COUNCIL  
OF EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÜÇÜNCÜ DAĐRE  
MÜNĐRE DEMĐREL – TÜRKĐYE DAVASI  
(B a vuru no. 5346/03)  
KARAR  
STRAZBURG  
20 Mayıs 2008  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde  
kesinleecektir. ekli düzeltmelere tâbi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
MÜNĐRE DEMĐREL – TÜRKĐYE KARARI  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 5346/03 no’lu davanın nedeni T.C. vatandaı olan  
Münire Demirel’in (“bavuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 12 Kasım 2002  
tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (“Sözleme”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ  
olduğu bavurudur.  
Bavuran, AĐHM önünde Đstanbul Barosu avukatlarından M. A. Kırdök ve M. Kırdök  
tarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1967 doğumludur ve Đstanbul’da yaamaktadır. AĐHM’ye bavuru yaptığı  
tarihte Kartal Özel Tip Cezaevinde hapis cezasını çekmekteydi.  
Bavuran 4 ubat 1995 tarihinde yasadıı Dev-Sol örgütü üyesi olduğu üphesiyle  
gözaltına alınmı, 16 ubat 1995 tarihinde tutuklanmıtır.  
21 ubat 1995 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi savcısı bavuranı  
TCK’nın 168/1. maddesi uyarınca yasadıı örgüt üyeliği ile suçlayan bir iddianame  
sunmutur.  
28 Nisan 1995 tarihinde Đstanbul DGM 2. Dairesi davanın ilk durumasını yapmıtır  
(dava no. 1995/76). 31 Ekim 1995 tarihinde mahkeme bavuranın tutuksuz yargılanmasına  
karar vermitir. Ancak Đstanbul DGM savcısının 9 Ekim 1995 tarihinde bavuran hakkında  
yeni bir iddianame sunmuve sonuç olarak Đstanbul DGM 1. Daire’de ikinci bir dava (no.  
1995/348) açılmıolması nedeniyle bavuran serbest bırakılmamıtır. Bavuran, TCK’nın  
146. maddesi uyarınca Anayasal düzeni bozmaya teebbüs etmekle suçlanmıtır.  
3 Eylül 1996 tarihinde sözkonusu iki dava dosyası birletirilmi, dava Đstanbul DGM 1.  
Daire’de görülmeye devam etmitir.  
Bavuran, çeitli defalar tutuksuz yargılanma talebinde bulunmuancak mahkemeler ya  
sebep göstermeksizin ya da suçun niteliği, dava dosyası ve delillerin durumunu dikkate alarak  
bu talepleri reddetmitir.  
31 Ekim 2002 tarihinde Đstanbul DGM 1. Daire bavuranın tutuksuz yargılanma talebini  
bir kez daha reddetmi, bavuran sözkonusu karara 4 Kasım 2002 tarihinde itirazda  
bulunmutur. Đstanbul DGM 2. Daire bavuranın itirazını aynı tarihte reddetmitir.  
18 ubat 2003 tarihinde birinci derece mahkemesi bavuranın tutuksuz yargılanmasına  
karar vermitir.  
30 Haziran 2004 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 5190 sayılı Yasa ile devlet  
güvenlik mahkemeleri kaldırılmıtır. Bu nedenle bavuran hakkında açılan dava dosyası  
Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmitir. Tarafların en son beyanlarına dayanan dava  
dosyası bilgilerine göre dava halen Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam etmektedir.  
1
MÜNĐRE DEMĐREL – TÜRKĐYE KARARI  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 5/3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, tutuklu yargılanma süresinin AĐHS’nin 5/3. maddesinde belirtilen “makul  
süre” artını amasından ikâyetçi olmutur.  
A. Kabuledilebilirlik  
Hükümet, bavuranın AĐHS’nin 35/1. maddesinde belirtilen iç hukuk yollarını  
tüketmemiolması gerekçesiyle bavurunun reddini Mahkemeden talep etmitir. AĐHM’nin  
Köse – Türkiye (no. 50177/99) kararına atıfta bulunarak bavuranın eski CMUK’un 298.  
maddesi uyarınca Ekim 2002’ye kadar devam eden tutukluluk haline itiraz etmediğini  
savunmulardır.  
Bavuran, etkisiz olduğunu düündüğü için bu yola daha erken bir tarihte  
bavurmadığını ifade etmitir.  
Mahkeme, daha önce benzer davalarda Hükümetçe yapılan itirazları inceleyip reddetmiꢀ  
olduğunu kaydeder (bkz. özellikle Koti vd. – Türkiye, no. 74321/01, Mehmet ah Çelik –  
Türkiye, no. 48545/99 ve Tamamboğa ve Gül – Türkiye, no. 1636/02). Mahkeme özellikle  
Koti vd. (yukarıda anılan) davasında, AĐHS’nin 35/1 maddesi bağlamında sadece mevcut ve  
yeterli hukuk yollarına bavurma zorunluluğu bulunduğu ve bir yolun ilgili dönemde teori ve  
uygulamada mevcut ve etkili olduğu; yani eriilebilir ve bavuranların ikâyetleri bağlamında  
telafi sağlayabilmekte olduğu ve makul bir baarı umudu vaat ettiği konusunda Mahkemeyi  
ikna etme yükümlülüğünün itiraz sahibi Hükümete ait olduğuna hükmetmitir (bkz. Cennet  
Ayhan ve Mehmet Salih Ayhan – Türkiye, no. 41964/98). Bu bağlamda Mahkeme, diğer  
hususlar yanında, devlet güvenlik mahkemelerinin somut bavuruda olduğu gibi, her davadaki  
özel ilgisini açıklamadan, bavuranların tutukluluğunun devamı için aynı resmi gerekçeleri  
göstermesine dayanarak AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlalinin tespit edildiği, Türkiye aleyhine  
açılmıbelli davalara iaret etmitir (bkz. diğer birçok karar yanında Hasan Ceylan – Türkiye,  
no. 58398/00, Pakkan – Türkiye ve Acunbay - Türkiye). Buna göre Mahkeme, bu tür  
basmakalıp gerekçelere karı yapılacak bir itirazın baka bir yargı derecesinde baarı  
umudunun zayıf olacağını değerlendirmitir. Ayrıca sözkonusu temyiz yargılaması çekimeli  
usule göre yapılmamı, sözlü duruma yapılmadan karar verilmitir (bkz. TCK 302/1. madde).  
