tehlikeli olduğu ve kamu düzeni için zararlı olduğu” sonucu çıkmaktadır (bkz, a contrario,
Akat; Bulğa ve diğerleri-Türkiye, 43974/98 no’lu, 20 Eylül 2005 tarihli karar; Ertaş Aydın ve
diğerleri-Türkiye, 43672/98 no’lu, 20 Eylül 2005 tarihli karar). Kendisinin de kabul ettiği gibi,
ilgili, Tunceli’ye giderek yer değiştirmesinden sonra, sendikal faaliyetlere katılabilmiş olsa da,
AİHM, bu önlemin ilgilinin Enerji-Yapı Yol Sen sendikasına üye olması nedeniyle alındığı
görüşündedir. Sonuç olarak, uyuşmazlık konusu karar, Hükümetin ileri sürdüğü gibi, Devletin
kamu hizmetinin iyi şekilde yönetilmesinin idaresi ve yürütülmesi kapsamına girmemekteydi.
Bu nedenle, mevcut davanın koşullarının bütünü ışığında, AİHM, nakil kararının,
ulusal makamların, başvuranların sendikal faaliyetlerini yürütme hakkına bir müdahale olarak
kabul edilebileceğini tespit etmektedir. İlgiliyi, yasal olarak kurulmuş bir sendikaya üye
olmasından dolayı, başka bir bölgede bulunan bir şehre göndermeye ilişkin bu şekil bir karar
demokratik bir toplumda gerekli değildi.
Dolayısıyla, AİHS’nin 11. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, OHAL Bölge Valisi tarafından, aleyhinde alınan karara itiraz etmek için
başvuru yollarının bulunmamasından şikayet etmektedir. Başvuran, AİHS’nin 13. maddesine
atıfta bulunmaktadır.
Hükümet, özet olarak, başvuranın, yer değiştirmesine ilişkin kararın kanuniliğini
kontrol etmek için idari makamlara başvurabileceğini ileri sürmektedir.
AİHM, AİHS’nin 13. maddesinin, iç hukukta, AİHS’nin tanıdığı hak ve
özgürlüklerinden, sunuldukları mevcut şekilleriyle yararlanılabilmesine imkan verecek bir
başvuru yolunun bulunmasını garanti altına aldığını hatırlatmaktadır. Dolayısıyla, bu
düzenlemenin sonucu, AİHS’ye dayanan “savunulabilir bir şikayetin” içeriğini incelemeye ve
uygun olan telafi şeklini sunmaya elverişli bir iç hukuk yolunun varlığını şart koşmaktır (bkz,
diğerleri arasında, Kudla-Polonya, 30210/96 no’lu karar).
AİHS’nin 13. maddesinin Sözleşmeci Devletler üzerinde ağırlığını hissettirdiği
müeyyidenin önemi başvuranın şikayetinin niteliğine göre değişmektedir. Bununla birlikte,
AİHS’nin 13. maddesince şart koşulan başvuru yolu hukukta olduğu kadar uygulamada da
“etkin” olmalıdır ( bkz, örneğin, İlhan-Türkiye, 22277/93 no’lu karar). AİHS’nin 13. maddesi
uyarınca, bir “başvuru yolunun etkinliği” başvuranın lehinde bir sonucun kesinliğine bağlı
değildir. Aynı şekilde, bu düzenlemede bahsi geçen, “makam” bir hukuk kurumu olmak
zorunda değildir ama o halde yetkileri ve sunduğu garantiler, nezdinde gerçekleşen başvurunun
etkinliğini değerlendirmek için devreye girmektedirler. Bunun dışında, iç hukuk tarafından
sunulan başvuru yollarının bütünü, bunlardan hiçbiri tam olarak ona cevap vermese bile,
AİHS’nin 13. maddesinin gereklerini yerine getirebilir (bkz, diğerleri arasında, Silver ve
diğerleri-İngiltere, 25 Mart 1983 tarihli, A serisi 61 no’lu karar ve Chahal-İngiltere, 15 Kasım
1996 tarihli karar).
Davada, AİHM, OHAL Bölge Valisine yer değiştirme hususunda geniş imtiyazlar
tanıyan 285 sayılı KHK’nın 4 g) ve 430 sayılı KHK’nın 3 a) maddeleri temelinde, OHAL
Bölge Valisinin, başvuranın bu bölgenin dışında bulunan bir şehre gönderilmesini talep
edebileceğini hatırlatmaktadır. Daha önce, AİHM’nin, OHAL Bölge Valisine yetkiler atfeden
düzenlemeler kadar bu düzenlemelerin uygulanmasının da hukuki kontrolün dışında olduğunu
5