7 Mayıs 1998’de Diyarbakır Đdare Mahkemesi, baꢀvuranın 1993 senesindeki yıllık
vergi beyannamesine dayanarak kendisine tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir. Zararın
değerlendirilmesinde yalnızca baꢀvuranın iddiaları temel alındığı için baꢀvuranın uğramıꢀ
olduğu zarara iliꢀkin hazırlanan bilirkiꢀi raporunun gözönüne alınmaması gerektiği sonucuna
varmıꢀtır.
19 Ağustos 1998’de baꢀvuran itiraz etmiꢀtir.
10 Nisan 2001’de Danıꢀtay, Diyarbakır Đdare Mahkemesi’nin kararını feshetmiꢀtir.
Dükkanlardaki malların gördüğü zararı gözardı etmiꢀ olması nedeniyle Mahkeme’nin, zararın
tespitinde hatalı olduğu sonucuna varmıꢀtır.
16 Haziran 2005 tarihli bir kararda Diyarbakır Đdare Mahkemesi, Danıꢀtay’ın verdiği
karara uyarak, baꢀvuranın tazminat talebini kısmen kabul etmiꢀtir. Baꢀvuran, bu karara da
itiraz etmiꢀtir. Dava dosyasındaki bilgilere göre, dava halen Danıꢀtay önünde devam
etmektedir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN 1. VE 13. PARAGRAFLARININ ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ
ĐDDĐALARI
Baꢀvuran, ikinci kısım duruꢀmaların uzunluğunun, AĐHS’nin 6/1. maddesinde
öngörülen “makul süre” gereğine uygun olmadığı hususunda ꢀikayette bulunmuꢀtur. Ayrıca,
AĐHS’nin 13. maddesi uyarınca yerel hukukta dava iꢀlemlerini hızlandırmak için etkili iç
hukuk yollarının mevcut olmadığını ileri sürmüꢀtür.
6/1. madde aꢀağıda kaydedilmiꢀtir:
“Herkes ... medeni hak ve yükümlülükleri ... konusunda karar verecek olan ... bir mahkeme tarafından
davasının makul bir süre içinde ... görülmesini istemek hakkına sahiptir.”
13. madde aꢀağıda kaydedilmiꢀtir:
“Bu Sözleꢀme’de tanınmıꢀ olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ihlal fiili resmi görev yapan
kimseler tarafından bu sıfatlarına dayanılarak yapılmıꢀ da olsa, ulusal bir makama etkili bir baꢀvuru
yapabilme hakkına sahiptir.”
Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiꢀtir.
Gözönüne alınması gereken süreç, 1 ꢁubat 1995’te baꢀlamıꢀtır ve henüz sona
ermemiꢀtir. Bu nedenle yargılama, iki derecede on iki yıl sekiz aydan fazla sürmüꢀtür.
A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin
Hükümet, baꢀvuranın yerel mahkeme önünde gerçekleꢀtirilen duruꢀmanın hiçbir
aꢀamasında davanın uzunluğu hususunda ꢀikayette bulunmadığını ileri sürmüꢀtür. AĐHM, bu
itirazın ꢀikayetin esasının incelenmesi ile yakından ilgili olduğunu belirtmekte ve bu nedenle
itirazı esas ile birleꢀtirmektedir. Ayrıca, sözkonusu ꢀikayetlerin AĐHS’nin 35/3. maddesi
bağlamında temelden yoksun oldukları sonucuna varmak için gerekçe bulunmadığını
belirtmektedir. Bu nedenle, kabuledilebilir olduklarına karar verilmelidir.