COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
İKİNCİ DAİRE  
M. KAPLAN – TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no: 29016/04)  
KARAR  
STRAZBURG  
9 Aralık 2008  
İşbu karar AİHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 29016/04 no’lu davanın nedeni, T.C.  
vatandaşı Mehmet Kaplan’ın (başvuran), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne, 25 Mart 2003  
tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları  
Sözleşmesi’nin (“AİHS”) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.  
Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde, Şanlıurfa Barosu  
avukatlarından M. Birlik tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOŞULLARI  
Başvuran, 1941 doğumludur ve Gaziantep’te ikamet etmektedir.  
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Birecik barajının inşası çalışmaları çerçevesinde,  
Nizip’e bağlı Aşağıçardak köyündeki başvurana ait bir arsayı (parsel no. 624)  
kamulaştırmıştır.  
8 Şubat 1999’da, başvuran, ek tazminat talebiyle Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi’nde  
dava açmıştır.  
30 Aralık 1999’da, Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi, başvurana 5 Mart 1999  
tarihinden başlamak üzere faiziyle birlikte 5,286,375,000 Türk Lirası1 tutarında ek tazminat  
ödenmesine hükmetmiştir.  
19 Haziran 2000’de, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.  
İdare, 4 Kasım 2002 ve 23 Mayıs 2007 tarihlerinde, başvurana faiziyle birlikte ek  
tazminat olarak sırasıyla 15,853,159,343 TL2 ve 7,799.64 YTL3 ödemiştir.  
HUKUK  
I. AİHS’NİN 6/1 MADDESİ İLE 1 NO.LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL  
EDİLDİĞİ İDDİASI  
Başvuran, kendisine ait taşınmazın kamulaştırılmasının ardından ödenmesine  
hükmedilen ek tazminatın ödenmesinde yaşanan gecikmenin, faiz oranının düşüklüğü ile  
birlikte mali kayba yol açtığı konusunda şikayetçi olmuş ve bu şikayetini AİHS’nin 6/1  
maddesi ile 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesine dayandırmıştır.  
A. Kabuledilebilirlik  
Hükümet, başvuranın Borçlar Kanunu’nun 105. maddesinin sağladığı hukuk yolundan  
gerektiği gibi yararlanmamış olması nedeniyle, AİHS’nin 35. maddesinde öngörülen iç hukuk  
1 9,705 Euro.  
2 9,459 Euro.  
3 Yaklaşık 4,374 Euro.  
     
yollarını tüketmediğini ileri sürmüştür. Borçlar Kanunu’nun 105. maddesine göre, başvuranın  
uğradığı zararın gecikme faizi miktarını aştığını kanıtlaması halinde, iddia konusu ek  
tazminatın ödenmesinde yaşanan gecikme nedeniyle uğradığı maddi kayıp için kendisine  
tazminat ödenebilirdi.  
Hükümet, ayrıca, Yargıtay kararının 19 Haziran 2000 tarihinde verilmesine rağmen,  
başvuranın 25 Mart 2003 tarihinde başvuruda bulunması nedeniyle, altı ay kuralının yerine  
getirilmediğini ileri sürmüştür.  
AİHM, Akkuş / Türkiye davasında (Hüküm ve Karar Raporları 1997-IV) benzer ön  
itirazları reddettiğini kaydetmektedir. AİHM, sözkonusu davada aksi yönde karar vermek için  
herhangi bir gerekçe bulunmaması nedeniyle Hükümet’in itirazlarını reddeder.  
AİHS’nin 35/3 maddesi uyarınca bu şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını  
kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle şikayet kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
Hükümet, ek tazminatın tamamının 4 Kasım 2002 ve 22 Mayıs 2007 tarihlerinde  
ödendiğini, ancak başvuranın şikayetlerinde bu ikinci ödemeden bahsetmediğini ileri  
sürmüştür. Ayrıca, uygulanan faiz oranları ile makamların ilgili miktarı gecikmeli ödemesi  
nedeniyle başvuran herhangi bir maddi zarara uğramamıştır. Yukarıda adı geçen Akkuş kararı  
gözönünde bulundurulduğunda, Hükümet, başvuranın 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi  
tarafından güvence altına alınan mülkiyet hakkına saygı gösterme yükümlülüğünü yerine  
getirmiştir. AİHS’nin 6. maddesi ile 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlali sözkonusu  
değildir.  
