CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
MUSTAFA GÜRBÜZ -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:6016/04)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
5 Ocak 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (6016/04) no’lu davanın nedeni, (T.C. vatandaı)  
Mustafa Gürbüz’ün (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 26 Ocak 2004 tarihinde  
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa Đnsan  
Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran, 1967 doğumludur ve Konya’da ikamet etmektedir.  
7 Haziran 1997 tarihinde, bavuran, güvenlik görevlisi alımı için yapılan sınavını kazanmıtır.  
21 Kasım 1997 tarihinde, usulsüzlükler nedeniyle, sınav iptal edilmitir.  
8 Aralık 1997 tarihinde, bavuran, Ankara Đdare Mahkemesi’ne yürütmenin durdurulması ve  
sözkonusu kararın iptali için dava açmıtır.  
30 Aralık 1997 tarihinde, Ankara Đdare Mahkemesi, Konya Đdare Mahkemesi lehine  
yetkisizlik kararı vermitir.  
5 Mart 1998 tarihinde, Konya Đdare Mahkemesi, kendisinin yetkili olmadığını açıklamıve  
davayı, Ankara Đdare Mahkemesi’ne havale etmitir.  
15 Haziran 1998 tarihinde Danıtay, davanın incelenmesinde Ankara Đdare Mahkemesi’nin  
yetkili olduğunu beyan etmitir.  
11 Aralık 1998 tarihinde, Ankara Đdare Mahkemesi, itiraz edilen kararın yürütülmesinin  
durdurulmasına karar vermitir.  
12 ubat 1999 tarihinde, davada davalı taraf olan Eti Holding, 11 Aralık 1998 tarihli karara  
itiraz etmitir.  
24 ubat 1999 tarihinde, Ankara Đdare Mahkemesi, sözkonusu talebi reddetmitir.  
14 Nisan 1999 tarihinde, Ankara Đdare Mahkemesi, bavuranı haklı bulmuve 21 Kasım 1997  
tarihli kararı iptal etmitir. Ankara Đdare Mahkemesi, tespit edilen usulsüzlüklerin, sınavın  
tamamını inceleme konusu yapacak nitelikte olmadığına hükmetmitir.  
28 Haziran 1999 tarihinde, davalı taraf, 14 Nisan 1999 tarihli karara karı temyiz  
bavurusunda bulunmutur.  
15 Kasım 2001 tarihinde, Danıtay, tespit edilen usulsüzlüklerin, sınavın iptalini haklı kılacak  
nitelikte olduğu gerekçesi ile itiraz edilen kararı bozmutur.  
12 Haziran 2003 tarihinde, Danıtay, karar düzeltme talebini reddetmive 15 Kasım 2001  
tarihli kararını onamıtır.  
2
27 Ekim 2003 tarihinde, iade edilen kararı inceleyen, Ankara Đdare Mahkemesi, 15 Kasım  
2001 tarihli Danıtay kararını yerine getirmive bavuranın 21 Kasım 1997 tarihli ihtilaflı  
eylemin iptali talebini reddetmitir.  
Temyiz bavurusu yapılmadığından, 27 Ekim 2003 tarihli karar nihai hale gelmitir.  
HUKUK  
AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunarak, bavuran, ulusal mahkemeler önünde uzun  
olduğuna kanaat getirdiği yargılama süresinden ikayetçi olmaktadır.  
Hükümet, sözkonusu iddiaya karı çıkmaktadır ve mevcut davada AĐHS’nin 6/1 maddesi  
uyarınca, ulusal mahkemeler önünde yürütülen yargılama süresinin uzun olmadığını  
savunmaktadır.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
Davanın esası ile ilgili olarak, AĐHM, yargılama sürecinin makul yapısının dava koullarını  
takiben ve mahkeme yerleik içtihatları, özellikle davanın karmaıklığı, bavuranın ve yetkili  
mercilerin tutumları ve ilgililer bakımından davanın önemi dikkate alınarak  
değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (Frydlender-Fransa, bavuru no: 30979/96).  
