COUNCIL  
A V R U P A  
OF E U R O P E  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
MÜRSEL EREN - TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 60856/00)  
KARAR  
STRAZBURG  
7 ubat 2006  
Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen artlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak,  
üzerinde ekle ilikin değiiklik yapılabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Mürsel Eren – Türkiye davasında,  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Đkinci Daire),  
Bakan J.-P. COSTA,  
Yargıçlar A.B. BAKA,  
R. TÜRMEN,  
K. JUNGWIERT,  
M. UGREKHELIDZE,  
D. JOCIENE,  
D. POPOVIC,  
Yazı Đꢀleri Müdürü S. DOLLE’nin katılımı ile kapalı oturumda 17 Ocak 2006 tarihinde  
toplanve anılan tarihte izleyen kararı vermitir:  
USUL  
1.Dava, Mürsel Eren (“bavuran”) isimli Türk vatandaının, 26 Haziran 2000  
tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözlemesi’nin (“Sözleme”) 34.  
maddesine dayanarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AĐHM’ye yaptığı bavurudan (no.  
60856/00) kaynaklanmaktadır.  
2.Kendisine adli yardım sağlanmıolan bavuran, Diyarbakır Barosu avukatlarından  
Tahir Elçi tarafından temsil edilmitir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) AĐHM’deki yargılama  
için bir Ajan tayin etmemitir.  
3.Bavuran, AĐHS’nin 1 no’lu Protokol’ünün 2. maddesi çerçevesinde eğitim  
hakkından yoksun bırakıldığını iddia etmitir.  
4.Bavuru AĐHM’nin Üçüncü Dairesi’ne tevzi edilmitir (Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 52  
§ 1. maddesi). Bu Daire’de ise, davaya bakacak olan Bölüm ise 26 § 1. maddenin gerektirdiği  
ekilde oluturulmutur (AĐHS’nin 27 § 1. maddesi).  
5.6 Haziran 2002 tarihinde, AĐHM bavurunun kısmen kabuledilebilir olduğunu ilan  
etmitir.  
6.Bavuran ve Hükümet, esaslara ilikin ayrı ayrı görübildirmitir.  
7.1 Kasım 2004 tarihinde, AĐHM, Dairelerinin oluumunu değitirmitir (25 § 1.  
madde). Bu dava, yeni oluturulmuolan Đkinci Daire’ye tevzi edilmitir (52 § 1. madde).  
OLAYLAR  
I.DAVA ARTLARI  
8.Bavuran 1972 doğumludur ve Ankara’da ikamet etmektedir. 1993 yılında liseden  
mezun olmuve 1994 yılında üniversite sınavlarına girmeye balamıtır.  
9.Sözkonusu tarihte, Türkiye’de üniversite eğitimi alabilmek için, öğrencilerin  
Yükseğretim Kurulu Öğrenci Seçme ve Yerletirme Merkezi tarafından yılda bir defa  
yapılan çoktan seçmeli sınava girmesi gerekli idi. Sınavın birinci basamağında baarısız olan  
öğrenciler, ileri tarihlerde yapılacak birinci basamak sınavına girme hakkına sahipti.  
2
10.Bavuran, 1994 ve 1996 arasında ilk üç denemesinde üniversite girisınavının  
birinci basamağını geçememitir. Dolayısıyla, su süre zarfında ikinci ve son sınava girmesine  
izin verilmemitir.  
11.Bavuran, 1997 yılındaki sınavlara hazırlanmak için Ankara’da özel bir dersaneye  
devam etmitir.Bu sırada çok çalığını ve zaman zaman deneme sınavlarında sınıfta en  
yüksek puanları aldığını ifade etmitir.  
12.1997 yılında yapılan sınavların birinci basamağında bavuran 131 puan almıtır.  
Đkinci basamağa girmesi için gerekli olan asgari puan 105 idi. Đkinci basamaktan sonra ise,  
baarılı olduğunu ve bavuru formunda seçtiği üniversite programlarından birine girmesini  
sağlayacak puanı alacağını düünmütür. Sınav sonuçları açıklandığında bavuran  
üniversiteye girmeye hak kazananlar arasında isminin olmadığını görmütür. ÖSYM ile  
irtibata geçtiğinde, ikinci sınavda 493 puan aldığını öğrenmitir.  
13.11 Ağustos 1997 tarihli bir yazı ile, bavuran, aldığı yüksek puana rağmen seçtiği  
üniversite programlarından birine neden yerletirilmediğini ÖSYM’ye sormutur.  