Başvuran, 22 Mayıs 2007 tarihinde yapılan ödemeyle ilgili olarak herhangi bir  
ıklamada bulunmamıştır. Başvuran, iddialarını sürdürerek Hükümet’in iddialarına itiraz  
etmiştir.  
AİHM, daha önce benzer davaları incelediğini ve AİHS’nin 6. maddesi ile 1 No.lu  
Protokol’ün 1. maddesinin ihlalini tespit ettiğini kaydeder (Burdov / Rusya, no. 59498/00 ve  
Kaçar ve Diğerleri, yukarıda kaydedilen). AİHM, önceki davalardakinden farklı bir sonuca  
varması için herhangi bir gerekçe bulunmadığı görüşündedir. AİHM, makamların ilk ödemeyi  
Yargıtay’ın kararından iki yıl beş ay, ikinci ödemeyi ise sözkonusu karardan yaklaşık yedi yıl  
sonra yaptıklarını kaydeder. Sonuç olarak, AİHM, yerel mahkemelerce hükmedilen ek  
tazminatın ödenmesinde yaşanan gecikmenin kamulaştırmayı yapan makamdan  
kaynaklandığını ve bu gecikme sonucu mal sahibinin taşınmazının kamulaştırılmasına ek  
olarak zarara uğradığını tespit etmiştir. AİHM, bu gecikme ve yargılamanın uzun sürmesi  
sonucu, başvuranın bireysel ve aşırı bir yük altına sokulduğunu, bunun da mülkiyet hakkının  
korunması ile kamu çıkarının gerekleri arasındaki adil dengeyi bozduğunu tespit etmiştir.  
AİHM, yukarıda anlatılanlar ışığında, AİHS’nin 6/1 maddesi ile 1 No.lu Protokol’ü 1.  
maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.  
II. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI  
AİHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,  
hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Başvuran, maddi tazminat olarak 26,000 Euro, manevi tazminat olarak 20,000 Euro  
talep etmiştir.  
Hükümet, bu taleplere itiraz etmiştir.  
AİHM, başvuranın 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca yapmış olduğu şikayetle  
ilgili olarak, -Akkuş kararında (yukarıda kaydedilen) kullandığı hesaplama yöntemini  
kullanarak ve sözkonusu zamandaki ilgili ekonomik verileri gözönünde bulundurarak- iki  
ödeme sonrasında başvuranın kaybının 400 Euro olduğuna karar vermiştir. AİHM, içtihadı  
uyarınca, Hükümet’in mahkeme kararı sonucu yapmış olduğu ödemenin başvuranın maddi  
tazminat talebini karşıladığı görüşündedir (Basoukou / Yunanistan, no. 3028/03; Ahmet Kılıç /  
Türkiye, no. 38473/02; Akıncı / Türkiye, no. 12146/02; Kaçar ve Diğerleri, yukarıda  
kaydedilen).  
AİHM, başvuranın tespit edilen ihlalin tek başına yeterli tatmin oluşturamayacağı  
düzeyde manevi zarar görmüş olabileceğini kabul etmektedir. AİHM, dava koşullarını dikkate  
alarak ve hakkaniyete uygun temellere dayanarak, başvurana 3,000 Euro ödenmesine karar  
verir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Başvuran, yargılama masraf ve giderleri için herhangi bir talepte bulunmamıştır.  
Dolayısıyla, bu başlık altında herhangi bir ödeme yapılmasına hükmedilmemiştir.  
C. Gecikme Faizi  
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİ İLE  
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. Yerel mahkeme kararının geç uygulanması nedeniyle AİHS’nin 6/1 maddesi ile 1  
No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. (a)AİHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten  
itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na  
çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet  
tarafından başvurana maddi tazminat olarak 400 Euro (dört yüz Euro), manevi  
tazminat olarak 3,000 Euro (üç bin Euro) ödenmesine;  
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin  
yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal  
kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiştir.  
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları gereğince 9 Aralık 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.