43 ; Yunanistan aleyhine Les saints monastères davası, 9 Aralık 1994, prg. 80, seri A no
301-A).
Mevcut davada AĐHM, Đdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin uygulanması
konusunda taraflar arasında bir fikir ayrılığı olduğunu gözlemlemektedir. Söz konusu
maddenin mevcut davaya uygulanıp uygulanmayacağı hakkında en doğru kararı verecek olan
merciinin ulusal makamlar ve özellikle mahkeme ve yargı organları olduğunu dikkate alan
AĐHM, bu konuda soyut bir fikir bildirmenin doğru olmayacağı kanaatine varmaktadır.
AĐHM’nin rolü, bu tip yorumlamaların AĐHS’ne uygun olup olmadığını kontrol etmekle
sınırlıdır. Usul kurallarının ulusal mahkemeler tarafından yorumlanması konusunda en doğru
davranıꢀ ꢀekli de budur (bakınız Đspanya aleyhine Pérez de Rada Cavanilles davası, 28 Ekim
1998, prg. 44-45, Karar ve hükümlerin derlemesi 1998-VIII).
Đç hukukun uygulanması konusunda ulusal mahkemelerin yerine değerlendirme yapma
yetkisi olmamakla birlikte, AĐHM, AĐHS’nin gereklerine uyulup uyulmadığı konusunda nihai
karar verme merciidir (Bellet, ilgili bölüm, prg. 34). Bu amaçla, uygulama yöntemleri
baꢀvuranın mahkemeye eriꢀim hakkını doğrudan etkilediği için, AĐHM, Đdari Yargılama
Usulü Kanunu’nun 31. maddesi hükümlerine bakmakla yükümlüdür.
Bu durumda AĐHM, üçüncü ꢀahısların müdahil olma yöntemlerinin Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanunu’na bırakıldığını, ancak Đdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31.
maddesinin özü itibarıyla, hakimin ilgili tüm kiꢀilere açılan idari davaları « resen » bildirmesi
gerektiği hükmünün yer aldığını kaydetmektedir.
Bu konuda AĐHM, 31. maddedeki çok açık ifadelere rağmen, baꢀvuranın ulusal
mahkemeler tarafından söz konusu dava hakkında bilgilendirilmediğini kaydetmektedir. Bu
nedenle, baꢀvuran ilk yargılamanın ancak temyiz safhasında müdahil olabilmiꢀ, bu da esas
hakimi önünde kendisini savunmasına imkân vermemiꢀtir. Öte yandan, Danıꢀtay önünde bir
itiraz davasının kabuledilebilirlik ꢀartlarının kurallara bağlı ve sınırlı sayıda (numerus
clausus) olması dolayısıyla, baꢀvuran, Danıꢀtay önünde de esasa iliꢀkin görüꢀlerini dile
getirememiꢀtir. Đkinci davada ise, AĐHM, yine 31. maddenin yerine getirilmemesi nedeniyle
baꢀvuranın tamamen davanın dıꢀında kaldığını gözlemlemektedir. Valilik esas taraf olarak
temyize gitmediği için baꢀvuran, Danıꢀtay önünde kendisini sınırlı bir ꢀekilde savunama
imkânı bile bulamamıꢀtır.
Yukarıda elde edilen bilgiler ıꢀığında AĐHM, ulusal mahkemelerin Đdari Yargılama Usulü
Kanunu’nun 31. maddesindeki usul hükümlerini yerine getirmemesi nedeniyle, baꢀvuranın
hak ve yükümlülüklerini doğrudan etkileyen bir ihtilaf konusunda kendisini savunamadığı
sonucuna varmaktadır.
Bunun sonucu olarak baꢀvuran mahkemeye eriꢀim hakkından yoksun bırakılmıꢀ ve
dolayısıyla AĐHS’nin 6. maddesinin 1. fıkrası ihlâl edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Baꢀvuran toplam 697.575 TL (yaklaꢀık 397.000 Euro) maddi tazminat talep etmektedir.
Baꢀvurana göre bu meblağ araçlarının iꢀ yapamadığı dönemde uğradığı gelir kaybının
4