Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (28504/95) başvuru no'lu davanın nedeni Kutay Merinç'in
(başvuran) Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna 14 Haziran 1995 tarihinde Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesinin temel insan haklarını güvence altına alan eski 25. maddesi uyarınca yapmış olduğu
başvurudur. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Ankara Barosu
avukatlarından Ş. Sarınan tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
Başvuran 2 Mayıs 1989'da yasadışı örgüt Dev-Yol'un eylemlerine katıldığı gerekçesiyle tutuklanarak
gözaltına alınmış, 22 Mayıs 1989'a dek gözaltında kalmıştır.
Aynı tarihte Ankara Adli Tıp Kurumu tarafından muayene edilmiş, hiçbir şiddet izine rastlanmamıştır.
Başvuran aynı gün tutuklanarak cezaevine koyulmuştur.
12 Ekim 1989'da Yenimahalle Cumhuriyet Savcısı, Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde açtığı davada,
başvuranın sorgulamasını yürüten polislerin, işkence ile itirafa zorlama suçunu işledikleri gerekçesiyle
TCK'nın 243. maddesi uyarınca cezalandırılmalarım talep etmiştir.
18 Aralık 1990 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi iki polisin her birini dört yıl iki ay hapis cezasına
çarptırmış ve polislerin iki ay on beş gün kamu hizmetinden yasaklanmalarına karar vermiştir.
25 Eylül 1991 tarihinde Yargıtay bu kararı maddi hata bulunduğu gerekçesiyle bozmuş ve dosyayı
yeniden incelenmesi için Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.
28 Ocak 1992'de Ağır Ceza Mahkemesi 12 Nisan 1991 tarihinde neşreden Terörle Mücadele Yasasının
15 § 3 maddesine dayanarak karan ertelemiş ve dosyayı Ankara İl İdari Kuruluna göndermiştir. Kurul
ratione materiae yetkisizlik kararı vermiştir. Dosya Danıştay'a gönderilmiştir. O zamandan bu yana
Danıştay'daki süreç devam etmektedir.
HUKUK AÇISINDAN
Hükümet'in ilgili beyanı AİHM'ye sunulmuştur.
« 1. Hükümetimiz mevcut Türk yasalarına ve Hükümet'in böyle olayları engelleme
girişimlerine rağmen Kutay Merinç'in 28504/95 no'lu başvurusunda belirttiği münferit
olaylardan üzüntü duymaktadır. Bu tür eylem ve ihmallerin Sözleşmenin 3. ve 13.
maddelerine aykırı olduğu kabul edilmektedir. Hükümet, 3. ve 13. maddelerin
gerektirdiği etkili soruşturma yürütülmesi zorunluluğu da dahil olmak üzere- yaşam
hakkının korunması ve aşağılayıcı muamelenin engellenmesi amacıyla gerekli tüm
tedbirleri almayı ve gereken talimatları vermeyi taahhüt eder. Bu bağlamda, bu
başvurudakine benzer kötü muameleleri azaltacak ve daha etkili soruşturmaların
yürütülmesini sağlayacak yeni yasal ve idari önlemlerin alındığı belirtilmelidir. Ayrıca
34382/97 no'lu beyanda da yer alan yer alan yükümlülükler taahhüt niteliği taşımaktadır.
2. Türk Hükümeti'nin, mevcut başvuruyu dostane çözüme kavuşturmak üzere başvurana
ex gratia tazminat miktarı olarak 23.000 (yirmi üç bin) Euro, masraf ve harcamalar
başlığı altında 3.000 (üç bin ) Euro olmak üzere toplam 26.000 (yirmi altı bin) Euro
tutarında ödeme yapmayı teklif ettiğini bildiririm. Bu miktar her türlü maddi ve manevi
zarar ile masrafı kapsamakta olup Euro olarak başvuranın ve/veya kanuni temsilcisinin
belirteceği bir hesaba yatırılacak, ilgili tüm vergi ve masraflardan muaf olacak ve Avrupa
İnsan Haklan Sözleşmesinin 39. maddesi uyarınca verilen kararın bildirilmesini izleyen
üç ay içerisinde ödenecektir. Bu ödeme davanın nihai kararını oluşturacaktır. Belirtilen
süre bitiminden ödeme tarihine kadar geçecek süre için, yukarıda anılan meblağa Avrupa
Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı % 3 'lük basit faiz oranı
uygulanacaktır
3. Hükümet, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Türkiye hakkındaki Mahkeme
kararlarına ilişkin denetiminin bu ve benzeri davalarda, bu yöndeki gelişmelerin sürmesi
için uygun bir mekanizma oluşturacağını kabul etmektedir. Bu bağlamda, gerekli işbirliği
yapılmaya devam edilecektir.