tanıkları sorgulama olanağı konusunda ise Türk hukukuna göre ön soruşturmanın gizli
olduğunu, ancak tarafların tanıkları veya sanıkları duruşma esnasında sorgulama olanağına
sahip olduklarını hatırlatmıştır.
AİHM 6.maddenin 3. paragrafının yükümlülükleri 1. paragraf tarafından güvence altına
alınan adil yargılanma hakkının belirli yönlerini içerdiği cihetle, bu şikayeti bu iki hükmün
birbiriyle bağlantısı açısından inceleyecektir (Birçok başka karar arasından Van Mechelen ve
diğerleri Hollanda, 23 Nisan 1997 tarihli karar, Derlemel 1997-III, s. 711, § 49, Lucà İtalya,
no 33354/96, § 37, CEDH 2001-II Bakınız).
AİHM kanıtların kabul edilebilirliğinin aslen iç hukuk kuralları tarafından belirlendiğini ve
ilke olarak ulusal yargı makamları tarafından toplanan unsurları değerlendirme yetkisinin yine
bu mercilere ait olduğunu hatırlatmıştır. AİHS tarafından AİHM’ye verilen görev tanıkların
ifadelerinin doğru şekilde kanıt olarak kabul edilip edilmedikleri konusunda karar vermek değil,
ama kanıt araçlarını sunma şekli de dahil olmak üzere, yargılamanın bütününün adil olup
olmadığını araştırmaktır (Ayrıca, Doorson Hollanda 26 Mart 1996 tarihli karar, Derleme
1996-II, s. 470, § 67 ve üstte belirtilmiş olan Van Mechelen ve diğerleri, s. 711, § 50 kararına
bakınız).
Kanıt unsurlarının ilke olarak, çekişmeli bir yargıya imkân tanımak açısından açık duruşmada
sunulması gerekmektedir. Bu ilkenin istisnalarının olmadığı söylenemez. Ancak, istisnalar
ancak savunmanın hakları ihtiyatında kabul edilebilirler. Genel kural olarak, 6. maddenin 1. ve
3 d) paragrafları sanığa kendisine yüklenen suça dair tanıklığa itiraz etmeye uygun ve yeterli
olanak sağlanmasını ve tanığın ifadenin alındığı sırada veya daha sonra tanığı sorgulamasının
sağlanmasını emretmektedir (Lüdi İsviçre 15 Haziran 1992 tarihli, seri A no 238, s. 21, § 49
karar ve üstte belirtilmiş olan Van Mechelen ve diğerleri, s. 711, § 51).
AİHM’nin birçok defa belirtmiş olduğu gibi (diğerleri arasından üstte belirtilen Lucà kararı §
40 Bakınız), adli yetkililerin bazı durumlarda ve özellikle tanığın güvenlik endişesi ile
ifadelerini açık duruşmada yinelemeyi reddetmesi durumunda, ön soruşturma aşamasında alınan
ifadelerin kullanılması gerekebilmektedir. Sanığa, bu tür ifadelerin verildikleri anda veya daha
sonradan, bunlara itiraz etmek için uygun ve yeterli olanağın sağlanması durumunda, bu
tanıklıkların kullanılması kendi başına Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. ve 3 d) paragraflarına
aykırı değildir. Öte yandan, bir mahkumiyet kararının tamamen veya büyük ölçüde, zanlının ne
ön soruşturma sırasında ne duruşmalarda sorgulayamadığı ya da sorgulatamadığı bir kişinin
tanıklığına dayanarak verildiği durumlar AİHS’nin 6. maddesinin güvencelerine aykırı bir
durum yaratır (iş bu kararlara bakınız: Unterpertinger Avusturya, 24 Kasım 1986, seri A no 110,
ss. 14-15, §§ 31-33, Saïdi Fransa 20 Eylül 1993, seri A no 261-C, ss. 56-57, §§ 43-44, ve üstte
belirtilmiş olan Van Mechelen ve diğerleri, s. 712, § 55 ayrıca Dorigo İtalya, 33286/96 sayılı
başvuru, 9 Eylül 1998 tarihli, yayınlanmamış olan ve aynı başvuru ile ilgili komisyon raporu, §
43, 15 Nisan 1999 tarihli Bakanların Kurulunun çözümü DH (99) 258).
AİHM bu davada ilk olarak başvuranın soruşturmanın ve davanın hiçbir aşamasında
kendisine yöneltilen silah kaçakçılığı ithamnamesini kabul etmediğini tespit etmiştir. Bununla
birlikte, AİHM, başvuranın kardeşi ile birlikte silah dolu torbaları taşırken suçüştü
yakalandığını belirlemiştir. Ulusal mahkeme mahkumiyet kararını verirken, başvuran tarafından
itiraz edilmeyen bu hususa ve nöbetçi G.Y. ile diğer jandarmaların beyanlarına dayanmıştır.
AİHM, ayrıca ne başvuranın ne avukatının bu olayları yalanlamak için tanıkların
dinlenmesini talep ettiklerini tespit etmiştir.
17