14.ÖSYM, 12 Ağustos 1997 tarihli cevabında, bavuranın ikinci sınava giren  
öğrenciler arasında en yüksek puanlardan birini aldığını, ancak sınav sonuçlarının, üç  
profesörden müteekkil bir akademik konseyin, bu baarısının geçmiyıllardaki düük  
puanları dikkate alındığında bu baarısının izah edilemediği yönündeki görüü üzerine iptal  
edildiğini bavurana bildirmitir. ÖSYM’nin yazısında, bavuranı herhangi bir uygunsuz  
davratan üpheli bulan hiçbir ifade bulunmamaktaydı.  
Đdare Mahkemelerindeki Yargılamalar  
15.27 Ağustos 1997 tarihinde, bavuran, bir avukat aracılığıyla Danıtay’a bavurmuꢀ  
ve “emsali olmayan bu ÖSYM kararının” durdurulması ve iptalini talep etmi, aksi takdirde  
“üniversite eğitimi hakkının ihlal edileceğini” ifade etmitir. Eski sınav sonuçlarının iyi  
olmamasının, sonraki sınavları asla geçemeyeceği anlamına gelmeyeceğini ileri sürmütür.  
16.Davaya bakan Danıtay tetkik hakimine göre, ÖSYM’nin kararı, tamamen  
varsayıma dayalıydı ve herhangi bir yasal dayanağı olmağından iptali gerekliydi. Ancak, 10  
Ekim 1997 tarihinde, Danıtay Sekizinci Dairesi, ikiye karı üç oy çokluğuyla, eski sınavlarda  
çok düük puanlar alan bir öğrencinin sonraki sınavlarda bu derece baarılı olmasının izah  
edilemeyeceğini tespit ederek ÖSYM kararının iptali bavurusunu reddetmitir. Azınlık ise,  
muhalefet erhlerinde, yetkililerin sınavları usulüne uygun yapma görevleri olduğunu ve  
kopya gibi uygunsuz bir davranıı yeterli kanıtla ispatlamanın onların sorumluluğu olduğunu  
belirtmitir.  
17.Bavuranın 30 Ekim 1997 tarihli temyiz bavurusu, 28 Kasım 1997 tarihinde,  
Danıtay Đdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nda bee karı on oy çokluğuyla reddedilmitir.  
18.Bavuran, belirli olmayan bir tarihte, Danıtay Sekizinci Dairesi’ne yaptığı diğer  
bavurusunda, ÖSYM kararının iptal edilmesini talep etmitir. 5 Kasım 1998 tarihinde, talep,  
davanın esaslarını inceleyen aynı mahkeme tarafından, bire karı dört oy çokluğuyla  
reddedilmitir.  
3
19.30 Aralık 1998 tarihinde, bavuran, temyize gitmive temyiz incelemesi devam  
ederken, ÖSYM kararının yürütülmesinin durdurulmasını talep etmitir.  
20.29 Ocak 1999 tarihinde Danıtay Đdari Dava Daireleri Genel Kurulu, bavuranın  
yürütmenin durdurulması talebini incelemeye almı, ancak konuyu temyiz sonuçlanıncaya  
kadar ertelemeye karar vermitir.  
21.5 Kasım 1998 tarihli karara ilikin temyiz, 15 Mart 1999 tarihinde, Danıtay Đdari  
Dava Daireleri Genel Kurulu’nda yediye karı sekiz oy çokluğuyla reddedilmitir. Çoğunluk,  
bavuranın, bu sonucu kendi bilgi ve yeteneğiyle elde etmediği sonucuna varmıtır. Azınlık  
ise, muhalefet erhlerinde, üniversite girisınavlarının ve bir üniversiteye yerletirilmeye  
giden aamaların usulüne uygun yapılmasını sağlamada, ÖSYM’nin önlem alma görevinin  
bulunduğunu ifade etmitir. Yeterli kanıt üzerine dayandırılmıise, ÖSYM’nin kanun ve  
kuralları ihlal eden adayları cezalandırma yükümlülüğü ve yetkisi bulunmaktadır. Azınlığa  
göre, ÖSYM kendi noksanlıklarının sonuçları yüzünden, bavuranı sorumlu tutamazdı.  
ÖSYM, yalnızca usullerini yeniden gözden geçirebilir ve bu tür durumların tekrarlanmaması  
için önlem alabilirdi.  
