C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
OKUYUCU VE BĐLMEN - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:65887/01)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
16 OCAK 2007  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde  
kesinleecek olup ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 65887/01 bavuru no’lu davanın nedeni, Türk  
vatandaı Mehmet irin Okuyucu ve Fatma Bilmen’in (Bavuranlar) 3 Kasım 2000 tarihinde  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM), Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri  
Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıoldukları bavurudur. Bavuranlar,  
Đzmir Barosu avukatlarından M.N. Terzi tarafından temsil edilmektedirler.  
OLAYLAR  
1969 doğumlu M. Okuyucu ve 1973 doğumlu Bilmen Đzmir’de ikamet etmektedirler.  
Yasaı örgüt PKK’ya karı yürütülen operasyon çerçevesinde sırasıyla 15 ve 16  
Ocak 1995 tarihlerinde yakalanan bavuralar, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi (Đzmir  
DGM) Cumhuriyet Basavcığı tarafından dinlenildikleri 23 Ocak 1995 tarihine kadar  
gözaltında tutulmulardır.  
Aynı gün Đzmir DGM yedek hakimi, avukat yardımından faydalanamayan  
bavuranların tutuklu yargılanmasına karar vermitir.  
Bavuranlar, 13 ubat 1995 tarihinde Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 169. maddesi  
uyarınca silahlı çeteye yardım etme gerekçesiyle Đzmir DGM önüne çıkarılmılardır.  
Bilgin ve Okuyucu sırasıyla 8 Kasım 1995 ve 24 Ocak 1996 tarihlerinde tutuksuz  
yargılanmak üzere serbest bırakılmılardır.  
Aralarında bir askeri hakimin de bulunduğu esasa bakan hakimler, 19 Mart 1997  
tarihli bir kararla bavuranların herbirini üç yıl dokuz ay hapis cezasına çarptırmıtır. Bu karar  
29 Haziran 1998 tarihinde usul hatası gerekçesiyle bozulmuve dava dosyası ilk derece  
mahkemesine geri gönderilmitir.  
Đzmir DGM 2 Aralık 1998 tarihinde, hatasını düzelttikten sonra daha önce verdiği  
kararı yinelemitir.  
Diğer sanıkların avukatları gibi, bavuranların avukatı K.B. de, duruma yapılması  
talebiyle kararın temyizine gitmitir. Bu talep kabul edilmive 17 Nisan 2000 tarihinde  
duruma yapılmıtır. Temyize giden avukatlar, duruma tarihinden haberdar edilmiancak  
temyizlerinin kabuledilebilirliğine ilikin Cumhuriyet Basavcısı tebliğnamesi kendilerine  
tebliğ edilmemitir.  
Yargıtay öngörülen tarihte duruma yapmıtır. K.B. durumaya katılmatır. Yüksek  
mahkeme, duruma sonucunda karar vermeden önce, durumaya katılanlara kararın 26 Nisan  
2000 tarihinde netleeceğini ve aleni olarak açıklanacağını bildirmitir.  
K.B., itiraz edilen kararı onaylayan bu kararın açıklanmasına da katılmamıtır.  
Resmi kayıtlardan ve Đzmir DGM Bakanı’nın bildirisinden de anlaıldığı üzere, dosya  
ile birlikte bozma kararı, 1 Haziran 2000 tarihinde ilk derece mahkemesi kalemine geri  
gönderilmitir. Bavuranlar da 1 Kasım 2000 tarihinde bunların bir kopyasını edinmilerdir.  
2
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar, AĐHS’nin 6§1 ve 3 maddesinin bir çok bakımdan ihlal edildiğini iddia  
etmektedirler.  
A. Kabuledilebilirliği Hakkında  
Hükümet, bavurunun geç yapıldığını ileri sürmekte ve sözüedilen Özdemir kararına  
atıfta bulunmaktadır. Hükümet bu davada, altı aylık sürenin, Yargıtay’ın kararını 26 Nisan  
2000 tarihinde aleni olarak açıklaması ile baladığını ve 26 Ekim 2000 tarihinde sona erdiğini  
ileri sürmektedir. Hükümet’e göre, ne temyiz durumasına ne de duruma sonunda verilen  
kararın açıklanmasına katılmayan bavuranların avukatının, sözkonusu kararın bir kopyasını 1  
Kasım 2000 tarihinden önce edinmesinin mümkün olmadığını yasal olarak ileri süremez.  
