COUNCIL  
AVRUPA  
OF E U R O P E  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÜÇÜNCÜ DAĐRE  
MUSLUOĞLU1 VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE  
(B a vuru no. 50948/99)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
14 Haziran 2007  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44 § 2. Maddesi’nde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek  
olup, ekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
Kararın bu hali, Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 81. Maddesi uyarınca 09.07.2007 tarihinde  
düzeltilmitir.  
1 Bavuranın “Musluoğlu” olarak yazılan soyadı düzeltilmitir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Davanın nedeni, Jale Musluoğlu1, Hüseyin Üçpınar, Makbule Tireli, Sabih Üçpınar, Enver  
Öztürk ve Enver Kemal Üçpınar adındaki altı Türk vatandaının (“bavuranlar”), Đnsan  
Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına Đlikin Sözleme’nin (“AĐHS”) 34.  
Maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne  
(“AĐHM”) 20.07.1999 tarihinde yapmıoldukları 50948/99 no’lu bavurudur.  
Bavuranlar Đzmir Barosuna bağlı avukat H. Üçpınar tarafından temsil edilmilerdir.  
AĐHM, 09.03.2006 tarihinde bavurunun Enver Kemal Üçpınar ile ilgili kısmının kayıttan  
ürülmesine, geri kalan bebavuranla ilgili bavuruyu Hükümet’e bildirmeye ve AĐHS’nin  
29 § 3. Maddesi’ni uygulayarak, bavurunun kabuledilebilirliğiyle esaslarını beraber  
incelemeye karar vermitir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN AYRINTILARI  
Bavuranlar sırasıyla 1929, 1931, 1927, 1935 ve 1940 doğumludurlar. Jale Musluoğlu  
Ankara’da, Hüseyin Üçpınar, Makbule Tireli ve Sabih Üçpınar Muğla’da, Enver Öztürk ise  
Denizli’de ikamet etmektedirler.  
Bavuranlar, Muğla’nın Milas ilçesinde bulunan 1416 parsel no.lu 330.000 metrekare  
yüzölçümlü taınmaz malın sahibidirler.  
Bölgede antik ehir Bargylia’nın kalıntılarının bulunması üzerine, taınmaz mal,  
14.10.1978 tarihinde, Kültür Bakanlığı’na bağlı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek  
Kurulu tarafından birinci derece sit alanı ilan edilmitir. Ardından, 1710 Sayılı Eski Eserler  
Kanunu uyarınca, bu bölgede bina ina etmek yasaklanmıtır.  
24.06.1987 tarihinde 3386 Sayılı Kanun, 08.02.1990 tarihinde ise 20427 Sayılı  
Yönetmelik yürürlüğe girmitir. Bu Kanun ve Yönetmeliğe göre, kesin inaat yasağı getirilen  
korunması gerekli taınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu SĐT alanlarındaki  
taınmaz mallar, Hazineye ait taınmaz mallar ile değitirilebilirler.  
Bavuranlar, 17.07.1987 tarihinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bavurmular,  
taınmazlarının, Muğla’da Hazine’ye ait iki parsel taınmazla takas edilmesini talep  
etmilerdir.  
Bu talep, 02.05.1988 tarihinde, bavuranların talep ettiği taınmazlardan birinin takasa  
elverili olmadığı gerekçesiyle reddedilmitir.  
Jale Musluoğlu, 1990, 1993, 1995 ve 1997 yıllarında, 1416 parsel no.lu arsanın sahipleri  
adına dilekçe verip, taınmazlarının Hazine’ye ait taınmazla takas edilmesi taleplerini  
yinelemitir. Đlgili makamlar 1997 yılına dek bir giriimde bulunmamıtır.  
Bavuranlar, 11.11.1997 tarihinde ilgili makamlarla 1416 parsel no.lu taınmazlarının  
Hazine’ye ait diğer taınmazlarla takas edilmesi konusunda anlamaya varmılardır. Ancak  
Maliye Bakanlığı anlamayı uygun görmemitir.  
Jale Musluoğlu, 10.07.1998 tarihinde, Maliye Bakanlığı’na bir dilekçe sunmu, ancak  
dilekçesine herhangi bir yanıt alamamıtır.  
Bavuranlar, 03.11.1998 tarihinde, Ankara Đdare Mahkemesi’nde dava açmılardır.  
Bakanğın 11.11.1997 tarihinde anlamayı uygun görmemesinin itiraz anlamına geldiğini öne  
sürmüler, bu kararın iptalini talep etmilerdir.  