22.8 Haziran 1999 tarihinde, bavuran, 5 Kasım 1998 tarihli kararın düzeltilmesini  
talep etmitir ki bu, idari konularda, Türk hukukunda nihai hukuk yoludur.  
23. Karar düzeltme talebi 9 Kasım 1999 tarihinde, Danıtay Đdari Dava Daireleri Genel  
Kurulu tarafından reddedilmitir. Bu karar, yediye karı sekiz oy çokluğuyla alınmıve  
bavurana 30 Aralık 1999 tarihinde bildirilmitir.  
II.ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK VE UYGULAMA  
24.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 42. maddesine göre, hiç kimsenin eğitim ve  
öğretim hakkı elinden alınamaz.  
25.1981 tarihli Yüksek Öğretim Kanunu’nun (no. 2547) 10. maddesine göre, ÖSYM  
ğrenci Seçme ve Yerletirme Merkezi), Yükseköğretim Kurulunun tespit ettiği esaslar  
çerçevesinde yükseköğretim kurumlarına öğrenci alınması amacıyla sınavları hazırlayan,  
gerçekletiren ve test sonuçlarını öğrenci adaylarının tercihlerine göre değerlendirerek baarılı  
öğrencilerin üniversitelere ve diğer yükseköğretim kurumlarına yerletirilmesini sağlayan bir  
kurulutur.  
26. 1981 tarihli Yüksek Öğretim Kanunu’nun (no. 2547) 45. maddesinin ilgili  
bölümlerine göre,  
“Öğrenciler Devlet Yükseköğretim Kurumlarına, esasları Yükseköğretim Kurulu  
tarafından tespit edilen sınavla girerler. Sonuçların değerlendirilmesinde adayların  
ortaöğretimdeki baarıları dikkate alınır…”  
4
HUKUK  
I.1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 2. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
27.Bavuran, ÖSYM’nin sonuçlarını keyfi olarak iptal etmesinin 1 no’lu Protokol’ün  
2. maddesi kapsamındaki eğitim hakkını ihlal ettiğini ileri sürerek ikayetçi olmutur. Bu  
maddenin ilgili bölümlerine göre:  
“Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. …”  
A. AĐHM’deki savunmalar  
1. Bavuran  
28. Bavuran, akademik kurulun tavsiyesine dayalı olan ÖSYM kararının, herhangi bir  
yasal dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmütür. Uygunsuz bir davranısözkonusu  
olmadan sınavı baarıyla geçmiolarak, üniversiteye giriꢀ ꢀartlarını yerine getirmiolduğunu,  
ancak bu konuların idare mahkemeleri tarafından dikkate alınmadığını iddia etmitir.  
29. Hükümet’in, orta öğretim genelindeki baarısızlığına atıfları hakkında, bavuran,  
orta öğretim eğitimini, Türkiye’nin güneydoğu bölgesinde bulunan Diyarbakır’da, bölgede  
iddetin en fazla olduğu dönemde tamamlamıolduğunu ileri sürmütür. Diyarbakır’ın,  
Türkiye’nin diğer bölgelerine kıyasla oldukça geri kalmıbir bölgede bulunduğunu iddia  
etmitir. Ayrıca, öğretim kalitesi de Türkiye’nin diğer kısımlarındaki okullardan oldukça  
üktür, zira, Türkiye’nin güney-doğu bölgesine atanan öğretmenlerin çoğu  
güvenliklerinden endie etmeleri nedeniyle ya baka bir yere atanmayı talep etmiler ya da  
görevden ayrılmılardır. Orta öğretim eğitimi boyunca, öğretmen eksikliğinden dolayı çok  
sayıda ders iptal edilmitir. Savunmasını destekleyici olarak bavuran, o yıl sınav sonuçları  
iptal edilmiolan diğer on sekiz adayla ilgili olarak Hükümet tarafından sunulan bilgiye atıfta  
bulunmutur (bkz. aağıda 35. paragraf). Bu adayların neredeyse tamamı Türkiye’nin doğu  
veya güney doğu bölgelerinden gelmitir.  
30. Bavuran, Devlet’in ona üniversite eğitimi sağlamak konusunda kesin bir  
yükümlülük altında olduğu eklinde bir iddiası olmadığını vurgulamıtır. Bunun yerine, iç  
hukuka uygun olarak eğitim hakkı elde etmiolduğunu ve bu hakkın kanuna aykırı olarak  
ihlal edilmemesi gerektiğini iddia etmitir. Bavuranın görüüne göre, akademik kurulun  
kararı keyfi bir karardır ve 1 No.’lu Protokol’ün 2. maddesinin anlamı dahilinde eğitim  
hakkını ihlal etmitir.  
