MÜNĐRE DEMĐREL – TÜRKĐYE KARARI
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 5/3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, tutuklu yargılanma süresinin AĐHS’nin 5/3. maddesinde belirtilen “makul
süre” ꢀartını aꢀmasından ꢀikâyetçi olmuꢀtur.
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet, baꢀvuranın AĐHS’nin 35/1. maddesinde belirtilen iç hukuk yollarını
tüketmemiꢀ olması gerekçesiyle baꢀvurunun reddini Mahkemeden talep etmiꢀtir. AĐHM’nin
Köse – Türkiye (no. 50177/99) kararına atıfta bulunarak baꢀvuranın eski CMUK’un 298.
maddesi uyarınca Ekim 2002’ye kadar devam eden tutukluluk haline itiraz etmediğini
savunmuꢀlardır.
Baꢀvuran, etkisiz olduğunu düꢀündüğü için bu yola daha erken bir tarihte
baꢀvurmadığını ifade etmiꢀtir.
Mahkeme, daha önce benzer davalarda Hükümetçe yapılan itirazları inceleyip reddetmiꢀ
olduğunu kaydeder (bkz. özellikle Koꢀti vd. – Türkiye, no. 74321/01, Mehmet ꢁah Çelik –
Türkiye, no. 48545/99 ve Tamamboğa ve Gül – Türkiye, no. 1636/02). Mahkeme özellikle
Koꢀti vd. (yukarıda anılan) davasında, AĐHS’nin 35/1 maddesi bağlamında sadece mevcut ve
yeterli hukuk yollarına baꢀvurma zorunluluğu bulunduğu ve bir yolun ilgili dönemde teori ve
uygulamada mevcut ve etkili olduğu; yani eriꢀilebilir ve baꢀvuranların ꢀikâyetleri bağlamında
telafi sağlayabilmekte olduğu ve makul bir baꢀarı umudu vaat ettiği konusunda Mahkemeyi
ikna etme yükümlülüğünün itiraz sahibi Hükümete ait olduğuna hükmetmiꢀtir (bkz. Cennet
Ayhan ve Mehmet Salih Ayhan – Türkiye, no. 41964/98). Bu bağlamda Mahkeme, diğer
hususlar yanında, devlet güvenlik mahkemelerinin somut baꢀvuruda olduğu gibi, her davadaki
özel ilgisini açıklamadan, baꢀvuranların tutukluluğunun devamı için aynı resmi gerekçeleri
göstermesine dayanarak AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlalinin tespit edildiği, Türkiye aleyhine
açılmıꢀ belli davalara iꢀaret etmiꢀtir (bkz. diğer birçok karar yanında Hasan Ceylan – Türkiye,
no. 58398/00, Pakkan – Türkiye ve Acunbay - Türkiye). Buna göre Mahkeme, bu tür
basmakalıp gerekçelere karꢀı yapılacak bir itirazın baꢀka bir yargı derecesinde baꢀarı
umudunun zayıf olacağını değerlendirmiꢀtir. Ayrıca sözkonusu temyiz yargılaması çekiꢀmeli
usule göre yapılmamıꢀ, sözlü duruꢀma yapılmadan karar verilmiꢀtir (bkz. TCK 302/1. madde).
Bu nedenle temyiz yargılaması, bahse konu özgürlükten mahrum bırakmaya iliꢀkin
güvenceleri içermemiꢀtir (bkz. Koꢀti vd., yukarıda anılan).
Yukarıda belirtilen görüꢀler dikkate alındığında Mahkeme bu davada, Koꢀti ve Diğerleri
davasındaki bulgularından ayrılmasını gerektiren özel koꢀullar tespit etmemektedir.
Mahkeme ayrıca AĐHS’nin 35/1 maddesinde yer alan iç hukuk yollarının tüketilmesi
ꢀartıyla özgürlüklerin keyfi olarak kısıtlanmasına karꢀı güvence sağlamayı amaçlayan 5/3
maddenin gerekleri arasında fark bulunduğunu hatırlatır. Ne var ki, tutarlı bir içtihadın bu tür
bir güvencenin faydasız ya da eksik olduğunu gösterdiği durumlarda baꢀvurandan yetersiz
güvenceleri tüketmesinin istenmesi AĐHS’nin ilkelerine aykırı olacak ve 35/1. maddenin aꢀırı
ꢀekilcilikle uygulanmasına yol açacaktır (bkz. Estrikh – Letonya, no. 73819/01).
Yukarıdakiler ıꢀığında Mahkeme, Hükümetin itirazını reddeder.
2