HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS’NİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLMESİNE İLİŞKİN
Dava sürecinin uzunluğu nedeniyle AİHS’Nin 6 § 1 maddesinde yer alan «makul süre»
ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.
Enflasyon oranı ile gecikme faizi arasındaki kayda değer farkı hatırlatan başvuranlar, makul olmayan
yargılama süreci nedeniyle maddi gelir kaybına uğradıklarından şikayetçi olmaktadırlar.
Hükümet bu sava karşı çıkmakta, davanın karmaşık bir yapıda olduğunun bilinmesi gerek-
tiğini, gecikme nedeninin temelde başvuranların gerekli belgeleri Mahkeme’ye mümkün olan
en kısa süre içinde iletmemelerinden kaynaklandığını ifade etmektedir.
Dikkate alınacak dönem başvuranların tazminat talebiyle İçişleri Bakanlığı’na müracaat
ettikleri 30 Ocak 1992 tarihinde başlamakta ve 17 Mayıs 2001 tarihli Danıştay kararı ile sona
ermektedir. Bu dönem öngörülebilir, iki aşamalı idari bir yargılama süreci için dokuz yıl üç
aydan ibarettir.
AİHM, bir yargılama sürecinin makul yapısının davaya konu teşkil eden olayları takiben, yerleşik
içtihadlarla, özellikle davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkililerin tutumu ve ilgililerin
davadaki riski ile değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (Bkz. diğerleri arasında, Frydlender-
Fransa kararı, no: 30979/96, § 43, AİHM 200-VII).
AİHM, mevcut durumdaki benzer sorunları ortaya koyan pek çok davanın incelendiği ve
bunların 6 § 1 maddesinin ihlali ile sonuçlandığı tespitinde bulunmaktadır (Bkz. sözü edilen
Frydlender kararı).
Mahkemeye sunulan tüm unsurlar ışığında AİHM, Hükümetin bu davayı farklı sonuca
taşıyacak hiçbir olayı veya argümanı sunmadığına itibar etmektedir. AİHM, Mahkemenin bu
yöndeki yerleşik içtihadını dikkate aldığında sözkonusu yargılama sürecinin uzunluğunun aşırı
ve «makul süre» zorunluluğuna yanıt vermediği görüşündedir.
Ayrıca, AİHM daha önce de ifade ettiği üzere davanın ilgili açısından taşıdığı riskin kimi dav-
alarda dikkate alındığını eklemektedir (Bkz. diğer birçokları arasında Zimmermann ve Steiner-
İsviçre kararı, 13 Temmuz 1983, seri:A no:66, § 24) ve Allenet de Ribemont-Fransa kararı, 10
Şubat 1995, seri:A no: 308, § 47). Mahkeme, başvuranların yakınlarının ölümünün ardından
temel finans kaynağından yoksun kaldıkları tespitinde bulunmaktadır. Bu nedenle başvuranlar
tazminat ödenmesi konusunda alınacak hukuki kararın bir an önce alınmasına kişisel olarak
büyük önem vermektedirler (Bkz. diğer birçokları arasında, mutatis mutandis, Obermeier-
Avusturya kararı, 28 Haziran 1990, seri:A no: 179, § 72, Caleffi-İtalya kararı, 24 Mayıs 1991,
seri:A no: 206-B, § 17 ve Karakaya-Fransa kararı, 26 Ağustos 1994, seri:A no:289-B, § 30).
Reel enflasyon oranı ile yasal temerrüt faizi arasındaki fark da dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle AİHS’nin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI