baꢀvurandan kendisini izlemesini istemiꢀtir. Yolda, baꢀvuran, araca iliꢀkin evraklarını polis
memuruna ibraz etmeyi kabul etmiꢀtir. Fakat söz konusu evraklar kurallara uygun olmaması
nedeniyle, polis memurunun baꢀvuranın aracını çektireceğini söylemesinin ardından baꢀvuran
ile polis memuru arasında tartıꢀma yaꢀanmıꢀtır. Olay yerinde bulunan Emniyet Müdür
Yardımcısı ve polis memuru Nail de yardımcı olmak için polis memuru Ender’in yanına
gelmiꢀlerdir.
Olay yerinde baꢀvuranın tutulması sırasında polis memurlarının güç kullandıklarına taraflar
itiraz etmemiꢀlerdir. Fakat tarafların ifadeleri, kötü muamelenin uygulanma anına ve ꢀiddetine
iliꢀkin olarak farklılaꢀmaktadır. Zira baꢀvuran, yalnızca yakalandığı esnada değil aynı
zamanda da Beyoğlu Belediye binasında ve Beyoğlu Karakolu’nda gözaltında tutulduğu
esnada da kötü muamelelere maruz kaldığını iddia etmektedir.
AĐHM, 7 Aralık 1994 tarihinde, gözaltının bitiminde baꢀvuranın tıbbi bir muayeneden
geçtiğini not etmektedir. Sağlık raporundan, baꢀvuranın sol göz etrafında, avuç içlerinde
hiperemiler, ellerinde ve dizlerinde de cildi sıyrıklar olduğu saptanmaktadır. Bunun üzerine
baꢀvurana üç gün iꢀ göremez raporu verilmiꢀtir.
AĐHM de Yargıtay gibi Asliye Ceza Mahkemesi’nin, baꢀvuranın vücudunda görülen yara
izleri ilgili olarak makul açıklamalarda bulunmadığını gözlemlemektedir. Baꢀvuranın
yaralarının, baꢀvuranı karakola götürmek için polis memurlarının meꢀru güç kullanımından
kaynaklandığına iliꢀkin Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararı Yargıtay tarafından bozulmuꢀtur.
Üstelik kamu davası açılmasını erteleme kararı da baꢀvuranın vücudunda tespit edilen
yaraların nedenini açıklama imkanını ortadan kaldırmıꢀtır.
Takdirine sunulan olaya iliꢀkin unsurların tamamını ve Hükümet tarafından makul bir
açıklama yapılmayıꢀını göz önünde bulundurarak AĐHM, baꢀvuranın vücudunda tespit edilen
yaralardan Savunmacı Hükümet’in sorumlu olduğunu düꢀünmektedir.
Hükümet’in savunduğu gibi baꢀvuranın vücudunda saptanan yaraların, polis müdahalesi
sırasında baꢀvurana uygulanan güçten kaynaklandığı farz edilse bile AĐHM, baꢀvuranın
tutumunun zorunlu kıldığı güç kullanımını aꢀtığı kanaatindedir. Bu bağlamda AĐHM,
öncelikle baꢀvurana atılı olayların Trafik Kanunu ihlal eden suçlar olduğunu belirtmektedir.
Ayrıca, polis memurlarının baꢀvuranın saldırgan, tehlikeli ve silahlı bir kiꢀi olduğunu
düꢀündükleri de iddia edilmemiꢀtir. Son olarak AĐHM, baꢀvuranın özellikle sol göz etrafında,
avuç içlerinde hiperemilerin olduğu belirgin yara izlerinin saptandığı ve bu yaraların
baꢀvuranın üç gün süre ile iꢀinden alıkoyduğunu tespit etmektedir.
Ayrıca AĐHM, bir kimse polis memurlarınca hukuk dıꢀı ve AĐHS’nin 3. maddesine aykırı
muamelelere maruz kaldığını iddia ettiğinde, söz konusu hükmün etkili bir soruꢀturmayı
zorunlu kıldığını hatırlatır (Assenov ve diğerleri, Bulgaristan, 28 Ekim 1998 tarihli karar). Bu
soruꢀturma sorumluların belirlenmesi ve cezalandırılması ile sonuçlanmalıdır. Đꢀkence ve
insanlıkdıꢀı veya aꢀağılayıcı muamele ve cezaların yasaklanmıꢀ olması çok önemli olmakla
birlikte, bu tür bir soruꢀturma gerçekleꢀmediği takdirde, bu yasak uygulamada etkili
olmayacak ve bazı durumlarda kamu görevlilerinin neredeyse müeyyidesiz bir ꢀekilde
kontrollerine tabi kiꢀilerin haklarını çiğnemeleri mümkün olacaktır ( Bkz. Caloc-Fransa,
baꢀvuru no: 33951/96 ve Batı ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no: 33097/96 ve 57834/00).
Mevcut davada, baꢀvuranın ꢀikayetini sunmasının ardından soruꢀturma açılmıꢀ ve cezai
yargılama baꢀlatılmıꢀtır. Ancak polis memurları hakkında yürütülen cezai yargılama davanın
5