2. Hükümet  
31. Belçika’da Eğitimde Kullanılan Diller Hakkındaki Kanunların Belli Yönlerine  
Đlikin Dava – Belçika kararına (23 Temmuz 1968 tarihli karar, Seri A no. 6, s. 31, § 3;  
bundan sonra “Belçika Dil Davası” olarak anılacaktır) atıfta bulunan Hükümet, 1 No.’lu  
Protokol’ün 2. maddesinin anlamı dahilinde eğitim hakkının, belli bir zamanda mevcut olan  
eğitim imkanlarından yararlanma hakkını kapsadığını belirtmitir. Hükümet’e göre, bu hak,  
tüm eğitim düzeylerini ilgilendirmektedir. Ancak Hükümet, eğitim hakkı kapsamının,  
ülkeden ülkeye farklılık gösterebileceğini ve gelimelere tabi olduğunu ileri sürmütür.  
Sözlemeye taraf ülkelerden birinde, eğitimin yeni bir dalı veya yeni bir türü sağlanmaya  
5
balanırsa, girikoullarını karılamaları kaydıyla, o ülkedeki insanların buna eriim hakkı  
vardır.  
32. Hükümet, 1974’ten beri, Türkiye’deki yüksek öğretim kurumlarının neredeyse  
tamamının ÖSYM tarafından düzenlenen sınavların sonuçlarına göre öğrenci kabul ettiğini  
bildirmitir. 2547 sayılı Kanun’a uygun olarak kurulan ÖSYM, üniversite sınavlarının  
kurallarını belirlemive adaylara rehberlik sağlamak amacıyla kılavuzlar yayınlamıtır.  
33. Hükümet, Türkiye’de, diğer çoğu ülkede olduğu gibi, yüksek öğretim talebinin  
mevcut kurumların kapasitesini fazlasıyla ağını belirtmitir. ÖSYM, yüksek öğretim  
programlarına öğrenci seçme ve yerletirmede dört faktörü dikkate almıtır. Bu faktörler,  
kontenjan, örneğin her yüksek öğretim programına kabul edilecek azami öğrenci sayısı, aynı  
yüksek öğretim programına girmek isteyen adayların puanlarının sıralaması, adayların yüksek  
öğretim programlarına ilikin kendi tercih ve sıralamaları ve son olarak, yüksek öğretim  
programlarının özel artlarıdır. ÖSYM’nin, adayların sınav salonlarına dağıtımı, bavuru  
formlarının kontrol edilmesi, sınav kağıtlarının iaretlenmesi, puanların hesaplanması ve son  
olarak adayların üniversite programlarına yerletirilmesi gibi ilemlerinin çoğu elektronik  
sistemle yürütülmektedir. Adayın baarısı, esas olarak, sınavlardaki performansına ve bununla  
birlikte lisedeki baarısına dayalı olarak değerlendirilmektedir. Adayların lise not ortalamaları  
ise 0,5 ile çarpılmakta ve sınav puanlarına eklenmektedir.  
34. ÖSYM Kılavuzu’nun 3. bölümü cevapların değerlendirilmesi üzerinedir.  
Kılavuz’un 3. bölümünün 6. maddesi, sınav sırasında bir adayın kopya çektiğinden  
üphelenilmesi durumunda, o aday tarafından verilen cevapların, farklı üniversitelerden gelen  
üç profesörden oluan Akademik Konsey tarafından inceleneceğini öngörür.  
35. Bu davadaki Akademik Konsey, o yıl sınavın ikinci basamağına katılmıolan  
bavuran ve bir grup diğer adayın kopya çekip çekmediklerini saptamak amacıyla, yukarıdaki  
maddeye uygun olarak toplanmıtır. Bavuran da dahil olmak üzere on dokuz adayın çok  
baarılı olmasının açıklaması mümkün değildir, zira, bu adaylar önceki yıllardaki sınavlarda  
kötü sonuçlar almılardır.  
