ve askeri mahkemeler tarafından verilen kararlar kendi üst derece mahkemelerinin kontrolüne
sunulduğu için, Hükümet, Türk yargı sisteminde bu bakımdan bir eksiklik olduğunun
söylenemeyeceği kanaatindedir.
Baꢀvuranlar, bu argümanlara karꢀı çıkmakta ve taleplerinin reddedilmesinin eꢀitlik ve yargı
birliği ilkelerine aykırılık teꢀkil ettiğini savunmaktadır.
AĐHM, ulusal mevzuatı yorumlama görevinin ilk elde ulusal makamlara; bilhassa da
mahkeme ve yüksek mahkemelere düꢀtüğünü (bakınız Đspanya aleyhine Brualla Gómez de la
Torre davası, 19 Aralık 1997, prg. 31, Derleme 1997-VIII, ve Đspanya aleyhine Saez Maeso
davası, no 77837/01, prg. 22, 9 Kasım 2004), kendi rolünün ise bu yorumların etkilerinin
AĐHS’ne uygun olup olmadığını tespit etmekten ibaret olduğunu hatırlatmaktadır.
AĐHM ayrıca, AĐHS'nin 6. maddesinin 1. paragrafındaki gereksinimler bakımından içtihat
farklılıklarını daha önce incelediğini kaydetmektedir (bakınız, özellikle, Fransa aleyhine
Zielinski ve Pradal ve Gonzalez ve diğerleri davası [GC], no 24846/94 ve 34165/96'dan
34173/96'ya, CEDH 1999-VII, Romanya aleyhine Beian davası (no 1), no 30658/05, CEDH
2007-XIII (alıntılar), ve Bulgaristan aleyhine Iordan Iordanov ve diğerleri davası, no
23530/02, 2 Temmuz 2009). AĐHM'nin daha önce gördüğü benzer davalarda, ilk derece
mahkemelerinin verdiği kararlardaki farklılıklar, hiyerarꢀi çerçevesinde bu anlaꢀmazlıklarda
izlenecek yorum ꢀeklini belirleme yetkisine sahip yüksek mahkemeler tarafından karara
bağlanmıꢀtır (Zielinski ve Pradal ve Gonzalez ve diğerleri, ilgili bölüm, par. 59, ve Beian,
ilgili bölüm, par. 39).
AĐHM, böylece, bir ulusal yüksek mahkemenin içtihadında hukuki kesinlik ilkesine aykırı
olduğu ve AĐHS'nin 6. maddesinin 1. paragrafını ihlal ettiği ileri sürülen bir anlaꢀmazlığın
hangi ꢀartlarda ortaya çıktığı noktasında karar vermek durumunda kalmıꢀtır (bakınız Beian,
ilgili bölüm, prg. 34-40, Iordan Iordanov ve diğerleri, ilgili bölüm, prg. 48-49, Đspanya
aleyhine Pérez Arias davası, no 32978/03, prg. 25, 28 Haziran 2007, ve Çek Cumhuriyeti
Schwarzkopf ve Taussik davası (karar), no 42162/02, 2 Aralık 2008). AĐHM bunu yaparken,
değerlendirmelerine yön veren kıstasları belirtmiꢀtir (Iordan Iordanov ve diğerleri, ilgili
bölüm, prg. 48-49).
Bununla birlikte, mevcut davanın koꢀulları yukarıda incelenen davalardan belirgin bir
ꢀekilde farklılık göstermektedir. Mevcut davada, anlaꢀmazlıklar, bir ulusal yüksek
mahkemenin içtihadında ortaya çıkan farklılıktan değil, aralarında hiyerarꢀi olmayan ve her
biri kendine özgü bir yüksek mahkemeye sahip, iki ayrı ve özerk mahkemenin, içtihatlarının
uyumsuz olması nedeniyle verdiği farklı kararlardan kaynaklanmaktadır.
Gerçekten de, AĐHM, baꢀvuranların, sivil idare mahkemeleri ile askeri idare
mahkemelerinin 16 Mayıs 2001 tarihinde meydana gelen uçak kazasının koꢀullarını
değerlendirmeleri aꢀamasında ortaya çıkan farklılıktan ꢀikâyetçi olduğunu gözlemlemektedir.
Đlki tarafından verilen kararlarda – 3713 Sayılı Yasa’nın 21. maddesinde öngörülen aylık ve
nakdi tazminat hakkından yararlanmak için olmazsa olmaz ꢀart olarak kabul edilen – olay ile
terörle mücadele arasındaki nedensellik bağı kurulmuꢀ olmasına rağmen, ikincisi böyle bir
bağın olmadığı sonucuna varmıꢀtır.
Bu bağlamda AĐHM, öncelikle, iki ihtilaf hakkındaki farklı uygulamaların, ihtilaf konusu
olaylardaki koꢀulların farklılığı nedeniyle haklı gösterilmesi durumunda, içtihat farklılığı
olarak değerlendirilemeyeceğini hatırlatmaktadır (Türkiye aleyhine Erol Uçar davası (karar),
no 12960/05, 29 Eylül 2009). AĐHM, daha sonra, bölgesel ve görevsel yetkilere sahip
7