Bavuranlar, mevcut dava koullarında ve AĐHM’nin yerleik içtihadına uygun olarak,  
altı aylık sürenin balangıç tarihinin, dava dosyasının Đzmir DGM kalemine geri gönderildiği  
1 Haziran 2000 olduğunu iddia etmektedirler.  
AĐHM, incelemeye aldığı benzer koullarda ilke olarak, altı aylık sürenin,  
bavuranların kendilerini ilgilendiren iç nihai karardan haberdar olabilecekleri tarihten  
itibaren ilemeye baladığını daha önce birçok kez belirtmitir. Bu davada gözönünde  
bulundurulması gereken tarih, bavuranların 26 Nisan 2000 tarihinde verilen temyiz kararını  
Đzmir DGM kaleminden edinebilecekleri 1 Haziran 2000 tarihidir (bkz. diğerleri arasından  
Okul).  
Buradan 3 Kasım 2000 tarihinde yapılan mevcut bavurunun, bavuranların avukatının  
göstermiolduğu ihmalkarlıkların Yargıtay önünde görülen davanın seyrini etkilemesi  
olasılığına rağmen, AĐHS’nin 35§1 maddesi açısından hiçbir soruna neden olmadığı sonucu  
ortaya çıkmaktadır (Özdemir).  
Dolayısıyla AĐHM Hükümet’in itirazını reddetmekte ve AĐHS’nin 35. maddesindeki  
diğer hiçbir kabuledilemezlik gerekçesiyle ters dümeyen bavuruyu kabuledilebilir ilan  
etmektedir.  
B. AĐHS’nin 6. Maddesi Hakkında  
1. Tarafların Argümanları  
Bavuranlar, oluumunda bir askeri hakimin bulunması nedeniyle AĐHS’nin 6§1  
maddesi uyarınca Đzmir DGM’nin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olamayacağından  
ikayetçi olmaktadırlar.  
Ayrıca bavuranlar, avukat bulundurmadan alınan ifadelerine dayandırılan  
haklarındaki ceza kararının ve Yargıtay Cumhuriyet Basavcısı tebliğnamesinin tebliğ  
edilmemesinin sırasıyla AĐHS’nin 6§3 maddesinin –c ve – b fıkralarını ihlal ettiğini  
savunmaktadırlar.  
3
Hükümet DGM’lerin kaldırılmasından önce, DGM’leri oluturan hakimlerin seçilme  
ve atanma ekillerinin, konuya ilikin AĐHM içtihadından doğan kriterlere cevap veren  
anayasal güvenceleri sunduğunu ileri sürmektedir. Aynı ekilde Đzmir DGM, tarafsızlık ve  
bağımsızlık konusunda bavuranların herhangi bir kuku duymasına yol açmamıtır.  
Hükümet, 6§3 maddesi bakımından, 1 Haziran 2005 tarihinde yeni TCK’nın resmi  
olarak yayımlandığından beri, Cumhuriyet Basavcılığı tebliğnamelerinin davacı ve davalı  
taraflara iletildiğini hatırlatmaktadır. Bununla birlikte, Hükümet, hazırlık soruturmalarından  
sonraki usul ilemleri süresince avukat yardımından faydalanan bavuranların, sadece  
sorgulamalar sırasında avukatın bulunmayıı nedeniyle, 6§3 –c maddesine dayanılarak  
argüman ileri süremeyeceklerine kanaat getirmektedir.  
