve yargı  
erklerinin değil aynı zamanda medya ve kamuoyunun ihtimamlı denetimi altında olması  
gerekmektedir. Nitekim özellikle, muhalif veya medyanın haksız suçlama ve eletirilerine  
cevap vermek için baka yollara sahipse, Devlet’in sahip olduğu baskın pozisyon, cezai yola  
bavurmada kendilerini tutmalarını gerekli kılmaktadır (Castells-Đspanya, 23 Nisan 1992).  
Demokratik bir Devlet’in yetkililerinin, provokatör veya aağılayıcı nitelik taıdığına kanaat  
getirildiğinde bile eletiriyi hogörmeleri gerekmektedir (Özgür Gündem-Türkiye, bavuru  
no: 23114/93).  
AĐHM’ye göre temel unsur, mevcut davada Hükümet’in, ihtilaflı yazıların iddetin devamına  
tevik ettiği, silahlı direniçağrısı yaptığı veya amaçlarına ulamak için terör eylemlerini  
haklı kıldıklarını gösteren hiçbir bölümü alıntı yapmamasıdır (bkz, a contrario, Zana-Türkiye,  
25 Kasım 1997; bkz, ayrıca, Gerger-Türkiye, bavuru no: 24919/94, 8 Temmuz 1999).  
Mevcut davada, sözkonusu yazıların, belirli kiilere karı derin ve mantık dıı kin telkin  
ederek iddeti destekleyen bir niteliği bulunmamaktadır (bkz, a contrario, Sürek-Türkiye no:1,  
bavuru no: 26682/95; bkz özellikle, Đsak Tepe-Türkiye, bavuru no: 17129/02, 21 Ekim  
2008).  
Bu itibarla, ihtilaflı mahkumiyet, AĐHS’nin 10/2 maddesi uyarınca “demokratik bir toplumda  
gerekli” değildi.  
Dolayısıyla, sözkonusu hüküm reddedilmitir.  
4
II. AĐHS’NĐN 6,7 MADDELERĐNĐN VE 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1.  
MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunarak, bavuran, usule ilikin kurallara ve maddi hukuk  
kurallarına riayet edilmemeleri nedeniyle ulusal mahkemelerin, tarafsız, objektif ve  
hakkaniyete uygun bir yargılama yürütmemelerinden ikayetçi olmaktadır. Ayrıca, AĐHS’nin  
7. maddesi kapsamında, bavuran, yazarı olmadığı bir yazı nedeniyle mahkum edildiğini iddia  
etmektedir. Son olarak, bavuran, mevcut davada Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tefhim  
edilen tedbirin 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesini ihlal ettiğini ileri sürmektedir.  
AĐHS’nin 6. maddesi ile ilgili olarak, AĐHM, mesnetsiz olan sözkonusu ikayetin, AĐHS’nin  
35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğu için  
reddedilmesi gerekmektedir.  
Diğer ikayetler ile ilgili olarak, sözkonusu ikayetlerin AĐHS’nin 10. maddesi kapsamında  
incelenen ikayetle bağlantılı ve kabuledilebilir nitelikte olduğunun belirtilmesi  
gerekmektedir. Bununla birlikte, AĐHS’nin 10. maddesi kapsamındaki tespiti göz önüne alan  
AĐHM, sözkonusu hükümler ihlal edilmiolsa dahi incelemeye gerek olmadığı kanaatindedir  
(AĐHS’nin 7. maddesi ile ilgili olarak, bkz, Salihoğlu-Türkiye, bavuru no: 1606/03, 21 Ekim  
2008; 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi ile ilgili olarak bkz, Öztürk-Türkiye, bavuru no:  
22479/93).  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI ĐLE ĐLGĐLĐ OLARAK  
Bavuran, ödeme zorunda kaldığı para cezası için 4.000 Euro maddi tazminat ve 3.000 Euro  
manevi tazminat talep etmektedir. Bavuran, yapmıolduğu yargılama masraf ve giderleri  
için 2.190 Euro talep etmektedir. Bavuran, AĐHM ve ulusal mahkemeler önünde avukatı  
tarafından gerçekletirilen çalımaların ayrıntılı bir listesini AĐHM’ye sunmaktadır.  
Hükümet, sözkonusu miktarlara itiraz etmektedir.  
AĐHM, bavuranın çarptırıldığı para cezasının, AĐHS’nin 10. maddesi kapsamında tespit  
edilen ihlalin doğrudan sonucu olduğunu belirtmektedir. Dolayısıyla, bavuran tarafından  
ödenen miktarın tamamının bavurana ödenmesine hükmetmek gerekmektedir. AĐHM,  
bavurana, 423 Euro maddi tazminat ödenmesine hükmetmektedir. Manevi tazminat ile ilgili  
olarak, AĐHM, dava koullarıyla bavuranın belli bir sıkıntı çektiğine kanaat getirmektedir.  
AĐHM, AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca, hakkaniyete uygun olarak, bavuran tarafından talep  
edilen miktarın tamamının manevi tazminat olarak ödenmesine hükmetmektedir.  
Ayrıca, AĐHM içtihadına göre bir bavuran, yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini  
ancak gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde edebilir.  
Mevcut davada sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alan  
AĐHM, tüm masraflar için bavurana 2.000 Euro ödenmesinin uygun olduğu kanaatindedir.  
AĐHM, sözkonusu miktarlara marjinal kredi kolaylıklarına uygulanan orana üç puanlık bir  
artıeklenerek belirlenen gecikme faizi uygulanmasına hükmetmektedir.  
5
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun AĐHS’nin 7. ve 10. maddeleri ile 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal  
edildiği kapsamında yapılan ikayete ilikin kısmının kabuledilebilir olduğuna;  
2. Bavurunun geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
3. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. AĐHS’nin 7. maddesi ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında yapılan  
ikayetlerin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;  
5. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere Savunmacı Devlet  
tarafından bavurana aağıdaki miktarların ödenmesine;  
i. her türlü vergiden muaf tutularak 423 Euro (dört yüz yirmi üç Euro) maddi tazminat;  
ii. her türlü vergiden muaf tutularak 3.000 Euro (üç bin Euro) manevi tazminat;  
iii. her türlü vergiden muaf tutularak 2.000 Euro (iki bin Euro) yargılama masraf ve gideri;  
b)sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
6. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 26 Ocak 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
6