CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
İKİNCİ DAİRE  
METE - TÜRKİYE  
(Başvuru no. 39327/02)  
KARAR  
STRAZBURG  
25 Ekim 2005  
Bu karar AİHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen şartlarda kesinlik kazanacaktır. Üzerinde  
şekle ilişkin değişiklik yapılabilir.  
Mete – Türkiye davasında,  
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire),  
Başkan J.-P. COSTA,  
Yargıçlar A.B. BAKA,  
I.CABRAL BARRETO  
R. TÜRMEN  
V. BUTKEVYCH,  
D. JOCIENE  
D. POPOVIC ve  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Bölüm Sekreteri S. DOLLÉ’nin katılımı ile kapalı oturumda 4 Ekim 2005 tarihinde  
toplanmış ve anılan tarihte izleyen kararı vermiştir:  
USUL  
1.Dava, İbrahim Bülent Mete (“başvuran”) isimli Türk vatandaşının, 26 Eylül 2002 tarihinde,  
İnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözleşmesi’nin (“Sözleşme”) 34. maddesine  
dayanarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AİHM’ye yaptığı başvurudan (no. 39327/02)  
kaynaklanmaktadır.  
2.Başvuran, Kırklareli Barosu’na bağlı Yılmaz Alkım isimli avukat tarafından temsil  
edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) AİHM’deki yargılama için bir Ajan tayin etmemiştir.  
3.17 Haziran 2004 tarihinde, AİHM, başvuruyu kısmen kabuledilebilir bulmuş ve işlemlerin  
uzunluğuna ilişkin şikayeti bildirmeye karar vermiştir. AİHS’nin 29 § 3. maddesini  
uygulayarak, başvurunun kabuledilebilirliği ile esaslarını aynı inceleyerek bir sonuca varmaya  
karar vermiştir.  
4.1 Kasım 2004 tarihinde, AİHM, Dairelerinin kompozisyonunu değiştirmiştir (25 § 1.  
madde). Bu dava, yeni oluşturulmuş olan İkinci Daire’ye tevzi edilmiştir (52 § 1. madde).  
5.Başvuran ve Hükümet, esaslara ilişkin görüş bildirmiştir (59 § 1. madde).  
OLAYLAR  
6.Başvuran 1961 doğumludur ve İstanbul’da ikamet etmektedir.  
7.14 Mayıs 1990 tarihinde, Bakırköy Kaymakamlığı, Restoranında içki satışı için başvurana  
ruhsat vermiştir.  
8.Belirli olmayan bir tarihte, başvuranın restoranının bulunduğu Güngören, ayrı bir ilçe  
olmuştur. 13 Ekim 1997 tarihinde, Güngören Kaymakamlığı, başvuranın restoranının alkollü  
içki servisi yapılan restoranların bulunduğu bölgenin dışında kaldığı gerekçesiyle başvuranın  
ruhsatını iptal etmiştir.  
9.27 Ekim 1997 tarihinde, bu karar başvurana bildirilmiş ve restoranı işletmesi engellenmiştir.  
10.3 Kasım 1997 tarihinde, başvuran, sözkonusu kararın iptali istemiyle İstanbul İdare  
Mahkemesi’nde dava açmıştır. Aynı zamanda, kararın durdurulması talebinde de bulunmuştur.  
11.23 Ocak 1998 tarihinde, İstanbul İdare Mahkemesi, başvuranın, işlemlerin durdurulması  
talebini reddetmiştir. Başvuran, bu karara itiraz etmiştir. 18 Mart 1998 tarihinde, Bölge İdare  
Mahkemesi başvuranın reddine itiraz etmiştir.  
12.11 Haziran 1998 tarihinde, İstanbul İdare Mahkemesi, davanın esaslarına ilişkin kararını  
vermiştir. Mahkeme, Güngören Kaymakamlığı’nın1 iptal kararının kanuna uygun olduğuna  
karar vermiştir. Başvuran, temyiz için Danıştay’a gitmiştir ve ilk adım olarak, bir kez daha  
1 Bu davada esaslara ilişkin olarak Bölge İdare Mahkemesi’nin yetkisi yoktu, ancak İdare Usulü Kanunu’nun 27.  
maddesi uyarınca, § 11’deki durdurmaya ilişkin temyizde olduğu gibi, yalnızca usuli konulara ilişkin yetkisi  
bulunmaktaydı.  
