B. Esasa iliꢀkin
Hükümet baꢀvuranların sınır dıꢀı edilmesine yönelik kararın ulusal mahkemelerce BMMYK
kararı temelinde ve ulusal mevzuata ve mültecilerin statüsüne iliꢀkin uluslararası belgelere
uygun olarak alındığını anımsatmaktadır. Hükümet ayrıca, BMMYK’nın Sirwan Mohammad
Mostafa’nın siyasi iltica talebini, kendi ülkesinde genel hukuka tabi bir suçtan mahkum
olduğu gerekçesiyle reddettiğine dikkat çekmektedir.
Hükümet, en geç 6 Mayıs 2005 tarihine kadar on beꢀ gün içerisinde sınır dıꢀı edileceklerinin
22 Nisan 2005 tarihinde baꢀvuranlara bildirildiğine dikkat çekmektedir.
Hükümet ayrıca, AĐHM iç tüzüğünün 39. maddesine uygun olarak alınan tedbir kararının
Türkiye’nin Strazburg’daki Daimi Temsilciliği’ne tatil gününden bir gün önce, öğleden sonra
geç saatlerde tebliğ edilmesi nedeniyle yetkili ulusal makamlarca uygulanamadığını
savunmaktadır. Hükümet, yetkili makamların yapılan tebligatın aciliyetinden ancak 9 Mayıs
2005 günü sabahı haberdar olduklarını, dolayısıyla sözkonusu tedbir kararını uygulama
imkanı bulamadıklarını ve baꢀvuranların 11 Mayıs 2005 tarihinde sınır dıꢀı edildiklerini
belirtmektedir.
AĐHM tarafından iç tüzüğünün 39. maddesi çerçevesinde alınan tedbir kararlarını
uyguladığını gösteren durumlara atıfta bulunan Hükümet, mevcut davada baꢀvuranların sınır
dıꢀı edilmelerinin AĐHS’nin 34. maddesi kapsamındaki haklarına yönelik hiçbir ꢀekilde ihlal
teꢀkil etmediğini düꢀünmektedir.
Baꢀvuranlar bu konuda herhangi bir görüꢀ belirmemektedirler.
AĐHM, 4 ꢁubat 2005 tarihinde Büyük Daire tarafından verilen bir kararda, savunmacı
devletin AĐHM iç tüzüğünün 39. maddesi uyarınca alınan bir tedbir kararına uymaması
sonucunda AĐHS’nin 34. maddesi yönünden ortaya çıkabilecek sonuçlara iliꢀkin kanaatini
bildirdiğini anımsatır (Mamatkulov ve Askarov, adıgeçen, prg. 99-129).
AĐHM bu kararda, baꢀvuru hakkının etkin bir ꢀekilde kullanılmasının engellenmeyeceği
yönündeki taahhüdün bir bireyin davasını etkili bir biçimde AĐHM’ye taꢀıma ve AĐHM
önünde savunma hakkını kullanmasına yönelik müdahaleleri yasakladığını hatırlatmıꢀtır.
Bu nedenle, baꢀvuranın AĐHS tarafından korunan hakların özünü teꢀkil eden haklardan
birinden yararlanmasıyla ilgili benzer davalarda telafisi mümkün olmayan bir zarara maruz
kalma riskinin mevcut olduğunun makul bir biçimde iddia edilmesi halinde, AĐHM yapılan
iꢀlemin uygunluğu konusunda bir karar verene kadar ihtiyati tedbir kararıyla mevcut durumun
korunması amaçlanır. Amaç baꢀvurunun konusunu teꢀkil eden meselenin varlığını sürdürmesi
ise ihtiyati tedbir kararı AĐHS kapsamında yapılan ꢀikayetin esasına iliꢀkindir. Baꢀvuran
yaptığı baꢀvuruyla, AĐHS’de güvence altına alınan bir hakkını telafisi mümkün olmayan bir
zarardan korumayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda baꢀvuran ihtiyati tedbir kararı alınması
talebinde bulunmuꢀ, AĐHM de AĐHS’nin 34. maddesiyle güvence altına alınan bireysel
baꢀvuru hakkının ‘etkin bir ꢀeklide kullanılmasını’ kolaylaꢀtırmak amacıyla, bir baꢀka deyiꢀle,
baꢀvuranın savunmacı devletin bir eylem ya da ihmali sonucunda telafisi mümkün olmayan
bir zarara maruz kalması riski bulunduğuna kanaat getirdiğinden baꢀvurunun konusunu
muhafaza etmek için bu talebi kabul etmiꢀtir (bkz. Mamatkulov ve Askarov, adıgeçen, prg.
108, ve Aoulmi – Fransa, no: 50278/99, prg. 103).
5