CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
OKUR-TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no: 76567/01)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
13 Haziran 2006  
İşbu karar AİHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli  
bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve 76567/01 başvuru no’lu davanın nedeni bu  
ülke vatandaşı olan Fatma Okur’un (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM)  
31 Ekim 2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Temel İnsan Haklarını güvence  
altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.  
Başvuran, AİHM önünde Ankara Barosu avukatlarından Tekin Akıllıoğlu, Adil Aktay  
ve Mustafa Nerse tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVA KOŞULLARI  
Karayolları Genel Müdürlüğü, İskenderun’da otoyol yapımı için 1993 tarihinde  
başvurana ait olan taşınmazı kamulaştırmıştır.  
Ödenen tutar üzerinde anlaşmazlık doğması üzerine başvuran, İskenderun Asliye  
Hukuk Mahkemesi’ne kamulaştırma bedelinin artırılması talebiyle başvuruda bulunmuştur.  
İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesi, Fatma Okur’u haklı bularak 26 Kasım 1998  
tarihli bir kararla İdare tarafından başvurana, mülkün devir tarihinden itibaren işlemek üzere  
yıllık %50 oranında gecikme faiziyle birlikte 8.802.675.000 Türk Lirası tutarında ek tazminat  
ödenmesine karar vermiştir.  
Yargıtay, 9 Mart 1999 tarihli bir kararla verilen bu kararı onamıştır.  
Ek tazminat bedeli, gecikme faizi ile birlikte 9 Haziran 2000 tarihinde başvurana  
ödenmiştir. O dönemde bu meblağ 26.118.002.000 T.L. tutarına denk gelmektedir.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ  
İDDİASI HAKKINDA  
Başvuran iki nedenden dolayı 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğini  
iddia etmektedir. Başvuran öncelikle, 1993 yılında saptanan ilk tazminatın, taşınmazın kesin  
olarak İdare’ye devredildiği tarihten sonra, 1995 yılında kendisine ödendiğini belirtmektedir.  
Başvuran ayrıca daha sonra yapılan yargılama sonucunda belirlenen ek kamulaştırma  
bedelinin kendisine geç ödendiğini ileri sürmektedir. Bu konu ile ilgili olarak, ilk bedelin  
ödenmesinin gecikmesi nedeniyle herhangi bir gecikme faizinin kendisine ödenmediğini,  
ikinci ile ilgili olarak ise Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı karşısında yetkililerin ödediği  
ek bedelin yetersiz olduğunu belirtmektedir.  
A. Kabul edilebilirliğe ilişkin  
Birinci şikayet ile ilgili olarak AİHM başvuranın, kamulaştırma kararının tapu siciline  
kaydının yapılması sonrasındaki ilk üç sene boyunca orantısız bir zarara uğradığını  
ispatlayamadığını not etmektedir. Her ne olursa olsun şikayetin bu kısmı iç hukuk yollarının  
tüketilmesi ilkesi ile ters düşmektedir, başvuran bununla ilgili olarak herhangi bir girişimde  
bulunmamıştır. Sonuç olarak, AİHM davayı yalnızca ek kamulaştırma bedelinin ödenmesinin  
gecikmesi konusunda yapılan şikayet kapsamında inceleyecektir.  
2
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediğini belirtmektedir. Başvuran ne yerel  
mahkemeler nezdinde bu iddialarını dile getirmiş ne de Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi ile  
tanınan başvuru yolunu kullanmıştır.  
Başvuran bu iddialara karşı çıkmaktadır.  
AİHM başvuranın dile getirdiğine benzer şikayetler sözkonusu olduğunda, teoride  
uygun olan tek başvuru yolunun Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi ile öngörülen başvuru  
yolu olduğunu kabul etmektedir. Bununla birlikte, sözkonusu başvuru yolunun etkisiz olduğu  
yönünde karar alınmasına neden olan gerekçeler nedeniyle (Aka kararı) bu konuda yapılan  
itiraz reddedilmelidir.  
AİHM, içtihatlarından doğan kriterler ışığında (Bkz., özellikle, Akkuş kararı) ve  
elindeki mevcut unsurların tümü gözönüne alındığında başvurunun esastan incelenmesi  
gerektiği kanaatine varmıştır. AİHM başvuruda hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile  
karşılaşılmadığını tespit etmiştir.  
B. Esas Hakkında  
AİHM, daha önceki kararlarda benzer şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların Ek 1  
No’lu Protokolün 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını dile getirmektedir (Bkz. Akkuş kararı  
ve Aka kararı).  
AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak  
hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. Ulusal mahkemelerin kararına göre  
kamulaştırmayı yapan idare tarafından başvurana verilmesi gereken ek tazminatın  
ödenmesindeki gecikme, başvuranı, mülkünün kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara  
daha sokmuştur. Sözkonusu davanın toplam fiili süresine eklenen bu gecikme, AİHM’yi,  
başvuranın toplum yararının gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması arasında  
hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak  
zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk etmektedir.  
Sonuç olarak AİHM, I No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar  
vermiştir.  
II. AİHS’NİN 6. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA  
Başvuran kamulaştırma kararının sicil kayıtlarında yer almasıyla 1993 tarihinde  
başlayan ve 2000 yılının Haziran ayında ek kamulaştırma bedelinin ödenmesi ile son bulan  
kamulaştırmaya ilişkin yargılama sürecinin, AİHS’nin 6 § 1. maddesini ihlal ettiğinden  
şikayetçi olmaktadır.  
AİHM sözkonusu şikayetin AİHS’nin 35 § 3. maddesine göre açıkça dayanaktan  
yoksun ilan edilemeyeceğine kanaat getirmiştir. Başka hiçbir kabul edilemezlik gerekçesi  
bulunmamaktadır. 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında ulaşılan sonuç dikkate  
alındığında, AİHM şikayetin ayrıca Sözleşme’nin 6§1 maddesi açısından incelenmesine gerek  
olmadığına karar vermiştir.  
3
III. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI HAKKINDA  
AİHS’nin 41. maddesinde yer alan unsurlar.  
A. Tazminat ve Masraf ve Harcamalar  
Başvuran, 9 Aralık 2003 tarihli yazılı görüşlerinde başvurusunda dile getirdiği  
iddiaları yinelemiştir. Başvuran, yalnızca 11.492 Amerikan Doları tutarında maddi zarara  
uğradığını iddia etmektedir.  
Buna karşın başvuran, başvuru dilekçesinde, rakam belirtmeksizin manevi tazminat  
talebinde bulunmuş, AİHM ve yerel mahkemeler nezdinde yapmış olduğu masraf ve  
harcamaların ödenmesini talep etmiştir.  
Hükümet bu tutarların aşırı olduğunu belirtmektedir. Ayrıca, AİHM’den bu konuda bir  
tazminat ödenmesine karar verdiği takdirde, bu durumun hiçbir şekilde haksız bir zenginliğe  
sebep olmaması hususunu dikkate almasını istemektedir.  
AİHM, Akkuş kararında benimsenen hesaplama yöntemini gözönünde bulundurarak ve  
ilgili ekonomik veriler ışığında, başvurana maddi tazminat olarak talep edilen tutarın  
tamamının, yani 11.492 Amerikan Doları’na tekabül eden 8.997 Euro’nun ödenmesine karar  
vermiştir.  
Manevi tazminat konusunda ise, AİHM davanın mevcut koşulları ışığında ihlal  
kararının başlı başına bir tazmin olacağını ifade etmektedir.  
AİHM masraf ve harcamalar konusunda, AİHS’nin 41. maddesi alanında, gerçekliği,  
zorunluluğu ortaya konulan ve makul miktarlarda olan masraf ve harcamaların geri  
ödenebileceğini hatırlatmaktadır (Bkz.,diğerleri arasında, Nikolava-Bulgaristan no:31195/96).  
Mevcut davada her ne kadar talebi belgelendirilmemiş olsa da, AİHM iç tüzüğünün  
60. maddesi uyarınca tüm masraflarla birlikte başvurana 1.000 Euro ödenmesinin uygun  
olacağına karar vermiştir.  
B. Gecikme Faizi  
Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uyguladığı faiz oranına üç puan eklenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,  
1. Ek kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi konusunda 1 No’lu Ek Protokol’ün 1.  
maddesine ilişkin şikayetin ve aynı zamanda AİHS’nin 6 § 1. maddesine ilişkin şikayetin  
kabuledilebilir olduğuna;  
2. Başvurunun geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
3. 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
4
4. AİHS’nin 6 § 1. maddesine yönelik yapılan şikayetin esası hakkında inceleme  
yapılmasının gerekli olmadığına;  
5. İhlal kararının tespitinin manevi tazmin için yeterli olduğuna;  
6. a) AİHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay  
içinde, döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere, Savunmacı Hükümet tarafından  
başvurana:  
i. maddi tazminat olarak 8.997 Euro (sekiz bin dokuz yüz doksan yedi) ödenmesine;  
ii. masraf ve harcamalar için 1.000 Euro (bin) ödenmesine;  
iii. yukarıdaki miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;  
7. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;  
karar vermiştir.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.  
maddelerine uygun olarak 13 Haziran 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.  
5