 
Kaymakamlığın kararının yürütülmesinin durdurulmasını talep etmiştir. 12 Kasım 1998  
tarihinde, Danıştay, bu talebi incelemeye almış ve reddetmiştir.  
13.15 Şubat 2001 tarihinde, Danıştay, başvuranın temyiz başvurusunu reddetmiş ve birinci  
derece mahkemesinin kararını onamıştır.  
14.Başvuran, bu kararın düzeltilmesi talebinde bulunmuştur. 24 Haziran 2002 tarihinde,  
Danıştay, başvuranın talebini reddetmiştir.  
15.15 Ağustos 2002 tarihinde, Danıştay’ın nihai kararı başvurana bildirilmiştir.  
HUKUK  
I.AİHS’NİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
16.Başvuran, işlemlerin uzunluğunun, AİHS’nin 6 § 1.maddesindeki “makul süre” şartı ile  
uyumlu olmadığını öne sürerek şikayetçi olmuştur. Sözkonusu maddeye göre:  
“Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, … konusunda karar verecek  
olan, … bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, … görülmesini istemek  
hakkına sahiptir.”  
A.Kabuledilebilirlik  
17.Hükümet, AİHM’den, AİHS’nin 35 § 1. maddesinde yer alan iç hukuk yollarının  
tüketilmesi şartını karşılamadığı için şikayetin kabul edilmemesini talep etmiştir. Başvuranın,  
şikayetinin konusunu, bu tür konulara bakan yerel mahkemelere taşımadığını ileri sürmüştür.  
18. AİHM, iç hukuk yollarının tüketilmesi yükümlülüğünün, başvuranın yalnızca etkili ve  
yeterli iç hukuk yollarından, yani sözkonusu duruma çare bulma ve iddia edilen ihlallere  
tazmin sağlamaya muktedir hukuk yollarından, normal olarak faydalanmasını gerektirdiğini  
tekrarlar.  
19.AİHM, Türk hukuk sisteminin işlemleri hızlandırmak için bir hukuk yolu sunmadığını ve  
gecikme için herhangi bir tazminat sağlamadığını gözlemler. Buna göre, AİHM, başvuranın,  
AİHS’nin 35 § 1. maddesinin maksadı ısından yerine getirebileceği hiçbir uygun ve etkili  
hukuk yolu bulunmadığı sonucuna varmıştır (bkz. Hartman – Çek Cumhuriyeti, no. 53341/99,  
§ 69, AİHM 2003-VIII (bölümler)). Dolayısıyla, Hükümet’in ön itirazını reddeder.  
20.AİHM, şikayetin AİHS’nin 35 § 3. maddesi kapsamında temelsiz olmadığını not eder.  
Kabuledilmez olduğunu ilanı için başka bir gerekçe tespit edilmemiştir.  
B.Esaslar  
21.AİHM, ele alınacak sürenin, 3 Kasım 1997’de başlayıp, Danıştay’ın başvuranın kararın  
düzeltilmesi talebini reddettiği 24 Haziran 2002 tarihinde sona erdiğini not eder. Dolayısıyla,  
işlemler yaklaşık dört yıl sekiz ay sürmüştür.  
22.Hükümet, sözkonusu süre zarfında, başvuranın iki İdare Mahkemesi kararı, bir Bölge İdare  
Mahkemesi kararı ve üç Danıştay kararı aldığını ifade etmiştir. Ayrıca, mahkemeler her  
safhada dosyayı ayrıntılı olarak incelemiştir.  
23.Başvuran, iddiasını muhafaza etmiştir.  