36. Akademik Konsey, ölçme ve değerlendirme bilimi temel ilkesine uygun olarak, bir  
adayın gelecekteki baarısını gösteren en güvenilir göstergenin geçmibaarıları olduğunu  
değerlendirmitir. Bavuranın geçmiperformansını, 1997 yılındaki sınavın ikinci  
basamağındaki baarısıyla karılatıran akademik kurul, 1997 yılındaki sınavın birinci ve  
ikinci basamağı arasındaki kısa süre dolayısıyla, bavuranın çok baarılı olmasının  
açıklanmasının mümkün olmadığı kararına varmıtır. Akademik Konsey kararı, ayrıca, 10  
üzerinden 5.31 olan diploma notuyla orta öğretimde baarılı bir öğrenci olmamıolan  
bavuranın, 1994 ve 1996 yılları arasındaki üniversiteye girisınavlarını geçememiolduğu  
gerçeğini dikkate almıtır. 1997 yılında, bavuran, ancak sınavın ikinci basamağına girmesini  
sağlamaya yetecek kadar puan almıtır.  
37. Hükümet, bavuranın davasında yürütülen değerlendirmenin, ÖSYM’nin,  
üniversiteye girisınavlarının adaletli oluunu sağlamak ve baarı olasılığı en yüksek olan  
öğrencileri uygun yüksek öğretim programlarına seçmek ve yerletirmek eklindeki temel  
görevi çerçevesinde yapılmıolduğunu AĐHM’nin gözönünde bulundurmasını talep etmitir.  
Bavuranın sınav sonuçları iptal edilmiolmasaydı, en baarılı öğrenciler arasında olurdu ve  
böylece ilk tercihlerinden birine kaydolmaya hak kazanırdı. Bu durum, diğer öğrenciler  
6
arasında huzursuzluğa sebep olurdu, zira, lisede baarılı bir öğrenci olmamıolan bavuranın  
üniversiteye girmeyi nasıl baardığına dair üpheler oluurdu.  
38. Hükümet’e göre, ÖSYM, öğrencilerin adaletli olarak yerletirilmesini gözönünde  
tutarak, bavuranın üniversite eğitimine eriimini reddetme yetkisini kullanmıtır. Hükümet,  
Mason ve van Zon – Hollanda davasına (28 Eylül 1995 tarihli karar, Seri A no. 327-A, § 51)  
atıfta bulunarak, ÖSYM’nin bu konuda çok geniyetkiye sahip olduğunu ileri sürmütür, öyle  
ki, üniversiteye kabul edilmeye ilikin mevcut bir hak kanunda tanınmamıtır.  
39. Hükümet, bavuranın, ÖSYM tarafından belirlenen, üniversiteye giriꢀ ꢀartlarını  
karılamaolduğu ve dolayısıyla eğitim hakkının reddedilmemiolduğu kararına varmıtır.  
B. AĐHM’nin değerlendirmesi  
1. 1. No.’lu Protokol’ün 2. maddesinin uygulanabilirliği  
40. AĐHM, bavuranın, ilgili girisınavlarından sonra, tercih ettiği bir üniversiteye  
girmek için gerekli puanı almıolduğu gerçeğine rağmen üniversiteye giriyapamadığı  
konusunda tarafların anlağını gözlemler.  
41. AĐHM, ayrıca, 1 No.’lu Protokol’ün 2. maddesindeki güvencelerin, Avrupa  
Konseyi’ne üye Devlet’lerdeki mevcut yüksek öğretim kurumlarında geçerli olduğunun  
tartıma konusu olmadığını gözlemler. Bu ilkeyi, son dönemdeki kararlardan Leyla ahin –  
Türkiye kararında ([BD], no. 44774/98, [BD], §§ 134-142, AĐHM 2005-…) teyit etmi, bu  
kararda, belirli bir zamanda mevcut herhangi bir yüksek öğretim kurumuna eriimin, 1 No.’lu  
Protokol’ün 2. maddesinin ilk cümlesinde ortaya konan hakkın ayrılmaz bir parçası olduğu  
kararını vermitir.  
2. Akademik kurulun, bavuranın sınav sonuçlarını iptal etme yetkisi var mıdır?  
a. Hükümet  
42. Hükümet’e göre, akademik kurul, bavuranın sınav sonuçlarını iptal etme kararını,  
ÖSYM Kılavuzunun 3. Bölümünün 6. maddesine dayandırmıtır. Bu madde, sınav sırasında  
bir adayın kopya çektiğinden üphelenilmesi durumunda, o aday tarafından verilen  
cevapların, farklı üniversitelerden gelen üç profesörden oluan Akademik Konsey tarafından  
incelenmesini öngörür. ÖSYM’nin, ayrıca, üniversiteye girisınavlarının ve öğrencilerin  
seçilmesi ve yerletirilmesinin adaletli oluunu sağlamaya dair genel bir yükümlülüğü vardır.  
