değerlendirdiğini hatırlatmaktadır (bakınız, diğerleri arasından, Yunanistan aleyhine
Michaïlidou ve diğerleri davası, no 21091/07, prg. 12, 12 Mart 2009, Yunanistan aleyhine
Varipati davası, no 38459/97, prg. 32, 26 Ekim 1999, Fransa aleyhine Dumas davası (karar),
no 53425/99, 30 Nisan 2002, Đtalya aleyhine Capestrani davası (karar), no 46617/99, 27 Ocak
2005, ve Yunanistan aleyhine Poulitsidi davası, no 35178/05, prg. 36, 11 Ekim 2007).
Bununla birlikte, Fransa aleyhine Guillemin davasında (21 ꢁubat 1997, prg. 54, Karar ve
hükümlerin derlemesi 1997-I) verdiği karara atıfta bulunan AĐHM, « ilgili ꢀahsın maruz
kaldığı zarar için elde ettiği tazminatın uygun bir tatmin niteliğine sahip olabilmesi için
mahrumiyet süresinin de dikkate alınması ve bunun makul bir sürede gerçekleꢀmesi
gerektiğini hatırlatmaktadır (bakınız, aynı anlamda, Türkiye aleyhine Akkuꢀ davası,
9 Temmuz 1997, prg. 29, Derleme 1997-IV, ve Türkiye aleyhine Baꢀ davası, no 49548/99,
prg. 60, 24 Haziran 2008). Bu değerlendirmeler, mutatis mutandis, özellikle bu tür
gecikmelerin olumsuz sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeterli bir çözümün bulunmaması
nedeniyle tazminatın uygun olma niteliğini maddi ölçüde azaltacak olan aꢀırı yavaꢀ yargı
iꢀleyiꢀi için de geçerlidir.
Bundan ötürü, mevcut davanın koꢀullarını göz önüne alan AĐHM, özellikle davanın
açıldığı tarihte talep edilen tazminat tutarının büyük ölçüde değer kaybetmesi nedeniyle
ꢀikâyetin 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesi kapsamında incelenmesinin sürdürülmesi
gerektiği kanaatine varmaktadır. AĐHM, ancak bu surette baꢀvuranın bir taraftan yargılamanın
aꢀırı uzun sürmesi ve diğer taraftan o dönemde ülkedeki mevcut enflasyon oranları karꢀısında
gecikme faizlerinin yetersiz kalması nedeniyle büyük ölçüde zarar ettiği yönündeki temel
iddiasının özünü incelemiꢀ olacaktır.
2. Esasa iliꢀkin
Hükümet, Türk idare hukukunun medeni hukukun aksine bir davacıya dava devam ederken
baꢀlangıçtaki tazminat rakamının yeniden değerlendirilmesini talep etme imkânı tanımadığını
kaydetmektedir. Hükümet, mevcut davada idari yargıcın dava taraflarının talep ettiği rakama
bağlı kalmak durumunda olduğunu ve baꢀvurana davanın açıldığı tarihte talep ettiği tutarın
üzerinde bir tazminat miktarı veremeyeceğini eklemektedir.
Hükümet ayrıca, ulusal mahkemelerin tam olarak baꢀvuranın talebini kabul ettiklerini ve
tazminatın uğradığı değer kaybının gecikme faizleriyle karꢀılandığını ve bu nedenle
baꢀvuranın maddi bir kaybı olmadığını iddia etmektedir.
Baꢀvuran, iddialarını yinelemekte ve bir taraftan yargılamanın aꢀırı uzun sürmesi nedeniyle
ve diğer taraftan o dönemde ülkedeki mevcut enflasyon oranları karꢀısında gecikme
faizlerinin yetersiz kalması nedeniyle büyük ölçüde zarar ettiğini ileri sürmektedir.
AĐHM, öncelikle Yargıtay’ın 13 Mart 2007 tarihli kararıyla Diyarbakır Đdare
Mahkemesi’nin 27 ꢁubat 2003 tarihli kararını onayarak, baꢀvuran lehine talep edilebilir bir
“alacak” yarattığı konusunda kimsenin itirazı bulunmadığını gözlemlemektedir (Yunanistan
aleyhine Stran Yunan Rafinerileri ve Stratis Andreadis davası, 9 Aralık 1994, prg. 59, seri A
no 301-B). Bu durumda baꢀvuranın 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesi anlamında «mülkiyet»
oluꢀturan bir hakkı bulunmaktadır. Ayrıca, bu hak, baꢀvuranın Đçiꢀleri Bakanlığı’na
baꢀvurduğu tarih olan 30 Eylül 1991 tarihinden itibaren geçerli olacak ꢀekilde geriye dönük
olarak tanınmıꢀtır (yukarıdaki ilgili paragraflar; bakınız, aynı anlamda, Baꢀ ilgili bölüm, prg.
59).
6