aleyhindeki ꢀikayetine iliꢀkin iç hukuk yollarını tüketme hususunda kendisinden makul olarak
beklenilebilecek her ꢀeyi yaptığı sonucuna varmıꢀtır.
AĐHM ayrıca daha önceleri benzer davalarda Hükümet’in, medeni ve idari iç hukuk
yollarının tüketilmesine iliꢀkin ön itirazlarını incelemiꢀ ve reddetmiꢀ olduğunu hatırlatır (bkz.,
Ataꢀ ve Seven/Türkiye, no. 26893/02, 29. paragraf, 16 Aralık 2008). AĐHM, mevcut davada
önceki sonuçlardan farklı bir sonuca varmak için gerekçe görmemektedir. Bu nedenle,
Hükümet’in ilk itirazının sözkonusu kısmını reddeder.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde sözkonusu ꢀikayetlerin dayanaktan
yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik
unsuru taꢀımadıklarını tespit eder. Bu nedenle ꢀikayetler, kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
1. AĐHS’nin 3. maddesinin esası yönünden sorumlu Hükümet’in yükümlülüğü
Hükümet, ꢀikayetlere itiraz etmiꢀ ve baꢀvuranın vücudunda bulunan izlerin
yakalanmaya direnmesi sonucu meydana geldiğini ileri sürmüꢀtür. Bu iddia, sağlık
raporlarıyla desteklenmektedir.
AĐHM, 3. maddeye iliꢀkin kararlarında ortaya konan temel ilkelere atıfta bulunur
(bkz., özellikle, Ivan Vasilev/Bulgaristan, no. 48130/99, 62. paragraf, 12 Nisan 2007;
Yavuz/Türkiye, no. 67137/01, 38. paragraf, 10 Ocak 2006; Emirhan Yıldız ve
Diğerleri/Türkiye, no. 61898/00, paragraflar 41-42, 5 Aralık 2006; Diri/Türkiye, no.
68351/01, paragraflar 35-39, 31 Temmuz 2007; Selmouni/Fransa [BD], no. 25803/94,
paragraflar 96-97, AĐHM 1999-V). Bu davayı bu ilkeler ıꢀığında inceleyecektir.
AĐHM, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin delillere iliꢀkin bilgi edinmesi ve dava
olaylarını incelemesi ardından, 20 Haziran 2003 tarihli kararında, davacıların kötü muameleye
maruz kaldıklarını ve baꢀvuranın polis memurları M.C. ve S.A.’yı duruꢀmalar sırasında suçlu
olarak teꢀhis ettiğini karara bağladığını gözlemler. Polis memurlarının uyguladıkları kötü
muamelenin Ceza Kanunu’nun 243. maddesi kapsamında yer aldığını tespit eden Đstanbul
Ağır Ceza Mahkemesi ayrıca bu muameleyi ifade almak için kasıtlı olarak kullandıkları
sonucuna varmıꢀtır. Baꢀvuran, 25 Kasım 1997’de gözaltına alınmıꢀ ve 2 Aralık 2007 tarihli
sağlık raporunda bacak ve göz çevresinde izler tespit edilmiꢀtir. Göz çevresindeki lezyonun,
sağlık muayenesinden üç ila beꢀ gün öncesinde oluꢀtuğu düꢀünülürken, bacağındaki kabuk
bağlamıꢀ yaranın yaklaꢀık yedi gün öncesinde oluꢀtuğu tespit edilmiꢀtir.
Olayların tespit edilmesi için AĐHM ‘her türlü makul ꢀüphenin ötesinde’ delil
kıstasına baꢀvurur (bkz. Đrlanda/Đngiltere, 18 Ocak 1978, 161. paragraf, A Serisi no. 25).
Böylesi bir delil itirazı kabil olmayan yeterince ciddi, belirgin ve tutarlı birtakım emare ya da
karinelerden doğabilir. Gözaltında tutulurken kendi kontrolleri altında bulunan kiꢀilerin
davasında görüldüğü gibi olayların, tamamen ya da büyük ölçüde, yalnızca yetkili
makamların bilgisi dahilinde bulunması halinde, sözkonusu gözaltı sürecinde meydana gelen
yaralanmalara iliꢀkin güçlü maddi karineler ortaya çıkacaktır. Tatmin ve ikna edici bir
açıklamada bulunmaya iliꢀkin ispat yükümlülüğünün yetkili makamlara ait olduğu kabul
edilebilir (bkz. Salman/Türkiye [BD], no. 21986/93, 100. paragraf, AĐHM 2000-VII).