COUNCIL  
OF EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ D A ĐRE  
NURHAN YILMAZ (2) – TÜRKĐYE DAVASI  
(B a vuru no. 16741/04)  
KARAR  
STRAZBURG  
8 Nisan 2008  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde  
kesinleecektir. ekli düzeltmelere tâbi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
NURHAN YILMAZ (2) – TÜRKĐYE KARARI  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 16741/04 no’lu davanın nedeni T.C. vatandaı  
Nurhan Yılmaz’ın (“bavuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 21 Nisan 2004 tarihinde  
Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (“Sözleme”) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu  
bavurudur.  
Bavuran, AĐHM önünde Mardin Barosu avukatlarından Ö. Mungan tarafından temsil  
edilmitir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1978 doğumludur ve Đzmir’de yaamaktadır. Bavuran, “Ekmek ve Adalet”  
adlı siyasi derginin Đzmir ubesi temsilciliğini yapmaktaydı. 29 Nisan 2003 tarihinde polis,  
derginin bürosunda yaptığı bir aramada yasadıı olduğundan üphelenilen bazı kitap ve  
dergiler bulmutur. Bu yayınlara el konulmutur.  
Belirtilmeyen bir tarihte bavuran devam etmekte olan soruturma kapsamında ifade  
vermek üzere polis karakoluna gitmi, sorgusu sırasında yanında avukatı da yer almıtır.  
19 Haziran 2003 tarihinde Đzmir Cumhuriyet Savcısı Đzmir Sulh Ceza Mahkemesi’ne bir  
iddianame sunmu, bavuranın iyerinde bulunan kimi materyallerin daha önce Đstanbul  
Devlet Güvenlik Mahkemesi kararı ile yasadıı ilan edildiği gerekçesiyle bavuranı TCK’nın  
526/1. maddesi uyarınca “yetkili makamların emirlerine uymamak”la suçlamı, iddianame  
bavurana tebliğ edilmemitir.  
Đzmir Sulh Ceza Mahkemesi, duruma yapmadan 14 Temmuz 2003 tarihinde verdiği  
ceza kararnamesi ile bavuranı suçlandığı üzere mahkûm etmive üç ay hapis cezası  
vermitir. Mahkeme daha sonra bavuranın cezasını 606,874,000 Türk Lirası1 para cezasına  
çevirmitir. Mahkeme bu ekilde, görece hafif suçlar için CMUK’un 386. maddesinde  
öngörülen “basitletirilmiusul”ü uygulamıtır.  
Bavuran, sözkonusu karara Đzmir Asliye Ceza Mahkemesi’nde itiraz etmitir.  
Dilekçesinde birinci derece mahkemesinin kendisinin ifadesine bavurmaması, bu nedenle  
savunma haklarının ihlal edilmesinden ikâyetçi olmutur. Dilekçede ayrıca bavuranın ifade  
vermek üzere polis karakoluna gittiğinde sorgulama sırasında yanında avukatının da  
bulunduğu belirtilmitir.  
Asliye Ceza Mahkemesi duruma yapmaksızın 17 Ekim 2003 tarihinde bavuranın  
itirazını reddetmitir. Nihai karar bavurana 27 Ekim 2003 tarihinde tebliğ edilmitir.  
1 O dönemde yaklaık 390 Euro’ya edeğer.  
1
NURHAN YILMAZ (2) – TÜRKĐYE KARARI  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, davasında açık duruma yapılmaması nedeniyle kendisini bizzat ya da avukatı  
vasıtasıyla savunma imkânı bulamamasından ikâyetçi olmutur. Ayrıca gözaltındayken de  
adli yardım imkânından mahrum bırakıldığını iddia etmi, ikâyetlerini AĐHS’nin 6/1 ve  
6/3(c) maddelerine dayandırmıtır.  
Hükümet iddiaları reddetmitir.  
A. Kabuledilebilirlik  
Bavuranın gözaltındayken adli yardım alamaması iddiası ile ilgili olarak Hükümet,  
bavuranın gözaltına alınmadığını savunmutur. Soruturma kapsamında bavuranın ifade  
vermek üzere polis karakoluna çağrıldığını ve sorgu sırasında avukatının da hazır  
bulunduğunu ifade etmilerdir. Bu hususun bavuranın Đzmir Asliye Ceza Mahkemesi’ne  
verdiği 15 Ekim 2003 tarihli dilekçede de kabul edildiğini savunmulardır.  
Bavuran bu konuda yorum yapmamıtır.  
Bavuranın sözkonusu cezai soruturma ile bağlantılı olarak gözaltına alınmadığı  
gözlenmektedir. Ayrıca ifade vermek üzere polis karakoluna çağrıldığında bavurana  
avukatının elik ettiği de açıktır. Dolayısıyla Mahkeme sözkonusu ikâyeti tamamen  
dayanaksız bulmakta ve AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca açıkça  
dayanaktan yoksun olmaları nedeniyle reddetmektedir.  