2. AĐHM’nin Takdiri  
AĐHM, Türkiye aleyhinde açılan benzer davalarda, tarafsızlığı ve bağımsızlığı ortaya  
konulmubir mahkemenin, her türlü varsayımda, yargısına tabi kiilere adil yargılanmayı  
sağlayamayacağına hükmetmitir. Aynı ekilde AĐHM, bu noktada 6§1 maddesinin ihlal  
edildiği tespit edilirse, adil yargılanma hakkına ilikin diğer ikayetleri ayrıca incelemeye  
gerek olmadığını birçok kez belirtmitir (Bkz. diğerleri arasında, Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim  
1998 tarihli karar).  
Dolayısıyla daha çok önem arzeden bu ilk sorun üzerinde durmak yerinde olacaktır.  
Đzmir DGM’nin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmamasına ilikin ikayet  
konusunda, Hükümet’in sözkonusu durumda, 6§1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varılan  
benzer sorunların ortaya çıktığı davalardakinden farklı bir sonuca ulatırabilecek ne bir olay  
ne de bir argüman sunduğunu gözlemlemek gerekir (bkz. örneğin Özel).  
Oysa bu durumda, bu kadar ciddi suçlardan sorumlu tutulan bavuranların aralarında  
askeri hakimin de bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmeleri anlayıla  
karılanmaktadır. Bu nedenden dolayı, bavuranlar, Đzmir DGM’nin bu türden davalara ters  
en değerlendirmelerle haksız yere yönlendirilmelerine izin vermesinden haklı olarak  
çekinmektedirler.  
Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında bavuran tarafından  
duyulan üpheler objektif olarak kanıtlanmaktadır. (sözüedilen Incal).  
Dolayısıyla AĐHM, AĐHS’nin 6§1 maddesinin bu bakımdan ihlal edildiği sonucuna  
varmakta ve netice itibariyle dava konusu yargılamanın adil olmamasına ilikin ikayetlerin  
geri kalan kısmını incelemesine gerek olmadığına kanaat getirmektedir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Manevi Tazminat  
Bavuranlar, 9.000 Euro tutarında manevi zarara uğradıklarını iddia etmektedirler.  
Hükümet’e göre bu talepler aırıdır.  
4
AĐHM, dava artlarında, tespit edilen ihlalin hakkaniyetli bir tatmin oluturduğuna  
dikkati çekmektedir (sözüedilen Çıraklar). Bu davada olduğu gibi bir kimse, AĐHS’nin art  
kotuğu tarafsızlık ve bağımsızlık koullarını yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından  
mahkum edildiğinde, ilgili kiinin talebi üzerine davanın yeniden açılması yada yeniden  
yargılanmanın, tespit edilen ihlalin düzeltilmesi için ilke olarak en iyi yolu oluturduğunu  
hatırlatmak gerekir (Öcalan-Türkiye, no: 46221/99).  
B. Masraf ve Harcamalar  
Bavuranlar, masraf ve harcamalar adı altında 4.000 Euro istemektedirler. Ancak  
bunun için hiçbir belge sunmamaktadırlar.  
Hükümet talebin haksız olduğuna kanaat getirmektedir.  
AĐHM, elinde bulunan unsurlar ve benzer davalarda ödenmesine karar verilen tutarları  
gözönünde bulundurarak, masraflar için 1.000 Euro tutarının bavuranlara ödenmesinin uygun  
olacağına kanaat getirmektedir.  
C. Gecikme Faizi  
Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uygulağı faiz oranına üç puan eklenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. Đzmir DGM’nin tarafsız ve bağımsız olmamasından dolayı AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal  
edildiğine;  
3. AĐHS’nin 6§3 maddesine göre yapılan diğer ikayetler hakkında karar vermeye gerek  
olmadığına;  
4. Mevcut kararın manevi zarar için tek baına adil tazmin oluturduğuna;  
5. a) Bu kararın, AĐHS’nin 44§2 maddesine göre kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet’in,  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak bavurana masraf ve harcamalar  
için 1.000 (bin ) Euro ödemesine;  
b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda  
belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankası’nın kredi faiz oranına üç puan eklemek suretiyle  
gecikme faizi uygulanmasına;  
6. Hakkaniyete uygun tazminata ilikin diğer taleplerin reddine karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve 16 Ocak 2007 tarihinde, Đçtüzüğün 77.  
maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
5