Hükümet, sözkonusu yükümlülüklerin ıığında ÖSYM’nin bu konuda çok geniyetkiye sahip  
olduğu sonucuna varmıtır, öyle ki, üniversiteye kabul edilmeye ilikin mevcut bir hak  
kanunda tanınmamıtır (bkz. yukarıda 38. paragraf).  
b. Bavuran  
43. Bavuran, ilgili iç mevzuata uymuolarak, üniversiteye girihakkını elde etmiꢀ  
olduğunu, ancak, eğitim hakkının keyfi ve haksız olarak reddedildiğini iddia etmitir.  
7
c. AĐHM  
44. AĐHM, Belçika Dil Davası’nda, 1 No.’lu Protokol’ün 2. maddesinin ilk cümlesi  
tarafından güvence altına alınan eğitim hakkının, “doğası gereği, Devlet tarafından, bireylerin  
ve toplumun kaynakları ve ihtiyaçları doğrultusunda yer ve zamana göre değiiklik  
gösterebilecek, bir düzenleme gerektirdiği”ne karar vermitir. “Böyle bir düzenlemenin, asla  
eğitim hakkının esasına zarar vermemesi veya AĐHS’de yer alan diğer haklarla çelimemesi  
gerektiği aikardır” (yukarıda anılan, Belçika Dil Davası, § 5).  
45. AĐHM, balangıçta, bavuranın, giriꢀ ꢀartlarına itiraz etmediğini, ancak, o artları  
karılamıolduktan sonra kazanmıolduğu hakkın keyfi olarak reddedildiğini ileri sürdüğünü  
gözlemler.  
46. AĐHM’ye göre, ÖSYM’nin, adayların baarılı olmalarına bir açıklama getirememe  
gerekçesiyle onların sınav sonuçlarını iptal etme yetkisi için, Hükümet, herhangi bir yasal  
dayanak gösterememitir. AĐHM, böyle genibir yetki tanıyan herhangi bir yasal dayanağın,  
AĐHS’de belirtilen demokratik toplumun temel ilkelerinden biri olan hukukun üstünlüğü ile  
uyumayan (bkz. Hasan ve Chaus – Bulgaristan [BD], no. 30985/96, § 84, AĐHM 2000-XI)  
veya eğitim hakkının esasına zarar veren (bkz. aağıda 55. paragraf), yasal belirsizlik  
yaratabileceğine karar verir.  
47. AĐHM bu durumda sınav sırasında kopya çekerken yakalanan bir adayın sınav  
sonuçlarının iptal edilmesinin, ÖSYM’nin takdirine bırakılan bir mesele değil, Merkez’in  
görevlerinden biri olduğunu vurgular. Bu bakımdan, Akademik Konsey’in veya idari  
Mahkemeler’den herhangi birinin, sözkonusu davada bavuranın uygunsuz bir davranıta  
bulunduğunu kanıtlayamamıolması dikkate değerdir.  
48. AĐHM, Türkiye’de düzenlenen üniversiteye girisınavlarında adayların sınav  
sonuçlarının, çok dikkatli bir biçimde, yetkili makamların sınav kağıtlarını kiisel görülerine  
göre iaretleyerek bilgisayarlı sistemin sonuçlarını değitirmelerine olanak vermeyecek  
ekilde hesaplandığını gözlemler. ÖSYM düzenlemelerinin açık üslubu, iyi niyetli (bona fide)  
bir öğrencinin, sınavda, girmek istediği üniversite için gerekli puanı alarak bu üniversiteye  
girmesinin gerçekleeceğine ilikin meru bir beklenti içine girmesine izin verir. Diğer bir  
deyile, kanunun bir üniversiteye kabul etme koullarını ortaya koyduğu ve bir adayın, bu  
koulları gerçekletirdiği durumlarda, sözkonusu üniversiteye kabul edilme hakkını kazanmıꢀ  
olur (bkz., mutatis mutandis, De Moor/Belçika, 23 Temmuz 1994 tarihli karar, A Serisi no.  
292-A, sayfa 15, § 43).  
49. AĐHM, ÖSYM’nin düzenlemelerinin, idari makamların, Sözleme tarafından  
korunma altına alınmıbir hak olan eğitim hakkına keyfi olarak müdahale etmelerine karı  
yasal bir koruma sağladığı kanısındadır. Bu nedenle, idari makamların sözkonusu  
düzenlemeleri gözardı etmeleri durumunda, yasal koruma zarar görecektir.  
