Hükümet, dava konusu makaleler halkı kine ve düꢀmanlığa sevk ettiğinden, Türk
toplumu içerisinde yer alan çeꢀitli guruplar arasında düꢀmanlığa neden olduğundan ve
özellikle de Türkiye’nin güneydoğusunda hüküm süren durum nedeniyle baꢀvuranın
mahkumiyetinin demokratik bir toplumda gerekli olduğunu belirtmektedir.
AĐHM, geçmiꢀte mevcut davada olduğu gibi birçok davada ortaya çıkan benzer
sorunları irdelemiꢀ ve AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıꢀtır (Bkz.
Özellikle Ceylan-Türkiye, no: 23556/94, Öztürk-Türkiye, no: 22479/93, Đbrahim Aksoy-
Türkiye, Karkın-Türkiye, no: 43928/98, 23 Eylül 2003 ve Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95,
2 Ekim 2003).
AĐHM, içtihat kararları ıꢀığında mevcut davayı incelemiꢀ ve Hükümet’in, sözkonusu
davayı farklı bir sonuca ulaꢀtıracak hiçbir tespit ve delil sunmadığına kanaat getirmiꢀtir.
AĐHM, makalelerde kullanılan ifadelere ve yayınlandıkları dönemdeki özel bağlama önem
vermiꢀtir. Bu nedenle, incelemesine sunulan davanın koꢀullarını ve özellikle terörle
mücadeleye bağlı zorlukları gözönünde bulundurmuꢀtur (Bkz. Đbrahim Aksoy, 9 Haziran 1998
tarihli Incal-Türkiye kararı, Derleme Kararlar ve Hükümler).
Dava konusu makalelerde Devlet’in Kürt sorunu ile ilgili politikası ağır bir ꢀekilde
eleꢀtirilmiꢀtir.
AĐHM, DGM’nin dava konusu makalelerin Türkiye’nin toprak bütünlüğünü
parçalamaya yönelik ayrılıkçı ifadeler içerdiğine kanaat getirdiğini tespit etmektedir.
Ulusal Mahkemelerin karar gerekçelerini inceleyen AĐHM, bu gerekçelerin baꢀvuranın
ifade özgürlüğü hakkına müdahale edilmesini haklı çıkarmak için baꢀlı balına yeterli
olmadığına kanaat getirmektedir (Bkz. mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4), no: 24762/94,
8 Temmuz 1999 tarihli karar). Bununla ilgili olarak AĐHM’nin gözünde, her ne kadar dava
konusu makaleler saldırı niteliğinde olsa da, ꢀiddete baꢀvurulmasını, silahlı direniꢀi, isyanı
teꢀvik etmemiꢀ ve halkı kine teꢀvik etmemiꢀtir ve bu durum AĐHM’nin gözünde dikkate
alınması gereken temel unsurdur (Bkz., a contrario, Sürek-Türkiye (no:1), no: 26682/95, ve
Gerger-Türkiye, no: 24919/94, 8 Temmuz 1999).
AĐHM, müdahalenin orantılı olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğinde baꢀvurana
verilen cezaların cinsi ve süresinin de değerlendirmeye alınması gereken unsurlar olduğunu
tespit etmektedir.
AĐHM, DGM tarafından baꢀvurana verilen cezaların ertelenmesi hususunu belirten
Hükümet’in görüꢀüne katılmamaktadır. AĐHM, müdahalelerin orantılı olup olmadığı yönünde
bir değerlendirme yapıldığında müdahale teꢀkil eden tedbirlerin azaltılması hususunun
değerlendirmeye alınması gereken unsurlardan biri olduğu hususunu kabul etmektedir. Fakat
baꢀvuran lehine alınacak olan bir karar veya tedbir ancak, ulusal mahkemelerin AĐHS’nin
ihlal edildiğini tespit etmeleri ve ihlali telafi etmeleri durumunda baꢀvuranın “mağdur” sıfatını
prensip olarak ortadan kaldırmaktadır (Bkz., diğerler arasında, mutatis mutandis, Erdoğdu-
Türkiye, no: 25723/94, ve Öztürk).
Mevcut davada AĐHM, baꢀvuranın, aleyhinde verilen cezanın ertelenmesinin
öngörüldüğü kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl boyunca, sorumlu yazı iꢀleri
müdürü sıfatıyla baꢀka bir suç iꢀlememesi halinde bu ertelemeden faydalanabileceğini not
4