CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
NAZMĐ APAYDIN -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:33742/05)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
19 Ocak 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (33742/05) no’lu davanın nedeni, (T.C.  
vatandaı) Nazmi Apaydın’ın (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 31 Ağustos  
2005 tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin  
(Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1956 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
1943 yılında, Đstanbul, Sultan Çiftliği köyünde bulunan 207 m2 lik bir taınmaz, orman alanı  
sınırları içerisine katılmıtır.  
20 Aralık 1944 tarihinde, tarım reformu çerçevesinde, sözkonusu taınmaz, H.G. isimli bir  
ahsa verilmitir. Sözkonusu kii, taınmazı, 257 parsel numarası ile tapu kaydında adına  
kaydettirmive tapu senedini almıtır.  
1961 yılında, sözkonusu taınmaz, Đsmet Kuoğlu’na satılmıtır.  
1972 yılında, bu tarihe kadar, orman alanı içerisinde yer alan taınmaz ormanlık alan  
özelliğini kaybetmitir. 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B maddesi uyarınca, sözkonusu  
taınmaz Hazine yararına orman alanından çıkarılmıtır. Sözkonusu durum, tapu kaydına  
ancak 16 Haziran 1995 tarihinde kaydedilmitir.  
14 Aralık 1999 tarihinde, bavuran, ihtilaflı taınmazı, 1.000.000.000 TL (olayların meydana  
geldiği dönemde yaklaık 1.900 Euro) tutarıyla satın almıve tapu kaydını adına tescil  
ettirmitir. Bavurana tapu senedi verilmitir. Bilahare bavuran, izinsiz olarak taınmazsın  
üzerine bir yapı ina etmitir. Bavuran, düzenli olarak, arsa ve bina vergilerini ödemitir.  
8 Mayıs 2000 tarihinde, Hazine, ihtilaflı taınmazın Devlet’e ait mamelek içersinde kaldığını  
ileri sürerek Ümraniye Asliye Hukuk Mahkemesi’nde bavuran hakkında tapu iptal davası  
açmıtır.  
18 Kasım 2003 tarihinde, Mahkeme, Hazine’yi haklı bulmutur. Mahkeme, bavuranın,  
tapusunu iptal etmive taınmazın Hazine adına tescil edilmesine hükmetmitir.  
24 Mart 2005 tarihli bir kararla, Yargıtay, sözkonusu kararı onamıtır.  
8 Temmuz 2005 tarihinde, Yargıtay, bavuran tarafından yapılan karar düzeltme bavurusunu  
reddetmitir.  
2
HUKUK  
I. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
HAKKINDA  
Bavuran, tazminat ödenmeksizin Hazine yararına taınmazından yoksun bırakıldığını ileri  
sürmektedir. Bavuran, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. Maddesine atıfta bulunmaktadır.  
Kabuledilebilirliğe ilikin olarak ise Hükümet, bavuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini  
savunmaktadır. Ayrıca Hükümet, tapu kaydının tutulmasından doğan bütün zararlardan  
Devlet’in sorumlu olduğuna dair Medeni Kanunun 1007. maddesine dayanarak bavuranın  
tazminat elde edebileceği kanaatindedir. Bu bağlamda Hükümet, özellikle tapu kaydının  
tutulmasından dolayı Devlet’in pozitif yükümlülüğüne ilikin ulusal içtihadına atıfta  
bulunmaktadır.  
AĐHM, Savunmacı Hükümet tarafından ortaya konan itirazlara benzer itirazları daha önce  
reddettiğini hatırlatmaktadır (Temel Conta Sanayi ve Ticaret A..-Türkiye, bavuru no:  
45651/04, 10 Mart 2009; Doğrusöz ve Aslan-Türkiye, bavuru no: 1262/02, 30 Mayıs 2006;  
Mehmet Ali Miçooğulları-Türkiye, bavuru no: 75606/01, 10 Mayıs 2007; Ardıçoğlu-Türkiye,  
bavuru no: 23249/04, 2 Aralık 2008; Berber-Türkiye, bavuru no: 20606/04, 13 Ocak 2009).  
