Baꢀsavcılığına gönderildiğine iꢀaret etmektedir. Baꢀsavcının dava dosyasıyla ilgili yazılı
görüꢀlerini hazırlamasını müteakiben dosya yetkili daireye gönderilir. Tetkik hakimi dosyayı
inceledikten sonra görüꢀlerini hakim heyetine sözlü olarak sunar. Müzakerelerin ardından
hakimler bir karara vararak karar taslağının hazırlanması görevini tetkik hakimine tevdi
ederler. Karar taslağı hakimler tarafından incelendikten sonra imzalanarak tebliğ edilir.
Savcının ya da tetkik hakiminin Danıꢀtay’a sevk edilmiꢀ bir dava hakkındaki görüꢀleri davayı
incelemekle sorumlu daireyi bağlamaz. Daire baꢀvuruyu bu mütalaaları dikkate almadan da
inceleyebilir. Ayrıca, ꢀayet Danıꢀtay önünde bir duruꢀma yapılıyorsa bu duruꢀmaya savcı
taraflarla birlikte katılır. Son olarak ise taraflara söz hakkı verilir.
Mevcut davada ilk derece mahkemesinin kararını onayan Danıꢀtay ilamı tetkik hakiminin ve
savcının görüꢀlerini ihtiva etmektedir. Hükümete göre baꢀvuran karar düzeltme talebine
iliꢀkin olarak yeni iddialar gündeme getirmemiꢀtir. Hükümet, baꢀvuranın idare mahkemeleri
önünde yapılan yargılamalarda bir avukat tarafından temsil edildiğini, bu nedenle baꢀvuranın
avukatının savcının görüꢀünü ihtiva eden dava dosyasını inceleme imkanına sahip olduğunu
belirtmektedir.
2. AĐHM’nin takdiri
a) Savcının görüꢀlerinin önceden tebliğ edilmemesi hakkında
Danıꢀtay Savcısı öncelikle soruꢀturma dosyasını hazırlamakla görevlidir. Bu maksatla gerekli
gördüğü her türlü araꢀtırmayı yapabilmesine ve her yerden bilgi talebinde bulunabilmesine
imkan tanıyan geniꢀ yetkilere sahiptir. Đkinci olarak ise savcı, ilk derece mahkemesi
tarafından verilen kararın onanması ya da bozulması yönünde yazılı görüꢀ sunar. Savcının
görevlerini tarafsız bir biçimde yerine getirdiği hususunda kuꢀku yoktur. Bununla beraber
savcının tarafların itirazına tabi olmayan mütalaası temyiz davasının tarafları açısından nötr
olarak değerlendirilemez. Temyiz talebinin kabul ya da reddedilmesi yönünde görüꢀ
bildirmesi nedeniyle yazılı görüꢀlerini sunduktan sonra savcı, mahkeme heyetinin kararı
üzerinde etki yapmasına imkan sağlayan bir konuma geçer. Adil yargılanma kavramı
prensipte, bilhassa, davanın taraflarının, mahkemenin kararını etkilemek amacıyla bağımsız
bir yargı görevlisi tarafından bile olsa sunulan her türlü delil ve mütalaa hakkında bilgi sahibi
olmasını ve bunlarla ilgili görüꢀ bildirmesi hakkını da içinde barındırır (bkz., sözgelimi,
Martinie – Fransa, no: 58675/00, prg. 46).
AĐHM, Kress – Fransa kararında (no: 39594/98, prg.64 ve 65), bir hukuk ya da ceza
davasında bağımsız bir yargı mensubu tarafından sunulan mütalaaların bu mütalaalara yanıt
verme imkanı bulunmayan davanın taraflarına önceden tebliğ edilmemesi bağlamında nizalı
dava hakkının kapsamına iliꢀkin içtihadını teyit etmiꢀtir. Sözkonusu dava koꢀullarında
AĐHM’nin 6. maddenin 1. paragrafının ihlal edilmediği sonucuna vardığı doğruysa da mevcut
davada olayların farklı olduğunun altını çizmek yerinde olacaktır. Kress davasında AĐHM,
Danıꢀtay önünde açık olarak yapılan hüküm duruꢀmasında Hükümet Komiseri’nin
mütalaasını ilk defa sözlü olarak sunduğunu ve böylelikle hem tarafların, hem yargıçların,
hem de duruꢀmada hazır bulunanların Hükümet Komiseri’nin mütalaalarının anlam ve
muhtevası hakkında bilgi sahibi olduklarını tespit etmiꢀtir. Ayrıca arzu ettikleri takdirde
avukatlar duruꢀmadan önce Hükümet Komiseri’nden mütalaalarının genel anlamı hakkında
bilgi talebinde bulunabilme ve bu mütalaalara yazılı cevap verebilme hakkına sahipti.
Hükümet Komiseri’nin duruꢀma esnasında davanın taraflarınca gündeme getirilmemiꢀ bir
unsuru gündeme getirmesi durumunda mahkeme heyeti baꢀkanı tarafların bu hususu
müzakere etmesi maksadıyla davayı ertelemektedir. Ancak sözü edilen güvenceler,
görülmekte olan bu davada mevcut değildir. Zira Danıꢀtay tarafların baꢀvuru gerekçelerini
4