HUKUK
I. AİHS’NİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, AİHS’nin 6/1 maddesi bağlamında hukuki yargılama süresinin “makul
süre” gereğine uymadığından şikayetçi olmuştur.
A. Kabuledilebilirlik
AİHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
taşımadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru, kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Hükümet, yargılama süresinin makul süre gereğine uygun olduğunu kaydetmiştir.
Başvuranın davasının karmaşık olduğunu iddia etmiştir. Ayrıca, yargılama süresince
uzlaşmayı reddettikleri için tarafların tutumlarının, yargılama süresinin uzamasına yol açtığını
belirtmiştir.
Başvuran, iddialarını yinelemiştir.
Göz önüne alınması gereken süre, 7 Mart 1994’te başlamış ve Yargıtay’ın, Beypazarı
Asliye Hukuk Mahkemesi’nin son kararını onayladığı 21 Nisan 2003’te sona ermiştir. Bu
nedenle, dava dosyasının birkaç kez yeniden incelendiği üç aşamalı yargılamada dokuz yıl bir
ay sürmüştür.
AİHM, yargılama süresinin makul olup olmadığının, davanın koşulları ışığında
davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili makamların tutumları ve ihtilafta yer alan
başvuran için neyin tehlikede olduğu gibi kriterler göz önüne alınarak değerlendirilmesi
gerektiğini yineler (bkz., Frylender/Fransa [BD], no. 30979/96, paragraf 43, AİHM 2000-
VII).
AİHM, başvuran ve S.K. arasında sözleşmenin yorumlanması hususunun karmaşık
olmadığı kanısındadır.
AİHM, başvuranın kendi tutumu ile – mahkemeye, tercih ettiği bilirkişi önerisini
belirlenen süre içerisinde bildirmemesi – yargılamanın uzamasına yol açmış olsa da, bunun
davanın toplamda bu kadar uzun sürmesini açıklamaya yetmediğini gözlemler (bkz.
Türkoğlu/Türkiye, no. 58922/00, 38. paragraf, 8 Ağustos 2006).
AİHM, yetkili makamların tutumlarına ilişkin olarak, Yargıtay yedi karar verirken,
Beypazarı Asliye Hukuk Mahkemesi’nin dört karar verdiğini gözlemler. Toplamda, dokuz
yılda on bir karar verilmiştir. Gecikme esas olarak davanın yeniden incelenmesinden
kaynaklanmıştır. Genellikle birinci derece mahkemelerinin yaptığı hatalar sonucu, dava
dosyalarının, incelenmek üzere geri gönderilmesi öngörülür. Tek dava dahilinde bu kadar çok
iade kararının alınması ise, hukuki sistemin işleyişindeki yetersizliği ortaya koyar (bkz.,
mutatis mutandis, Wierciszewska/Polonya, no. 41431/98, 46. paragraf, 25 Kasım 2003).