Hiçbir unsurun sözkonusu içtihattan sapmayı gerektirmediğinden, AĐHM, Hükümet’in  
itirazını reddetmektedir.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
Esas ile ilgili olarak, Hükümet, bavuranın, taınmazın orman alanı içersinde yer aldığını daha  
sonra Hazine yararına orman alanı dıında bırakıldığını bilerek taınmazı satın aldığını  
savunmaktadır. Bu bağlamda Hükümet, Anayasa hükümlerine göre, sözkonusu nitelikteki bir  
taınmazın ahsa ait olamayacağını belirtmektedir. Dolayısıyla, Hükümet’e göre, Đsmet  
Kuoğlu’na ve bavurana ait tapu senetlerinin hiçbir hukuki değeri yoktur. Hükümet,  
bavuranın taınmazı alıının geçersiz olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna  
ulamaktadır.  
Bavuran, ulusal mahkemelerin, kendisine göre, hukuki değeri olan tapu senedinin bulunduğu  
taınmazın Hazine adına tescil edilmesine karar verdiğini belirtmektedir. Bavuran, 14 Aralık  
1999 tarihinde, taınmazı satın aldığı ve yetkili makamların kendisine gerektiği ekilde bir  
tapu senedi verdiğine dikkat çekmektedir. Bilahare bavuran, taınmaz üzerine bina ina etmiꢀ  
ve arsa ve bina vergilerini makamlara ödemitir. Bavurana göre, hiçbir tazminat  
ödenmeksizin, tapu senedinin iptal edilmesi ve Hazine adına tescil edilmesi, mallarına saygı  
hakkına yönelik orantısız bir müdahale oluturmaktadır.  
AĐHM, bavuran tarafından sunulan ikayete benzer ikayetleri incelediğini ve bavuranlara  
ait taınmazın mülkiyetinin hiçbir tazminat ödenmeden Hazine’ye devredilmesi nedeniyle 1  
No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulağını hatırlatmaktadır (sözü  
edilen Turgut vd; Hacısalihoğlu-Türkiye, bavuru no: 343/04, 2 Haziran 2009; sözü edilen  
Temel Conta Sanayi ve Ticaret A..; Rimer vd – Türkiye, bavuru no: 18257/04, 10 Mart 2009  
ve Nural Vural-Türkiye, bavuru no: 16009/04, 10 Mart 2009). Đꢀbu davayı incelemesinin  
3
ardından AĐHM, Hükümet’in mevcut davada farklı bir sonuca ulamak için ikna edici hiçbir  
tespit ve argüman sunmadığı kanaatindedir.  
Sonuç olarak, mevcut davada, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
Bavuran, 350.000 Euro maddi tazminat ve 150.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.  
Ulusal mahkemeler ve AĐHM önünde yapmıolduğu yargılama masraf ve giderleri ile ilgili  
olarak, bavuran, hiçbir talepte bulunmamıtır.  
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir ve AĐHM’yi bu iddiaları reddetmeye davet  
etmektedir.  
Maddi tazminat ile ilgili olarak, sahip olduğu bilgileri dikkate alan AĐHM, bavuran  
tarafından ödenen alımiktarına tekabül eden 2.300 Euro’nun gecikme faizi ile birlikte  
bavurana maddi tazminat olarak ödenmesi gerektiği kanaatindedir (bkz, aynı anlamda, sözü  
edilen Hacısalihoğlu). Buna karın AĐHM, Devlet’e ait mamelek olarak sınıflandırılan  
taınmazın üzerine ina edilen binanın değerinin bavurana ödenemeyeceğine kanaat  
getirmektedir. AĐHM, her halükarda, sözkonusu binanın güncel değerine ilikin bavuranın  
hiçbir belge sunmadığını kaydetmektedir. AĐHM, sözkonusu koullarda, bu balık altında  
ödenme yapmaya gerek olmadığı kanaatindedir.  
Manevi tazminat ile ilgili olarak, ihlal tespitini göz önüne alarak ve hakkaniyete uygun olarak  
bavurana 2.000 Euro manevi tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir (bkz, aynı anlamda,  
Hacısalihoğlu).  
Sözkonusu miktarlara, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uygulanan  
orana üç puanlık bir artıeklenerek belirlenen gecikme faizi uygulanmaktadır.  
Bavuranın yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak hiçbir talepte bulunmaması  
nedeniyle AĐHM, bavurana yargılama masraf ve gideri altında tazminat ödemeye gerek  
olmadığı kanaatindedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere Savunmacı Devlet  
tarafından bavurana aağıdaki miktarların ödenmesine:  
(i) her türlü vergiden muaf tutularak 2.300 Euro (iki bin üç yüz Euro) maddi tazminat  
(ii) her türlü vergiden muaf tutularak 2.000 Euro (iki bin Euro) manevi tazminat  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4
4. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 19 Ocak 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
5