Ne var ki bavurunun kalan kısmının AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı  
çerçevesinde dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, bavurunun baka açılardan  
bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru  
kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
1. Genel ilkeler  
AĐHM, durumaların kamuya açık olarak yapılması gerektiğinin, 6/1 maddede ortaya  
konan temel bir ilke olduğunu yineler. Bu kamuya açık olma durumu, adaletin kamu denetimi  
olmaksızın yerine getirilmesine karı davacıları korumaktadır. Bu, ayrıca insanların  
mahkemelere duydukları güvenin korunmasının bir yoludur. Adaletin yerine getirilmesinde  
saydamğı sağlayan kamuya açık olma durumu, 6/1 maddenin, demokratik toplum  
ilkelerinden biri olan adil yargılanma amacının yerine getirilmesine katkıda bulunmaktadır  
(bkz. diğer içtihatlar yanında Stefanelli – San Marino, no. 35396/97).  
Bütün olarak ele alındığında 6. madde, sanığın bir ceza durumasında etkin olarak yer  
alma hakkını teminat altına almaktadır. Bu durum genel olarak, yalnızca durumada hazır  
bulunma hakkını değil, aynı zamanda gerekli olduğunda adli yardım alma ve davayı etkin  
ekilde takip etme haklarını da içermektedir. Bu tür haklar, çekimeli dava kavramının özünde  
zımnen var olduğu gibi, aynı zamanda 6. maddenin 3. fıkrasının (c) ve (e) bentlerinde yer  
2
NURHAN YILMAZ (2) – TÜRKĐYE KARARI  
alan teminatlardan kaynaklanabilmektedir (bkz. diğer içtihatlar yanında Stanford – Đngiltere,  
A Serisi no. 282-A).  
Ayrıca 6/1 madde, birinci derece kararını temyiz etme hakkını garanti etmemektedir.  
Ancak, iç hukukun, temyiz hakkı sağladığı durumlarda, temyiz ilemleri yargılama sürecinin  
uzantısı olarak görülecek ve dolayısıyla 6. maddeye tabi olacaktır (bkz. Delcourt – Belçika, A  
Serisi no. 11).  
2. Sözkonusu ilkelerin somut davaya uygulanması  
Mahkeme öncelikle 30 Haziran 2004 tarihli bir kararla Anayasa Mahkemesi’nin eski  
TCK’nın 390/3 maddesini, bireylerin davaların açık olarak görülmesinden mahrum  
bırakılmasının adil yargılanma hakkına aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasaya aykırı bularak  
oybirliğiyle iptal ettiğini kaydeder. Ayrıca 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk  
Ceza Kanunu ve yeni Ceza Muhakemesi Kanunu ile ceza kararnamesi uygulaması sona  
erdirilmitir.  
Ancak Mahkeme, olay zamanında yürürlükte olan ilgili iç hukuk kurallarına uygun  
olarak bavuranın yargılanması sırasında açık durumaya yer verilmediğini gözlemler. Ceza  
kararnamesi çıkaran ve bavuranı para cezasına çarptıran Đzmir Sulh Ceza Mahkemesi gibi,  
itirazı inceleyen Đzmir Asliye Ceza Mahkemesi de kararını dava dosyasındaki belgelere  
dayanarak vermitir. Bavurana, davasını gören mahkemeler önünde kendisini bizzat ya da  
avukatı vasıtasıyla savunma imkânı tanınmamıtır. Bu nedenle Mahkeme, bavuranın cezai  
kovuturmaya aktif olarak katılamadığı kanaatindedir.  
Yukarıda belirtilenler ıığında Mahkeme, adli merciler tarafından uygulanan usulün  
bavuranın savunma haklarını tam olarak kullanmasını engellediği ve dolayısıyla yargılamayı  
adil olmayan bir hale getirdiğine karar vermitir.  
Dolayısıyla AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
II. 1 NO’LU PROTOKOLÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, polisin yaptığı aramayı takiben çeitli kitap ve dergilere el konulmasının  
AĐHS’ye ek 1 no’lu Protokolün 1. maddesine ihlal tekil ettiği iddiasında bulunmutur.  
Mahkeme bu mülkün bavurana değil dergiye ait olduğunu ve bavuranın somut  
bavuruyu dergi adına açmamıolduğunu kaydeder. Dolayısıyla 1 no’lu Protokolün 1.  
maddesi bağlamında bavuranın mülkiyet hakkına hiçbir müdahalede bulunulmamıolması  
nedeniyle dergi adına bu hakkın ihlal edildiği iddiasında bulunamaz (bkz. Nurhan Yılmaz –  
Türkiye, no. 21164/03).  
Bu nedenle bavurunun bu kısmı AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları  
bağlamında açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddedilmelidir.  
3
NURHAN YILMAZ (2) – TÜRKĐYE KARARI  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
Bavuran adil tatmin için bir talepte bulunmamıtır. Bu nedenle Mahkeme kendisine  
herhangi bir ödeme yapılmasına gerek bulunmadığı kanaatindedir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavuranın adil yargılanmaya ilikin ikâyetinin kabuledilebilir, bavurunun kalan  
kısmının ise kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3.  
paragrafları uyarınca 8 Nisan 2008 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Françoise ELENS  
-PASSOS  
Françoise TULKENS  
Kâtip Yardımcısı  
Bakan  
4