Kasım 1997 tarihli karar). AĐHM, iç hukukta baꢀvuru yolu bulunmadığında, altı ay süresinin
baꢀvuruda ꢀikayet edilen eylemin gerçekleꢀtiği andan itibaren baꢀladığına dair olan yerleꢀik
içtihadına göndermede bulunmaktadır.
AĐHM, mevcut davada, gözaltı süresinin baꢀvuranın tutuklanması ile 15 Ağustos 1996
tarihinde baꢀladığını ancak baꢀvurunun 11 Mayıs 1999 tarihinde yapıldığını
gözlemlemektedir. AĐHM, ayrıca, davanın incelenmesinden söz konusu süreyi durduracak ya
da erteleyecek bir özel koꢀulun bulunmadığını da saptamaktadır. Bu durumda, baꢀvurunun bu
kısmı gecikmeli olarak yapılmıꢀtır ve AĐHS’nin 35/1. ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi
gerekmektedir.
C. AĐHS’nin 13. maddesi hakkında
AĐHS’nin 13. maddesine atıfta bulunarak, baꢀvuran, AĐHS’nin 3. ve 5/3. maddeleri
kapsamındaki ꢀikayetlerini sunmak için iç hukukta etkili bir baꢀvuru yolu bulunmadığından
ꢀikayetçidir.
AĐHM, AĐHS’nin 13. maddesi ile tanınan hakkın yalnızca AĐHS organları içtihadı
bakımından savunulabilir ꢀikayetlere uygulanabileceğini hatırlatmaktadır (Cheminade-
Fransa, baꢀvuru no: 31599/96) ki, AĐHM’nin kabuledilemez bulduğu ꢀikayetler bu kategoriye
girmemektedir. Bu durumda, ꢀikayetin bu kısmının AĐHS’nin 35/3. maddesi uyarınca açıkça
dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerekmektedir.
II. AĐHS’NĐN 6/1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin
Baꢀvuran, öncelikle bünyesinde askeri bir hakimin bulunması nedeniyle kendisini yargılayan
ve mahkum eden DGM’nin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığını iddia etmektedir.
Baꢀvuran, ayrıca ulusal mahkemelerin adil yargılanma hakkının gereklerine de riayet
etmedikleri kanısındadır. Bu bağlamda baꢀvuran, layıkıyla hiçbir soruꢀturma yapılmaksızın
iꢀkence altında verdiği ifadelere dayanılarak kendisinin mahkum edildiğini belirtmektedir.
Baꢀvurana göre, AĐHS’nin 6/1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
Hükümet, AĐHS’nin 35. maddesi ile öngörülen altı ay kuralına riayet edilmediğini
belirtmektedir. Hükümet, DGM’nin bağımsızlıktan tarafsızlıktan yoksun olduğu hakkındaki
ꢀikayetle bağlantılı olarak nihai iç hukuk kararının sözkonusu mahkeme tarafından verilen
karar olduğunu savunmaktadır. Hükümet bu bağlamda olayların meydana geldiği dönemde
devlet güvenlik mahkemelerinin oluꢀumunun iç hukuka uygun olması nedeniyle Yargıtay’ın
söz konusu ꢀikayete iliꢀkin görüꢀ bildirme yetkisinin olmadığını, bu çerçevede, baꢀvuranın iç
hukuk yollarının etkisiz olduğunu anlaması gereken tarihten, yani 20 Mayıs 1998 tarihli
Yargıtay kararından itibaren altı aylık süre içerisinde baꢀvuruda bulunması gerektiğini iddia
etmektedir. Oysa, baꢀvuru 11 Mayıs 1999 tarihinde yapılmıꢀtır.
AĐHM, Özdemir-Türkiye davasında (baꢀvuru no: 59659/00, 6 ꢁubat 2003) benzer bir itirazı
reddettiğini hatırlatmaktadır. AĐHM, bu sonuçtan baꢀka bir sonuca varmayı gerektirecek
hiçbir gerekçe görememektedir ve Hükümet’in itirazını reddetmektedir.
AĐHM, içtihadından çıkan kriterler ıꢀığında (Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998 tarihli karar) ve
sahip olduğu unsurların tamamını dikkate alarak baꢀvurunun bu kısmının esastan inceleme
5