Bu nedenle temyiz yargılaması, bahse konu özgürlükten mahrum bırakmaya ilikin  
güvenceleri içermemitir (bkz. Koti vd., yukarıda anılan).  
Yukarıda belirtilen görüler dikkate alındığında Mahkeme bu davada, Koti ve Diğerleri  
davasındaki bulgularından ayrılmasını gerektiren özel koullar tespit etmemektedir.  
Mahkeme ayrıca AĐHS’nin 35/1 maddesinde yer alan iç hukuk yollarının tüketilmesi  
artıyla özgürlüklerin keyfi olarak kısıtlanmasına karı güvence sağlamayı amaçlayan 5/3  
maddenin gerekleri arasında fark bulunduğunu hatırlatır. Ne var ki, tutarlı bir içtihadın bu tür  
bir güvencenin faydasız ya da eksik olduğunu gösterdiği durumlarda bavurandan yetersiz  
güvenceleri tüketmesinin istenmesi AĐHS’nin ilkelerine aykırı olacak ve 35/1. maddenin aırı  
ekilcilikle uygulanmasına yol açacaktır (bkz. Estrikh – Letonya, no. 73819/01).  
Yukarıdakiler ıığında Mahkeme, Hükümetin itirazını reddeder.  
2
MÜNĐRE DEMĐREL – TÜRKĐYE KARARI  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, bavurunun baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik  
unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
Hükümet bavuranın tutukluluk süresinin makul ve iç hukuka uygun olduğunu  
savunmutur. Özellikle suçun ciddiyeti, kaçıveya suç ilenmesi tehlikesi ve davanın özel  
koullarının devamlı tutukluluk halini haklı çıkardığını ifade etmilerdir. Ayrıca yetkililerin  
bavuranın devam eden tutukluluk halini titizlikle değerlendirdiklerini belirtmilerdir.  
Bavuran iddialarında ısrarcı olmuve Hükümetin görülerine itiraz etmitir.  
Mahkeme somut davada bavuranın tutukluluğunun, gözaltına alındığı 4 ubat 1995  
tarihinde balayıp birinci derece mahkemesi kararıyla serbest bırakıldığı 18 ubat 2003  
tarihinde sona erdiğini gözlemler. Buna göre süre sekiz yıldır.  
Mahkeme, somut davadakine benzer hususlar ortaya çıkaran davalarda sıklıkla  
AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmitir (bkz, örneğin Dereci – Türkiye, no.  
77845/01; Taciroğlu – Türkiye, no. 25324/02 ve Çarkçı – Türkiye, no. 7940/05).  
Kendisine sunulan tüm delilleri inceleyen Mahkeme, bu davada farklı bir sonuca  
ulamasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delilin Hükümet tarafından sunulmadığını  
değerlendirir. Konu hakkındaki içtihadını dikkate alan Mahkeme, somut davada bavuranın  
tutukluluk süresinin fazla ve AĐHS’nin 5/3 maddesine aykırı olduğu kanaatindedir.  
Bu nedenle AĐHS’nin 5/3 maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,  
hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran 12,000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmutur.  
Hükümet, hiçbir tazminata hükmedilmemesini Mahkemeden talep etmitir.  
Mahkeme bavuranın sadece ihlal tespiti ile yeterli olarak tazmin edilemeyecek manevi  
zarara uğradığını kabul etmektedir. Dava koullarını dikkate alarak bavurana 6,000 Euro  
manevi tazminat ödenmesine hükmeder.  
3
MÜNĐRE DEMĐREL – TÜRKĐYE KARARI  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran ayrıca AĐHM önündeki adli masraflar için 4,600 YTL (yaklaık 2,695 Euro)  
ve kırtasiye, fotokopi ve posta gibi giderler için 210 YTL (yaklaık 123 Euro) talep etmitir.  
Bavuran 4,600 YTL’lik adli masrafları avukatı ile yaptığı ücret anlamasına göre  
belgelendirmitir. Ancak diğer masraflarla ilgili olarak avukatları tarafından hazırlanan bir  
harcama raporu sunmu, herhangi bir fatura ibraz etmemitir.  
Hükümet iddialara itiraz etmitir.  
AĐHM’nin içtihadına göre bir bavuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için  
yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmıise bunları geri almaya hak kazanmaktadır.  
Sözkonusu davada AĐHM, elindeki bilgileri göz önünde bulundurarak ve hakkaniyete uygun  
olarak bu balık altında 1,000 Euro ödenmesini uygun bulmaktadır.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine  
uygulağı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermitir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. (a) Sorumlu Devlet’in bavurana, AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk  
Lirası’na çevrilerek:  
(i) 6,000 Euro (altı bin Euro) manevi tazminat;  
(ii) 1,000 Euro (bin Euro) yargılama masraf ve giderleri;  
(iii) bu miktarlara uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;  
(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa  
Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle  
elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları uyarınca 20 Mayıs 2008 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Stanley NAISMITH  
Kâtip Yardımcısı  
Josep CASADEVALL  
Bakan  
4