koꢀullarda AĐHM, her türlü ꢀüphenin ötesinde, Savunmacı Devlet’in baꢀvuranın anne ve
babasının ölümünden sorumlu tutulamayacağını tespit etmektedir.
Sonuç itibariyle bu bağlamda AĐHS’nin 2. maddesi ihlal edilmemiꢀtir.
2. Soruꢀturmanın Yetersizliği Hakkında
AĐHM, AĐHS’nin 2. maddesinde ꢀart koꢀulan yaꢀam hakkının korunması
yükümlülüğünün, 1. madde ile Devletlere yüklenen “kendi yetki alanları içinde bulunan
herkese bu Sözleꢀme[de] .... açıklanan hak ve özgürlükleri tanı[maları]” yükümlülüğü ile
birlikte, zora baꢀvurmanın bir kiꢀinin ölümüne neden olması halinde etkili bir soruꢀturma
yürütülmesini öngördüğünü ve bunu zorunlu kıldığını hatırlatır (Bkz. Kaya-Türkiye, 19 ꢁubat
1998 tarihli karar, 1998-I, s. 329, § 105 ve McCann ve diğerleri-Birleꢀik Krallık, 27 Eylül
1995 tarihli karar, A serisi no 324, s. 49, § 161). Böyle bir soruꢀturma, faillerinin Devlet
görevlisi ya da baꢀkalarının olduğu iddia edildiği ve güç kullanılarak bir kimsenin ölümüne
sebebiyet verildiği her durumda yapılmalıdır (Bkz. Tahsin Acar, § 220). Sorgulamalar
özellikle derinlemesine, tarafsız olarak ve dikkatli yapılmalıdır (Bkz. Çakıcı, § 86 ve McCann
ve diğerleri, s. 49, §§ 161-163).
AĐHM, ayrıca, soruꢀturmanın etkinliğine iliꢀkin asgari kriteri karꢀılayan incelemenin
niteliği ve derecesinin davanın koꢀullarına bağlı olduğunu gözönünde bulundurmaktadır. Bu
koꢀullar ilgili olguların tümü temelinde ve soruꢀturma çalıꢀmalarının uygulamadaki
gerçeklerine bakılarak değerlendirilir. Ortaya çıkabilecek durumların çeꢀitliliğini, yalnızca
soruꢀturmaya iliꢀkin iꢀlemler listesine veya basitleꢀtirilmiꢀ diğer kriterlere indirgemek
mümkün değildir (Bkz. Fatma Kaçar, § 74, Velikova-Bulgaristan, no 41488/98, § 80, AĐHM
2000-VI, Tanrıkulu-Türkiye, no 23763/94, §§ 101-110, AĐHM 1999-IV, Kaya, s. 325-326, §§
89-91 ve Güleç-Türkiye, 27 Temmuz 1998 tarihli karar, 1998-IV, s. 1732-1733, §§ 79-81).
Ayrıca yürütülen soruꢀturma, sorumluların tespit edilmesi ve mümkün olduğu takdirde
cezalandırılmasını sağlaması için etkili olmak zorundadır (Bkz. Oğur-Türkiye, no 21594/93, §
88, AĐHM 1999-III). Burada sonuçtan çok araçlarla ilgili bir yükümlülük sözkonusudur.
Makamlar, olayla ilgili delillerin toplanması için makul olarak ulaꢀılabilir olan tedbirleri
almak zorundadırlar (Bkz. Tanrıkulu, § 109 ve Salman-Türkiye, no 21986/93, § 106, AĐHM
2000-VII).
Bu bağlamda makul derecede bir ivedilik ve özen gerekliliği kendini göstermektedir.
Bazı durumlarda soruꢀturmanın ilerlemesini engelleyecek engel ve zorlukların
bulunabileceğini kabul etmek gerekir. Ancak, ölüme sebebiyet veren güce baꢀvurma hakkında
soruꢀturma yapmak sözkonusu olduğunda, yetkililerin acilen cevap vermesi, genel olarak
eꢀitlik ilkesine riayet edilmesi, kamu güvenini sarsmamak ve yasadıꢀı eylemlere müsama
gösterildiği ya da suç ortaklığı yapıldığı izlenimine mahal vermemek için gerekli görülebilir
(Bkz. McKerr –Birleꢀik Krallık, no 28883/95, § 114, AĐHM 2001-III).
Bu davada, AĐHM, değerlendirmeye alınan delilleri gözönüne alarak, soruꢀturma
çerçevesinde yapılan araꢀtırmaların, sadece PKK ya da yasa dıꢀı örgütler aleyhinde
yürütüldüğünü belirtmektedir. Bu bağlamda, Đdil Cumhuriyet Baꢀsavcılığı kararları yeterince
gerekçelendirilmemiꢀtir. Zira failin suç örgütü olduğunu ileri sürmekte ancak araꢀtırmasını
derinleꢀtirmemektedir. Baꢀvuranın anne ve babasının ölümü konusunda yürütülecek
soruꢀturma hakkında Diyarbakır, Đdil ve Cizre Cumhuriyet Baꢀsavcılıkları arasında yetki
uyuꢀmazlığının bulunduğunu ortaya koymak gerekir. Daha sonra bu davada yürütülen
10