24.AİHM, işlemlerin süresinin makuliyetinin, davanın olayları ışığında ve şu ölçütleri dikkate  
alarak değerlendirilmesi gerektiğini tekrarlar: davanın karmaşıklığı, başvuranın ve ilgili  
makamların tutumu ve ihtilafta başvuranın karşı karşıya olduğu riskler (bkz. diğerlerinin yanı  
sıra Frylender – Fransa [BD], no. 30979/96, § 43, AİHM 2000-VII).  
25. AİHM, bu davadaki konulara benzer konular ortaya koyan davalarda 6 § 1. maddenin ihlal  
edildiğini sıklıkla tespit etmiştir (bkz. yukarıda anılan Frylender).  
26.AİHM, yerel mahkemelerin, dört yıl sekiz ay boyunca altı karar aldığını not eder.Ancak,  
AİHM, İstanbul İdare Mahkemesinin karar tarihi (11 Haziran 1998) ile Danıştay’ın  
başvuranın bu kararın temyiz başvurusunu karara bağlaması (15 Şubat 2001) arasında - iki yıl  
sekiz ay gibi – uzun bir süre geçmiş olmasını göz ardı edemez. Ayrıca, AİHM, bu kararla,  
kararın düzeltilmesi talebini reddeden Danıştay kararı (24 Haziran 2002) arasında yaklaşık bir  
yıl dört aylık ek bir süre geçtiğini de not eder. Hükümet, bu durumla ilgili herhangi bir  
ıklama yapmamıştır. Bu tür bir açıklamanın veya suçlu tarafın başvuran olduğunu gösteren  
herhangi bir göstergenin yokluğunda, gecikmenin, yerel mahkemelerin temyiz işlemlerini ele  
almasından kaynaklandığı düşünülmelidir (bkz. mutatis mutandis, Nuri Özkan – Türkiye, no.  
50733/99, § 21, 9 Kasım 2004 kararı ve a contrario, Çakmak ve Diğerleri – Türkiye, no.  
53672/00, § 40, 25 Ocak 2005).  
27.Konu ile ilgili içtihadını dikkate alarak AİHM, bu davada, işlemlerin uzunluğunun  
haddinden fazla olduğu ve “makul süre” şartını karşılamadığı kanısındadır.  
28.Dolayısıyla, 6 § 1. madde ihlal edilmiştir.  
II.AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI  
29.AİHS’nin 41. maddesi şöyledir:  
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği  
takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A.Tazminat  
30.Başvuran, 118.064.000.000 TL, (69.287 Euro) maddi, 100.000.000.000 TL (58.686 Euro)  
manevi tazminat talep etmiştir.  
31.Hükümet bu talepleri aşırı bularak itiraz etmiştir.  
32.AİHM, tespit edilen ihlal ve talep edilen maddi tazminat arasında sebep sonuç bağı  
görmemektedir, dolayısıyla bu talebi reddeder. Ancak, işlemlerin uzunluğu sebebiyle  
başvuranın, sıkıntı ve hayal kırıklığı gibi, yalnızca bir ihlal tespitiyle tazmin edilemeyecek  
manevi zarar yaşamış olması gerektiğini kabul etmektedir. Dava koşullarını ve içtihadını  
dikkate alarak, AİHM, başvurana bu başlık altında 1.000 Euro ödenmesine karar vermiştir.  
B.Mahkeme masrafları  
33.Başvuran, AİHM’deki mahkeme masrafları için herhangi bir ödeme talep etmemiştir.  
C.Gecikme faizi  
34. AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı  
faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiştir  
YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,  
1.Başvurunun kalan kısmın kabulüne;  
2.AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3.(a)Sorumlu Devlet’in, AİHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten  
itibaren üç ay içinde, başvurana, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk  
Lirası’na çevrilmek üzere 1.000 Euro (bin Euro) manevi tazminat ve uygulanabilecek her  
türlü vergiyi ödemesine;  
(b) yukarıda anılan üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için Avrupa  
Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle  
elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
4. Başvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine  
KARAR VERMİŞTİR.  
İngilizce hazırlanmış, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 25  
Ekim 2005 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
S. COLLE  
Sekreter  
J.-P COSTA  
Başkan