çıkarımların veya benzeri çürütülmemiꢀ maddi karinelerin birarada mevcut olmasından
kaynaklanabilmektedir. Sözkonusu olayların, gözaltında tuttukları sırada kontrolleri altında
bulunan kiꢀilerde olduğu gibi tümüyle veya kısmen yetkili makamların bilgisi dahilinde
olduğu durumlarda, gözaltı sırasında meydana gelen yaralanmalar hususunda kuvvetli maddi
karineler ortaya çıkacaktır. Đspat külfetinin, yetkili makamların tatmin ve ikna edici bir
açıklamada bulunmasına bağlı olduğu kabul edilebilmektedir.
Sözkonusu davada AĐHM, baꢀvuranın polis gözetimine alınmadan önceki gözaltı
döneminin baꢀlangıcında tıbbi olarak muayene edilmediğini belirtmektedir. Polis tarafından
gözaltında tutulması sona erdikten sonra, 1 Aralık 1997 tarihinde, vücudunda hiçbir kötü
muamele izi bulunmadığını belirten Sarıyer Devlet Hastanesi doktoru tarafından muayene
edilmiꢀtir. Ancak, 9, 10, 14, 15 ve 16 Aralık 1997 tarihli müteakip muayene ve raporlar,
ayağına ve bileklerine darbe aldığını göstermektedir. Baꢀvuranın operasyon geçirmesi
gerektiği kesindir. Sözkonusu raporlarda görülen bulgular AĐHM’nin kanaatine göre
baꢀvuranın, dövüldüğüne, bacaklarına tekme atıldığına ve ayaklarına vurulduğuna iliꢀkin
iddiaları ile tutarlılık göstermektedir.
AĐHM 1 ve 9 Aralık 1997 tarihli raporların içerdiği bilgilerin çeliꢀik olduğunu
belirtmektedir. Hükümet’in 9 Aralık 1997 tarihli rapordaki tıbbi bulgulara itiraz etmediğini
ancak yaralanmaların nedenine iliꢀkin farklı bir görüꢀ ileri sürdüğünü belirtmektedir.
Hükümet öncelikle daha fazla gözaltında kalmamak için aynı gün sergilediği saldırgan tutumu
gözönüne alarak yaraların baꢀvuranın kendisi tarafından oluꢀturulmuꢀ olabileceğini
açıklamıꢀtır. Yaraların, polis memuruna baꢀvuranın arabaya götürülmesinde yardımcı olan
kiꢀilerden kaynaklanmıꢀ olabileceğini ileri sürmüꢀtür. Bununla birlikte baꢀvuranın
yakalanabilmesi için polis memurunun uyguladığı kuvvetin, baꢀvuranın etrafındaki kiꢀilere
tehditlerde bulunması nedeniyle gerekli olduğunu iddia etmiꢀtir.
AĐHM özgürlüğünden mahrum bırakılan bir kiꢀi hususunda bu kiꢀinin tutumunun
gerektirmediği ꢀekilde fiziksel kuvvete baꢀvurmanın, insanlık onuru ile bağdaꢀmadığını ve
ilke olarak 3. maddede ortaya konan hakkı ihlal ettiğini yinelemektedir. Ancak yakalanma
bağlamında kuvvet kullanımı, özellikle baꢀvuranın kendi tutumundan kaynaklanan
durumlarda yaralanmaya neden olsa bile, 3. maddenin kapsamı dıꢀında kalabilmektedir.
Bu bağlamda AĐHM baꢀvuranın olay günü sergilediği sorumsuz ve saldırgan
tavırlarını ve sarhoꢀluğunu gözönüne almaktadır. Yakalanması sırasında dört gün boyunca
çalıꢀmasının uygun olmadığı rapor edilen polis memurunu yaralayarak karꢀı koyduğunu
gözlemlemektedir. Ancak baꢀvuran yakalanması ardından tıbbi olarak muayene edilmemiꢀtir.
AĐHM, Hükümet’in görüꢀüne göre bu tür bir muayene özellikle görevlilerinden birinin
baꢀvuranın yakalanması sırasında kuvvet kullanmak durumunda kalması nedeniyle yetkili
makamların atacağı en uygun adım olacağını belirtmiꢀtir. Bu tür bir rapor, baꢀvuranın
durumuna katkısı olabilecek üçüncü ꢀahısların hareketlerinin netleꢀmesini sağlayacaktır.
Bununla birlikte alınan yararların ağırlığını ve niteliğini gözönüne alan AĐHM
(özellikle baꢀvuranın operasyon gerektirecek ve 15 gün boyunca çalıꢀmasını engelleyecek
ꢀekilde sol ayağına aldığı yara), yaraların baꢀvuranın kendisi tarafından oluꢀturulduğunu
inandırıcı bulmamaktadır. Bu nedenle, baꢀvurana hiçbir ꢀiddet uygulanmadığı anlaꢀılan 1
Aralık 1997 tarihli ilk tıbbi raporun bulgularına önem vermemektedir. Sonuç olarak AĐHM
Hükümet’in, gözaltı döneminde ortaya çıkan yaralara baꢀvuranın neden olduğuna iliꢀkin
açıklamaları tatmin edici bulmamaktadır.
5