davacılara mahkemeye eriꢀim hakkını garanti eden AĐHS’nin 6 § 1. maddesi, Devlet’e bu
amaca yönelik olarak baꢀvurulacak yollara iliꢀkin seçme özgürlüğü verir; ancak, Sözleꢀme’ye
taraf olan Devletler bu açıdan belli ölçüde bir takdir hakkına sahip olsalar da AĐHS ꢀartlarıyla
uyuma iliꢀkin son karar AĐHM tarafından verilir (bkz. Kreuz – Polonya, no. 28249/95).
Mahkemeye eriꢀime iliꢀkin getirilen bir kısıtlama, meꢀru bir amaç gütmediği ve
ulaꢀılması istenen meꢀru amaçla baꢀvurulan yollar arasında makul bir orantı iliꢀkisi olmadığı
sürece, 6 § 1. madde ile uyumlu olmayacaktır (Tolstoy Miloslavsky – Đngiltere, 13 Temmuz
1995 tarihli karar). AĐHM içtihadına göre, adaletin adil bir ꢀekilde iꢀlemesi menfaatine mali
sınırlama getirilebilir. AĐHM, geçmiꢀte, hakkında karar vermeleri istenen iddialar ile
bağlantılı olarak hukuk mahkemelerine ücret ödeme ꢀartının, AĐHS’nin 6 § 1. maddesine
aykırı olarak mahkemeye eriꢀim hakkına kısıtlama olarak değerlendirilemeyeceği kararını
vermiꢀtir. Örnek bir davanın özel ꢀartları (baꢀvuranın ödeyebilme kapasitesi de dahil) ıꢀığında
değerlendirilen ücret miktarı ve kısıtlamanın getirildiği dava aꢀaması, bir kiꢀinin eriꢀim
hakkına sahip olup olmadığını ve “bir mahkeme tarafından davasının” görülüp görülmediğini
değerlendirmede önemli faktörlerdir (bkz., yukarıda anılan Kreuz).
Bu davada, AĐHM, baꢀvuranlara koꢀulan mahkeme masraflarını ödeme ꢀartının
mahkemeye eriꢀim haklarına aykırı bir kısıtlama oluꢀturup oluꢀturmadığı konusunda karar
vermelidir.
AĐHM, baꢀvuranların kızının Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde ameliyat olduğunu
ve ameliyat sırasında komaya girdiğini kaydetmiꢀtir. Daha sonra komada çıkmıꢀtır; ancak,
kollarını ve bacaklarını hareket ettirememiꢀtir. Bu olayın ardından, baꢀvuranlar Dicle
Üniversitesi hakkında tazminat davası açmak istemiꢀlerdir. Bu davayı açmak için, yerel
mevzuat uyarınca, 180.000.000 Türk Lirası’na varan mahkeme masraflarını ödemeleri
gerekliydi. Bu noktada, Aralık 1998’de, bu miktarın, söz konusu dönemde geçerli olan aylık
asgari ücretin dört kat fazlası olduğunun altı çizilmelidir. Ayrıca, olayların olduğu dönemde
baꢀvuranların gelirinin olmadığı tartıꢀmasız bir gerçektir. Bu gerçek, baꢀvuranlar tarafından
Diyarbakır Đdare Mahkemesi’ne sunulan belgelerle desteklenmiꢀtir. Ayrıca, Ekim 1998’de, bu
belgelere dayanarak, Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi, baꢀvuranları, mahkeme
masraflarını ödemekten muaf tutmaya karar vermiꢀtir. Yukarıda belirtilenler karꢀısında,
AĐHM, Đdare Mahkemesi tarafından ꢀart koꢀulan mahkeme masrafları miktarının baꢀvuranlar
üzerinde aꢀırı bir yük oluꢀturduğunu değerlendirmiꢀtir.
Ayrıca, Đdare Mahkemesi’nin baꢀvuranları mahkeme masraflarını ödemekten muaf
tutmayı reddettiğinde Yüksek Đdare Mahkemesi’nin içtihadına atıfta bulunduğunu ve bu
içtihada göre bir avukat tarafından temsil edilen davacılara yasal yardım tanınmayacağı
gözlemlenmiꢀtir. AĐHM, AĐHS’nin 19. maddesine uygun olarak, yerel mahkemelere eriꢀimi
düzenlemek konusunda en uygun hareket tarzına karar verirken, görevinin, kendini yetkili
yerel makamların yerine koymak olmadığını anımsamıꢀtır. AĐHM, ayrıca, mahkemenin bir
karar yerine baꢀka bir karar almasına yol açan olayları yeniden değerlendiremez. AĐHM’nin
görevi, söz konusu makamların, takdir yetkilerini kullanırken aldıkları kararları AĐHS
uyarınca yeniden incelemek ile sınırlıdır (bkz., yukarıda anılan Tolstoy Miloslavsky). Ancak,
bu davada, AĐHM, Đdare Mahkemesi’nin baꢀvuranlara yasal yardım tanımayı reddederken
sunduğu gerekçenin büsbütün yetersiz olduğunu değerlendirmiꢀtir. Baꢀvuranların tazminat
davasını takip etmek üzere bir avukat tuttukları doğrudur; ancak bu, onların mahkeme
masraflarını ödemek için paraları olduğu anlamına gelmemektedir. Ayrıca, baꢀvuranların
avukatı, yerel mahkemelere, davayı takip etmek için baꢀvuranlardan herhangi bir para
4