da göz ardı edemez. Dolayısıyla, bu süre içerisinde, güvenlik güçlerinin durumu doğru bir
ꢀekilde değerlendirme ve çabalarını bu yönde düzenleme olanakları vardı. AĐHM, arka
plandaki bu olayları ve özellikle güç kullanımının ꢀeklini (ateꢀli silah) göz önüne aldığında,
Hükümet’in baꢀvuranın yaralanmasıyla sonuçlanan güç kullanımının aꢀırı olmadığını
doğrulamak üzere ikna edici deliller sunması gerektiğini düꢀünmektedir (bkz, mutatis
mutandis, Matko / Slovenya, no. 43393/98).
Ancak, Hükümet, sözkonusu davada, yalnızca polis memurlarının baꢀvuran
kendilerine ateꢀ ettikten sonra ateꢀ açtığını ifade etmiꢀ ve baꢀvuranın yakalanmasıyla ilgili
koꢀullara ıꢀık tutabilecek herhangi bir açıklamada bulunmamıꢀ veya kanıt sunmamıꢀtır. Bu
bakımdan, AĐHM, polis operasyonunun yürütülme ꢀekliyle ilgili dava dosyasında herhangi bir
bilgi bulunmadığını gözlemlemektedir. Örneğin, baꢀvuranın çapraz ateꢀ sırasında mı yoksa
bu yönde talimat alan bir polis memuru tarafından hedef alınarak mı vurulduğu konusu dava
dosyasında netleꢀtirilmemiꢀtir. Tarafların kaç defa ateꢀ ettikleriyle ilgili olarak herhangi bir
bilgi bulunmamakta ve resmi belgeler baꢀvuranın üzerinde bulunan kurusıkı tabancadan ateꢀ
edilip edilmediği veya bölgede boꢀ kovan bulunup bulunmadığı konusunda bilgi
vermemektedir. Son olarak, AĐHM, ayrıca, mermi yolunun baꢀvuran vurulduğunda polislerle
karꢀı karꢀıya olmadığını ve sonuç olarak Hükümet’in iddia ettiği gibi, en azından o sırada
polis memurlarına ateꢀ edemeyeceğini gösterdiğini dikkate değer bulmaktadır. Bu koꢀullar
altında, AĐHM, Hükümet’in baꢀvuranı yakalamak için kullanılan gücün derecesini ispat
edebilecek ikna edici veya inandırıcı kanıtlar sunmadığını düꢀünmektedir.
Son olarak, baꢀvuranın yaralanmasının (hayati önem taꢀımayan bir organın tek mermi
sonucu yara alması) sağlığı için kalıcı sorunlara yol açmadığı görülse de, AĐHM, özellikle
olayların yaꢀandığı sırada baꢀvuranın genç yaꢀta olması dikkate alındığında bu yaralanmanın
ciddi acı ve sıkıntılara yol açmıꢀ olabileceği görüꢀündedir.
AĐHM, yukarıda anlatılanlar ıꢀığında, baꢀvuranın yakalanması sırasında aꢀırı güç
kullanımının sözkonusu olduğu ve bu nedenle, AĐHS’nin 3. maddesi uyarınca, o tarihte
baꢀvuranın yaralanmasından Hükümet’in sorumlu olduğu sonucuna varmıꢀtır. AĐHM,
AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiꢀtir.
AĐHM, dava olaylarını, tarafların ifadelerini ve 3. maddenin ihlaline neden olarak
yukarıda gösterdiği gerekçeleri göz önünde bulundurduğunda, baꢀvuranın 3. ve 13. maddeler
uyarınca yapmıꢀ olduğu diğer ꢀikayetlerle ilgili olarak ayrı bir hüküm vermeye gerek
olmadığı kanısına varmıꢀtır.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal
edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen
telafi edebiliyorsa, AĐHS, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın
adil tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuran, maddi tazminat olarak 5,000 Euro, manevi tazminat olarak ise 60,000 Euro
talep etmiꢀtir.
Hükümet, bu miktarlara itiraz etmiꢀtir.
5