50. Bavuranın kopya çektiğine dair bir kanıt – veya bu hususta aleyhine yöneltilen  
açık bir suçlama – olmadığını ve 1997 senesinde düzenlenen sınava dersaneye giderek  
hazırlanmıolduğu açıklamalarına da itiraz edilmediğini gözönüne alan AĐHM, bavuranın  
iyi sonuçlar almasının açıklanamaz olduğuna dair Akademik Konsey tarafından varılan  
sonucun, savunulması mümkün olmadığı kanısındadır. Bu nedenle, AĐHM, yerel  
Mahkemelerce onanan bavuranın sınav sonuçlarını feshetme kararının, yasal ve makul bir  
temele dayanmadığı ve keyfi olarak varılmısonuçlar doğurduğu kanısına varır.  
8
51. Yukarıda kaydedilenler ıığında AĐHM, ÖSYM’nin, Akademik Konsey’in  
tavsiyesine dayanarak bavuranın sınav sonuçlarını feshetmesinin, bavuranın eğitim hakkını  
reddetmek olduğu sonucuna varır.  
52. Sonuç olarak AĐHS’nin 1 No.lu Protokol’ünün 2. maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
53. AĐHS’nin 41. maddesi aağıda kaydedilmitir:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun  
bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Maddi Zarar  
54. Bavuran, ailesinin özel ders ücreti ve geçim masrafları için ödediği meblağı talep  
etmitir: kurs ücreti için 2.000 Euro, ve ikametgah, yol, kitap masrafları gibi geçim masrafları  
için ayrıca 2.000 Euro.  
55. Hükümet, bavuranın iddiasını destekleyecek bir kanıt sunmadığını ileri sürmütür.  
Ayrıca, “artlara bağlı kazançlar” için yapmıolduğu taleplere itiraz etmive AĐHM’nin bu  
talepleri reddetmesini istemitir.  
56. AĐHM, bavuranın maddi tazminat taleplerinin, – Hükümet tarafından öne  
sürülolduğu gibi – kazanç kaybına ilikin değil, özel hazırlık kursları alırken yapmıꢀ  
olduğu masraflara ilikin olduğunu gözlemler. Ancak AĐHM, AĐHS’nin ihlaline neden olduğu  
sonucuna varılan konu ile – eğitim hakkının reddedilmesi – bavuran tarafından ileri sürülen  
maddi zarar arasında nedensel bir bağ görmemektedir. Sonuç olarak, bavuranın maddi  
tazminat talebini reddeder.  
B. Manevi Zarar  
57. Bavuran, sınav sonuçlarının yalnızca Türkiye’deki en prestijli üniversitelerden  
birine girmeyi planladığı sırada iptal edilmiolduğunu belirtmitir. Bu durum kendisinde ok  
etkisi yaratmıtır ve psikolojik sorunlar yaamıtır. Sonuç olarak, çekmiolduğu sıkıntı için  
toplam 100.000 Euro talep etmitir.  
58. Hükümet, bavuranın AĐHS usullerinden kar sağlamaya çalığı kanısındadır.  
Avukatı, kazanç elde etme amacına dönütürerek Sözleme usullerini kötüye kullanmıtır.  
59. AĐHM, ÖSYM’nin uygulamasının bavuranın sıkıntıya girmesine neden olduğu  
kanısındadır. Bu nedenle, bir tazminat ödenmesinin adil olduğu sonucuna varır. AĐHM,  
bavurana toplam 5.000 Euro ödenmesinin adil olacağı kararına varır.  
C. Mahkeme Masrafları  
60. Bavuran, davayı açarken yapmıolduğu masraf ve harcamalar için toplam 2.755  
Euro tazminat talep etmitir. Bu meblağ; avukatlık ücreti için 2.400 Euro’yu, çeviri ve  
9
yazıma masrafları için 355 Euro’yu kapsamaktadır. Taleplerini destekleyici nitelikte bir  
masraf listesi sunmutur.  
61. Bavuran ayrıca yerel mahkemelerdeki davalar sırasında avukatına ödemede  
bulunmak ve ikayetlerini yerel Mahkemeler huzurunda sunmak üzere yaptığı masraflar için  
toplam 6.000 Euro harcamıolduğunu ileri sürmütür.  