Mevcut davada, AĐHM, dikkate alınacak dönemin, 8 Aralık 1997 tarihinde balayıp 27 Ekim  
2003 tarihinde, sona erdiğini gözlemektedir. Dolayısıyla sözkonusu süre, iki dereceli yargıda,  
yaklaık beyıl on ay sürmütür.  
AĐHM, müteaddit defalar, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya davaları incelemive  
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermitir.  
Takdirine sunulan unsurların tamamını incelemesinin ardından AĐHM, ibu davada farklı bir  
sonuca ulamak için Hükümet’in ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığı kanaatindedir.  
Konuya ilikin içtihadını göz önüne alan AĐHM, mevcut davada, yargılama süresinin  
AĐHS’nin 6/1 maddesinin gereklerini karılamadığı kanaatindedir.  
Bu itibarla AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
Bavuran, ayrıca, davasının, iç hukukta, hakkaniyete uygun olarak, görülmediğini ileri  
sürmektedir. Bu bağlamda, bavuran, Danıtay’ın Ankara Đdare Mahkemesi’nin kendisi lehine  
verilen 14 Nisan 1999 tarihli kararı haksız yere bozduğunu savunmaktadır.  
AĐHM, AĐHS ile güvence altına alınan hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahale olmadığı  
sürece iç hukuk tarafından yapıldığı ileri sürülen olgu ve olaylara ilikin hataları  
değerlendirmenin kendisine dümediğini hatırlatmaktadır (bkz. özellikle, Garcia Ruiz-  
Đspanya, bavuru no: 30544/96). AĐHM, bir mahkemenin böyle bir kararı ya da baka bir  
kararı almasına neden olan davaya ilikin unsurlarını inceleyemez aksi takdirde dördünce  
derece mahkemesi olarak hareket etmive görevinin sınırlarına riayet etmemiolur (mutatis,  
mutandis, Kemmache-Fransa (no: 3), 24 Kasım 1994). Mevcut davada, AĐHM, bavuranların  
3
iddialarını inceleme biçiminde keyfi hiçbir unsur tespit edememektedir; bavuranın ikayeti  
açıkça dayanaktan yoksundur ve AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca  
reddedilmesi gerekmektedir.  
AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak, bavuran, 30.000 Euro maddi ve  
20.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir. Ayrıca bavuran, ulusal mahkemeler ve  
AĐHM önünde yapmıolduğu yargılama masraf ve giderleri için 1.000 Euro talep etmektedir.  
Bu bağlamda bavuran, AĐHM ile yapığı yazımalara ilikin makbuzları ve iç hukuktaki  
yargılamaya ilikin masrafların faturaları belge olarak sunmaktadır.  
Hükümet, sözkonusu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM, tespit edilen ihlalle ileri sürülen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte  
ve sözkonusu talebi reddetmektedir.  
Buna karın AĐHM, bavurana 3.000 Euro manevi tazminat ödenmesinin uygun olacağı  
kanaatindedir.  
Yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak AĐHM içtihadına göre, bir bavuran, yargılama  
masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı  
ortaya konduğu sürece elde edebilir. Mevcut davada sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü  
edilen kriterleri göz önüne alan AĐHM, tüm masraflar için bavurana 500 Euro ödenmesinin  
uygun olacağına kanaat getirmektedir.  
AĐHM, sözkonusu miktarlara marjinal kredi kolaylıklarına uygulanan orana üç puanlık bir  
artıeklenerek belirlenen gecikme faizi uygulanmasına hükmetmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun yargılamanın süresi kapsamında yapılan ikayete ilikin kısmının  
kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, her türlü vergiden  
muaf tutularak, Savunmacı Devlet tarafından bavurana 3.000 Euro (üç bin Euro) manevi  
tazminat ve 500 Euro (beyüz Euro) yargılama masraf ve gideri ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
4
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 05 Ocak 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
5