1 Bavuranın “Musluoğlu” olarak yazılan soyadı 09.07.2007 tarihinde düzeltilmitir.  
1
Ankara Đdare Mahkemesi, 08.02.1999 tarihinde, davayı incelemeye yetkisi olmadığı  
gerekçesiyle dava dosyasını Aydın Đdare Mahkemesi’ne göndermitir.  
Aydın Đdare Mahkemesi, 27.09.2000 tarihinde davayı reddetmitir. Mahkeme, 20427  
Sayılı Yönetmelik uyarınca, Hazine’ye ait takasa konu taınmazların, bavuranların taınmazı  
ile aynı ilçe sınırlarında yer alması gerektiğini kaydetmitir. Bavuranların taınmazıyla takas  
edilecek üç parsel taınmazın Muğla ilinin baka bir ilçesinde yer aldığını kaydetmi,  
Bakanğın anlamayı uygun bulmama kararının yasalara uygun olduğu kanısına varmıtır.  
Danıtay, 25.04.2002 tarihinde idare mahkemesinin kararını bozmutur. 20427 Sayılı  
Yönetmeliğin 19.02.1992 tarihinde düzenlendiğini, düzenlenen metne göre, Hazine’ye ait  
takas edilecek taınmazların, aynı ilçe sınırlarında yer alması gerektiğini kaydetmektedir.  
Bu arada Muğla’da idare mahkemesi kurulduğu için, dava dosyası 03.10.2002 tarihinde  
Muğla Đdare Mahkemesi’ne gönderilmitir.  
Muğla Đdare Mahkemesi 18.07.2003 tarihinde Danıtay’ın bozma kararına uyarak,  
Bakanğın kararının yasalara aykırı olduğuna karar vermitir.  
Maliye Bakanlığı karara itiraz etmitir. Danıtay, 24.02.2006 tarihinde idare  
mahkemesinin kararını bozmutur.  
Dava bir kez daha Muğla Đdare Mahkemesi’ne gönderilmitir ve halen görülmeye devam  
etmektedir.  
HUKUKA ĐLĐꢁKĐN  
I. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar, davanın süresinin, AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi’nde belirtildiği üzere “makul  
süre” kuralıyla uyumadığından ikayetçi olmulardır. Bu Madde’ye göre:  
Herkes … medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar … konusunda karar verecek olan … [bir]  
mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde … görülmesini istemek hakkına sahiptir.  
Hükümet bu iddialara itiraz etmitir.  
Göz önünde bulundurulacak süre 03.11.1998 tarihinde balamıve henüz sona ermemitir.  
Dolayısıyla sekiz yıldan fazla bir süre sözkonusudur.  
A. Kabuledilebilirliğine ilikin  
AĐHM, bu ikayetin AĐHS’nin 35 § 3. Maddesi kapsamında dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeder. Ayrıca bavurunun baka bir gerekçe altında da kabuledilmez olarak  
değerlendirilemeyeceğine iaret eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir olarak ilan edilmek  
durumundadır.  
B. Esaslara ilikin  
AĐHM, yargılama sürecinin uzunluğunun makul olup olmadığının davanın ayrıntıları  
ıığında ve davanın karmaıklığı, bavuranların ve ilgili makamların tutumları ile ihtilaftaki  
bavuranların kaybedecekleri gibi ölçütlere bağlı olarak belirlenmesi gerektiğini yineler (bkz.  
diğerlerinin yanı sıra, Frydlender – Fransa [BD], 30979/96).  
AĐHM, bu davadakine benzer meselelerin ele alındığı davalarda AĐHS’nin 6 § 1.  
Maddesi’nin sıklıkla ihlal edildiğine karar vermitir.  
2
AĐHM, kendisine sunulan tüm belgeler ıığında, Hükümet’in, bu davada farklı bir sonuca  
ulamasını sağlayacak hiçbir delil ya da savunma sunmadığı kanısındadır. Konuyla ilgili  
içtihadını göz önünde bulundurarak, AĐHM, bu davada yargılamanın uzunluğunun haddinden  
fazla olduğu ve “makul süre” kuralına uyulmadığı kanısındadır.  
Dolayısıyla 6 § 1. Madde ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’YE EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ  
ĐDDĐASI  
Bavuranlar, AĐHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi uyarınca, yönetimin tazminat  
ödemeden taınmazlarına fiilen el koymasından ve yetkili makamların mülkün korunması ile  
kamu yararı arasındaki adil dengeyi koruyamamalarından ikayetçi olmulardır.  
Hükümet gözlemlerinde iki ön itiraz sunmutur. Đlk olarak, sözkonusu taınmazın 1978  
yılında birinci derece sit alanı ilan edildiğini; Türkiye’nin AĐHS’nin organlarının bireysel  
bavuruları inceleme yetkisini 28.01.1987 tarihinde tanıması nedeniyle, AĐHM’nin zaman  
bakımından yargı yetkisinin bulunmadığını öne sürmütür. Đkinci olarak, Hükümet,  
AĐHM’den, altı aylık süre aımına uymaması nedeniyle ikayeti reddetmesini talep etmitir.  
