22.Hükümet, sözkonusu süre zarfında, başvuranın iki İdare Mahkemesi kararı, bir Bölge İdare
Mahkemesi kararı ve üç Danıştay kararı aldığını ifade etmiştir. Ayrıca, mahkemeler her
safhada dosyayı ayrıntılı olarak incelemiştir.
23.Başvuran, iddiasını muhafaza etmiştir.
24.AİHM, işlemlerin süresinin makuliyetinin, davanın olayları ışığında ve şu ölçütleri dikkate
alarak değerlendirilmesi gerektiğini tekrarlar: davanın karmaşıklığı, başvuranın ve ilgili
makamların tutumu ve ihtilafta başvuranın karşı karşıya olduğu riskler (bkz. diğerlerinin yanı
sıra Frylender – Fransa [BD], no. 30979/96, § 43, AİHM 2000-VII).
25. AİHM, bu davadaki konulara benzer konular ortaya koyan davalarda 6 § 1. maddenin ihlal
edildiğini sıklıkla tespit etmiştir (bkz. yukarıda anılan Frylender).
26.AİHM, yerel mahkemelerin, dört yıl sekiz ay boyunca altı karar aldığını not eder.Ancak,
AİHM, İstanbul İdare Mahkemesinin karar tarihi (11 Haziran 1998) ile Danıştay’ın
başvuranın bu kararın temyiz başvurusunu karara bağlaması (15 Şubat 2001) arasında - iki yıl
sekiz ay gibi – uzun bir süre geçmiş olmasını göz ardı edemez. Ayrıca, AİHM, bu kararla,
kararın düzeltilmesi talebini reddeden Danıştay kararı (24 Haziran 2002) arasında yaklaşık bir
yıl dört aylık ek bir süre geçtiğini de not eder. Hükümet, bu durumla ilgili herhangi bir
açıklama yapmamıştır. Bu tür bir açıklamanın veya suçlu tarafın başvuran olduğunu gösteren
herhangi bir göstergenin yokluğunda, gecikmenin, yerel mahkemelerin temyiz işlemlerini ele
almasından kaynaklandığı düşünülmelidir (bkz. mutatis mutandis, Nuri Özkan – Türkiye, no.
50733/99, § 21, 9 Kasım 2004 kararı ve a contrario, Çakmak ve Diğerleri – Türkiye, no.
53672/00, § 40, 25 Ocak 2005).
27.Konu ile ilgili içtihadını dikkate alarak AİHM, bu davada, işlemlerin uzunluğunun
haddinden fazla olduğu ve “makul süre” şartını karşılamadığı kanısındadır.
28.Dolayısıyla, 6 § 1. madde ihlal edilmiştir.
II.AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
29.AİHS’nin 41. maddesi şöyledir:
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği
takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A.Tazminat
30.Başvuran, 118.064.000.000 TL, (69.287 Euro) maddi, 100.000.000.000 TL (58.686 Euro)
manevi tazminat talep etmiştir.
31.Hükümet bu talepleri aşırı bularak itiraz etmiştir.
32.AİHM, tespit edilen ihlal ve talep edilen maddi tazminat arasında sebep sonuç bağı
görmemektedir, dolayısıyla bu talebi reddeder. Ancak, işlemlerin uzunluğu sebebiyle
başvuranın, sıkıntı ve hayal kırıklığı gibi, yalnızca bir ihlal tespitiyle tazmin edilemeyecek