A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet AİHS’nin 35 § 1. maddesinde öngörülen altı aylık süre kuralına uyulmadığı
için AİHM’den, DGM’nin yapısına ilişkin şikayeti reddetme talebinde bulunmaktadır.
Hükümet, DGM’nin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olduğuna ilişkin şikayet hakkında
verilen iç nihai kararın, yine aynı Mahkeme tarafından verildiğini belirtmektedir. Bu itibarla
Hükümet, olayların meydana geldiği dönemde DGM’lerin yapısı ulusal yasalardan
kaynaklandığı için, ne DGM’nin ne de Yargıtay’ın sözkonusu şikayet hakkında hüküm verme
yetkisinin bulunmadığını savunmaktadır. Sonuç olarak Hükümet, başvuranın başvurusunu, iç
hukuk yollarının etkisiz olduğunu fark ettiği andan itibaren, yani DGM’nin 8 Haziran 1999
tarihinde kararını açıkladığı tarihten itibaren altı ay içinde yapmış olması gerektiğini ileri
sürmektedir. Oysa başvuru 2 Ağustos 2000 tarihinde yapılmıştır.
AİHM benzer bir itirazı Özdemir-Türkiye (no: 59659/00, § 26, 6 Şubat 2003)
davasında reddettiğini hatırlatır. Mahkeme önceki kararından ayrılmasını gerektirecek hiçbir
gerekçe görmediğinden Hükümet’in bu itirazını reddetmiştir.
AİHM, içtihatlarından doğan kriterler ışığında (Bkz., Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998,
Derleme Hükümler ve Kararlar 1998-VII) ve elindeki mevcut unsurların tümü gözönüne
alındığında başvurunun esastan incelenmesi gerektiği kanaatine varmıştır. AİHM başvuruda
bunun dışında hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile karşılaşılmadığını tespit etmiştir.
B. Esas hakkında
AİHM daha önce buna benzer şikayetlerin dile getirildiği birçok dava incelediğini ve
bunların AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali yönünde sonuçlandığını ortaya koymaktadır (Bkz.
adıgeçen Özel, § § 33-34, ve Özdemir-Türkiye no:59659,§§ 35-36, 6 Şubat 2003).
AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak
hiçbir olgu ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. AİHM, ulusal yasalarda öngörülen ve
cezalandırılan suçlardan ötürü Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanan başvuranın,
aralarında asker kökenli bir hakimin yer aldığı mahkeme önüne çıkma konusunda endişe
duymasının anlaşılabilir olduğu kanısındadır. Dolayısıyla başvuran, Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nin davanın gerekçesine yabancı mülahazalar ışığında sebepsiz bir yargı kararı
almasından haklı olarak kaygı duymaktadır. Bu nedenle başvuranın, bu yargı merciinin
tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin, nesnel bir biçimde haklı gerekçelere
dayandığı kabul edilebilir (Incal –Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Derleme 1998-IV, s.
1573, § 72).
AİHM, başvuranları yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin
AİHS’nin 6 § 1. maddesinde öngörülen bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taşımadığı
sonucuna varmıştır.
II. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Maddi ve Manevi Tazminat