Bu bakımdan, bavuranların bavurularını AĐHM’ye, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın  
taınmazlarıyla takas taleplerini reddettiği tarih olan 02.05.1988 tarihinden sonra altı ay içinde  
yapmaları gerektiğini ifade etmitir.  
Bu ikayet izleyen nedenlerden ötürü her halükarda kabuledilmez olarak beyan edilmesi  
gerektiği için, AĐHM, Hükümet’in ön itirazlarına ilikin karara varmanın gerekli olmadığı  
kanısındadır.  
24.06.1987 tarihli 3386 Sayılı Kanun ile 08.02.1990 tarihli 20427 Sayılı Yönetmeliğe  
uygun olarak, bavuranlar, ulusal makamlardan, taınmazlarının Hazine’ye ait taınmazla  
takas edilmesini talep etmitir. AĐHM, bu anlamazlığın çözülmesine yönelik davaların halen  
Muğla Đdare Mahkemesi’nde sürdüğünü kaydeder. Buna göre, bavurunun bu kısmının  
incelenmesi için henüz erkendir. AĐHM, davaya ilikin nihai kararın verilmesinin ardından,  
bavuranların kendilerini halen iddia edilen ihlalin mağdurları olarak değerlendirmeleri  
halinde, ikayetlerini AĐHM’ye yeniden sunabileceklerini hatırlar.  
Yukarıda belirtilenler ıığında, bu ikayet, AĐHS’nin 35 §§ 1. ve 4. Maddesi çerçevesinde,  
iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle reddedilmelidir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. Maddesi’ne göre:  
Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.  
A. Tazminat  
Bavuranlar, 14.005.464 Euro (EUR) maddi tazminat, 45.000 Euro manevi tazminat talep  
etmilerdir.  
Hükümet bu iddialara itiraz etmitir.  
AĐHM, tespit edilen ihlal ile meydana geldiği iddia edilen maddi zarar arasında  
nedensellik ilikisi görmemektedir. Dolayısıyla bu talebi reddeder. Öte yandan, bavuranların,  
davaların süresi nedeniyle, yalnız ihlalin tespit edilmesiyle yeterince telafi edilemeyecek  
sıkıntı ve hayal kırıklığı gibi manevi zararlara uğradıklarını kabul eder. AĐHM, içtihadını göz  
3
önünde bulundurup, tarafsızlık esasıyla hareket ederek, bu balık altında, bavuranlara  
ortaklaa toplam 900 Euro ödenmesine karar vermitir.  
B. Yargılama giderleri  
Bavuranlar ayrıca AĐHM’de meydana gelen yargılama giderleri için 11.854 Euro talep  
etmitir.  
Hükümet bavuranların taleplerine itiraz etmitir.  
AĐHM’nin içtihadına göre, yargılama giderleri, ancak gerçekliği ve gerekliliği kanıtlandığı  
ve makul bir meblağ olduğu takdirde bavurana geri ödenir. Bu davada, AĐHM, sahip olduğu  
bilgiler ve yukarıda belirtilen ölçütler ıığında, bu balık altında 500 Euro ödenmesinin makul  
olduğu sonucuna varmıtır.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı  
marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermitir.  
BU NEDENLERDEN ÖTÜRÜ AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE  
1. Davanın haddinden uzun sürdüğüne ilikin ikayetin kabuledilebilir, bavurunun geri  
kalanının kabuledilmez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi’nin ihlal edildiğine;  
3. (a) Sorumlu Devlet’in, aağıdaki meblağları, AĐHS’nin 44 § 2. Maddesi’ne göre nihai  
kararın verildiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden  
Yeni Türk Lirası’na çevirerek, ödeyebilecekleri tüm vergilerden muaf tutarak,  
bavuranlara ortaklaa ödemesine:  
(i)  
900 Euro (dokuz yüz Euro) manevi tazminat,  
(ii)  
yargılama giderleri için 500 Euro (beyüz Euro);  
(b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona ermesinden, ödeme gününe kadar geçen süre  
için, yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli faizinin üç  
puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına karar vermitir.  
4. Bavuranların adil tazmin taleplerinin geri kalanını reddetmitir.  
Đꢀbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77. Maddesi’nin 2. ve  
3. fıkraları uyarınca 14.06.2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Santiago QUESADA  
Zabıt Katibi  
Boštjan M. ZUPANČIČ  
Bakan  
4