AĐHM, bireysel baꢀvurudan ileri gelen bir davada, genel koꢀulları unutmadan, mümkün
olduğu kadar, kendisine baꢀvurusu yapılan somut duruma iliꢀkin olarak ortaya çıkan
problemleri incelemekle yetinmesi gerektiğinin altını çizmektedir (bakınız, diğerleri
arasından, Đtalya aleyhine Guzzardi davası, 6 Kasım 1980, prg. 88, seri A no 39, ve Birleꢀik
Krallık aleyhine Young, James ve Webster davası, 13 Ağustos 1981, prg. 53, seri A no 44). Bu
nedenle, mevcut davada, yer değiꢀtirme kararının mevcut haliyle yerindeliğini değerlendirmek
AĐHM’nin görevi değildir. AĐHM’nin amacı, böyle bir kararın, baꢀvuranın AĐHS’nin 11.
maddesi bakımından sendikal faaliyetler yürütme hakkı üzerindeki sonuçlarını incelemektir
(Türkiye aleyhine Metin Turan davası, no 20868/02, prg. 28, 14 Kasım 2006).
Mevcut davada AĐHM, ilk olarak, baꢀvuranın üyesi olduğu sendikanın yönetim kurulunun
7 Aralık 1998 tarihinde aldığı kararda, üyelerini özellikle çalıꢀma ꢀartlarına itiraz etmek
amacıyla eylem yapmaya çağırdığını kaydetmektedir. AĐHM, ikinci olarak, valiliğin bu
eylemin yasadıꢀı silahlı bir terör örgütünü desteklemek amacını taꢀıdığına kanaat getirerek,
ilgili bakanlıktan servisteki diğer çalıꢀanlara da örnek olması açısından baꢀvuranın
cezalandırılarak baꢀka bir bölgeye tayin edilmesini talep ettiğini ve bakanlığın da bu talebe
olumlu yanıt verdiğini gözlemlemektedir. AĐHM, üçüncü olarak, sendikanın sözkonusu
eyleminin yasadıꢀı silahlı bir terör örgütünü desteklemek amacını taꢀıdığı yönündeki
suçlamaların ceza mahkemeleri tarafından kesin olarak reddedildiğini not etmektedir. Oysa,
idarenin baꢀvuran hakkında tamamen bu suçlamalara dayanarak aldığı tayin kararı, ceza
mahkemelerinin beraat kararı vermesinden sonra davaya bakan idare mahkemelerince de
düzeltilmemiꢀtir.
Bu nedenle AĐHM, baꢀvuranın ihtilaflı kararın sendikal faaliyetler çerçevesinde yürütülen
bir eyleme katıldığı için cezalandırıldığı yönündeki tezini yeterince ve ikna edici bir ꢀekilde
desteklediği kanaatine varmaktadır. Baꢀvuranın statüsünün, ilke olarak, kamu hizmetinin
gereksinimleri doğrultusunda, baꢀka bir göreve yada baꢀka bir ꢀehre gönderilme imkanını
öngörmesi birꢀey değiꢀtirmez, zira idare bu tayini kamu hizmetinin iyi yönetilmesi gibi meꢀru
bir amaçla değil, AĐHS’nin 11. maddesinde yasaklanan farklı bir hedefe ulaꢀmak için
gerçekleꢀtirmiꢀtir (bakınız, aynı yönde, Türkiye aleyhine Metin Turan davası, no 20868/02,
prg. 30, 14 Kasım 2006 ; bakınız, karꢀı yönde, Akat, ilgili bölüm, prg. 42, Türkiye aleyhine
Bulğa ve diğerleri davası, no 43974/98, prg. 73, 20 Eylül 2005, Türkiye aleyhine Ertaꢀ Aydın
ve diğerleri davası, no 43672/98, prg. 51, 20 Eylül 2005, Türkiye aleyhine Kazım Ünlü davası,
no 31918/02, prg. 30, 6 Mart 2007, ve Türkiye aleyhine Ademyılmaz ve diğerleri davası, no
41496/98, 41499/98, 41501/98, 41502/98, 41959/98, 41602/98 ve 43606/98, prg. 41, 21 Mart
2006). AĐHM, buradan yola çıkarak baꢀvuranın tayin kararının demokratik bir toplumda
gerekli olmadığı ve dernek kurma özgürlüğüne aykırılık teꢀkil ettiği kanaatine varmaktadır.
Dolayısıyla, AĐHS’nin 11. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 8. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, AĐHS’nin 8. maddesinin iki yönden ihlal edildiğini iddia etmektedir. Đlk olarak,
baꢀvuran baꢀka ꢀehre tayin edilmesi dolayısıyla eꢀi ve çocuklarından uzakta yaꢀamak zorunda
kaldığından ꢀikâyetçi olmakta, ikinci olarak ise bu durumun sağlığının bozulmasına neden
olduğunu ileri sürmektedir.
Hükümet, ꢀikâyetin ilk yönüyle ilgili olarak, baꢀvuranın ailesiyle tekrar birlikte yaꢀamasına
bir engel bulunmadığını savunmaktadır. Öte yandan Hükümete göre, iꢀin mahiyetine ve
personel eksikliğini giderme ihtiyacına bağlı olarak tayinlerin sık sık gerekli olduğu bir kamu
5