yardımı almaksızın kendini suçlayıcı ifadelerde bulunması ve söz konusu ifadelerin
mahkumiyeti için kullanılması halinde, savunma hakları prensip olarak telafi edilemez bir
ꢀekilde zarar görür (ibid).
Söz konusu davada, baꢀvuranın mahkumiyeti, gözaltına bulunduğu sırada avukat
yardımı almaksızın TKEP-L lideri olduğunu itiraf ettiği ifadesine dayandırılmıꢀtır. Ancak,
baꢀvuran, ceza yargılamasının sonraki bütün safhalarında söz konusu ifadesini geri almıꢀtır.
Olayların yaꢀandığı sırada yürürlükte olan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 247.
maddesine göre polise veya Cumhuriyet Savcısı’na verilen ifadeler, eğer söz konusu
ifadelerin içinde bulunduğu sorgu kayıtları delil olarak kabul ediliyorsa, hakim önünde tekrar
edilmelidir. Söz konusu hükme rağmen, ilk derece mahkemesi baꢀvuranın itirafını delil olarak
kabul etmiꢀ ve baꢀvuranın mahkumiyetini bu ifadeye dayandırmıꢀtır. AĐHM’ye göre, söz
konusu tespit, AĐHS’nin 6/1 maddesi ile bağlantılı olarak 6/3(c) maddesinin ihlal edildiği
sonucuna varmak için tek baꢀına yeterlidir.
Bu sonuca rağmen, AĐHM, AĐHS’nin 6. maddesi ile güvence altına alınan adil
yargılanma ꢀartlarının diğer ihlallerini incelemenin uygun olacağı kanaatindedir. AĐHM, ilk
derece mahkemesinin, baꢀvuranın itirafının iki delil grubuyla desteklendiği kanaatine
vardığını gözlemlemektedir. Đlk delil grubu, diğer sanıkların, yine avukat yardımı olmaksızın,
aynı gözaltı sürecinde polise verdiği ifadelerden oluꢀmaktadır. Đkinci delil grubu ise
TKEP/L’nin üst örgütü olan TKEP’ye üye olmaktan yargılanan kiꢀilerce farklı ceza
mahkemeleri önündeki duruꢀmalar sırasında verilen ifadelerden oluꢀmaktadır.
Đlk delil grubuyla ilgili olarak, AĐHM, baꢀvuranla birlikte yargılanan diğer sanıkların,
gözaltındaki sorguları sırasında verdikleri ifadeleri sonradan geri aldıklarını ve bunun
sonucunda, ilk derece mahkemesinin, aleyhlerinde baꢀka herhangi bir delil bulunmadığını
belirterek sanıkları serbest bıraktığını gözlemlemektedir. Bununla birlikte, ilk derece
mahkemesi, baꢀvuranla birlikte yargılanan diğer sanıkların ifadelerinin baꢀvuranın itirafını
doğruladığı sonucuna varırken, sanıklar tarafından ifadelerin geri alındığını göz önünde
bulundurmamıꢀtır.
Đkinci delil grubuyla ilgili olarak, AĐHM, bütün delillerin duruꢀmada sanığın önünde
gösterilmesi gerektiğini hatırlatır. Adil yargılama, sanığın haklarına saygı gösterilmesini
gerektirmektedir. Söz konusu haklar, kural olarak, sanığın, ifadesini verdiği sırada ya da
yargılamanın daha sonraki aꢀamalarında, aleyhinde ifade veren tanığa itiraz etmesi veya
sorular sorması için yeterli ve uygun bir fırsatın verilmesini gerektirmektedir (Isgrò / Đtalya, A
Serisi no. 194-A; Lucà / Đtalya, no. 33354/96). Bunun tabii sonucu olarak, bir mahkumiyetin
sadece veya belirleyici ölçüde, sanığın soruꢀturma veya yargılama aꢀamasında sorgulama
veya sorgulatma imkanı bulamadığı bir kimsenin beyanlarına dayanması halinde, sanığın
hakları AĐHS’nin 6. maddesinin sağladığı güvencelerle bağdaꢀmayacak ölçüde kısıtlanmıꢀ
olur (Sadak ve Diğerleri / Türkiye, no. 29900/96).
AĐHM, Savunmacı Hükümet tarafından da kabul edildiği üzere, farklı duruꢀmalarda
verilen ifadelerin baꢀvuran aleyhinde kullanıldığını gözlemlemektedir. Bu husus, ilk derece
mahkemesinin kararında açıkça görülmektedir. Ayrıca, baꢀvuranın ilk derece mahkemesinden
en az iki kez talepte bulunmasına rağmen, farklı ceza mahkemeleri önünde baꢀvuran
aleyhinde ifade veren kiꢀiler, baꢀvuranın ilk derece mahkemesi önündeki duruꢀmasına
çağrılmamıꢀlardır.
11