62. Hükümet, yalnızca gerçekten yapılmımasrafların tazmin edilebileceğini ve  
sözkonusu tazmin için, tüm masraf ve harcamaların, bavuran ve avukatı tarafından  
listelenmesi gerektiğini belirtmitir. Đddia edilen masraflar için bavuranın vekili tarafından  
hiçbir makbuz ya da belgenin sunulmamıolduğunu da ileri sürmütür. Son olarak,  
bavuranın avukatınca AĐHS ilemleri için harcanmıolduğu iddia edilen süre makul değildir.  
63. Hükümet, bavuranın yerel davalar süresince yapmıolduğu masraf ve harcamalar  
hususundaki taleplerinin, adil bir değerlendirmeden fazlasına olanak verecek kadar kesinlikte  
olmadığı, sözkonusu dava ilemleri hususunda talep edilen miktarların, kısmen AĐHS  
huzurunda görülen davalar çerçevesinde esasa ilikin olmayan meselelere, kısmen gerekli  
olmayan ilere ilikin olduğu kanısındadır. Saatlik ücret, AĐHS ilemleri için kabuledilebilir  
olsa da, dava ilemleri için haddinden fazladır.  
64. AĐHM, bavuran tarafından AĐHS ilemleri için talep edilen masraf ve harcama  
iddialarının, makul olduğu sonucuna varmıtır.  
65. Dava ilemleri için yapılmımasraf iddialarına ilikin AĐHM, bavuranın avukatı  
tarafından bu meseleye ilikin harcanmıolan saatleri gösteren hiçbir detayın ya da masraf  
listesinin sunulmamıolduğunu gözlemler. Bu nedenle, 6.000 Euro’luk masrafın, gerektiği  
için veya mantıklı olarak yapılıp yapılmadığını değerlendiremez.  
66. AĐHM, AĐHS’nin ihlal edilmiolduğunu tespit etmesi durumunda, ihlalin  
önlenmesi veya tazmini için bavuranın yerel Mahkemeler huzurunda yapmıolduğu masraf  
ve harcamaların karılanmasına ilikin bir karara varabileceğini hatırlatır (bkz. Société Colas  
Est ve Diğerleri/Fransa, no. 37971/97, § 56, ECHR 2002-III, ve orada kaydedilen davalar).  
Sözkonusu davada, Türkiye’deki davalar bavuranın, yüksek eğitim hakkına ilikindir ve  
bavuran, 27 Ağustos 1997 tarihinde Yüksek Đdari Mahkeme’ye bavurduğu zaman davaların  
balangıcında sözkonusu hakka değinmitir.  
67. Yukarıda kaydedilenler ıığında ve yerel dava ilemlerine ilikin detaylı bir masraf  
ve harcama listesi mevcut değilken adil temellere dayanarak karar veren AĐHM, bavurana  
yerel ve AĐHM huzurundaki davalarda yaptığı masraf ve harcamalar için toplam 5,000 Euro  
ödenmesine karar vermitir.  
D. Gecikme Faizi  
68. Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uygulağı faiz oranının üç puan fazlası uygulanacaktır.  
YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM  
1. Bire karı altı oyla, AĐHS’nin 1 No.lu Protokolü’nün 2. maddesinin ihlal edilmiolduğuna,  
10  
2. Bire karı altı oyla  
(a) sorumlu Devlet’in, kararın AĐHS’nin 44 § 2 Maddesi’ne göre kesinletiği tarihten  
itibaren üç ay içerisinde bavurana, ödeme tarihinde uygulanan kur üzerinden Yeni Türk  
Lirası’na çevrilmek üzere 5.000 Euro (bebin Euro) manevi tazminat ve buna ek olarak  
uygulanabilecek her türlü vergiyi ödemesine,  
(b) masraf ve harcamalar için sorumlu Devlet’in sözkonusu üç ay içerisinde bavurana,  
ödeme tarihinde uygulanan kur üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere ödenebilecek her  
türlü katma değer vergisi ile birlikte 5.000 Euro’dan (bebin Euro) adli yardım olarak verilen  
630 Euro (altı yüz otuz Euro) düülerek ödemesine,  
(c) yukarıda sözü edilen üç aylık sürenin bitiminden ödeme gününe kadar, Avrupa Merkez  
Bankası’nın gecikme süresince uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle oluacak  
faiz oranı üzerinden basit faizin yukarıdaki miktarlara uygulanmasına karar vermi,  
3. Bavuranın, adil tazmin talebinin kalan kısmını oybirliğiyle reddetmitir.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3.  
maddeleri uyarınca 7 ubat 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
S. DOLLÉ  
J.-P. COSTA  
Yazı Đꢀleri Müdürü  
Bakan  
11