Baꢀvuranın tutumu hususunda, AĐHM, baꢀvuranın, örneğin davanın durdurulmasını
talep ederek, iꢀlemlerin gecikmesinde bir derece etkili olmuꢀ olabileceğini ancak bunun
iꢀlemlerin toplam süresini haklı çıkaramayacağını gözlemlemiꢀtir.
Yetkililerin tutumu hususunda ise, AĐHM, baꢀvuranın talebi üzerine ilk derece
mahkemesinin ceza davasının sonucunu beklemek amacıyla tazminat davasını altı yıl altı ay
süreyle durdurduğunu kaydetmiꢀtir. Ceza Mahkemesi, kendisine 11 Mart 1996 ve 25 Kasım
1996 tarihlerinde sunulan uzman raporlarına dayanarak, kararını 25 Mayıs 1999 tarihinde
vermiꢀtir. Sözkonusu cezai iꢀlemler 6 Temmuz 1999 tarihinde kesinleꢀmiꢀtir.
Ancak, ilk derece mahkemesi, tazminat miktarını belirlemek amacıyla 18 Ekim 2001
tarihine kadar beklemiꢀtir. AĐHM, Hükümet’in, 6 Temmuz 1999 ve 18 Ekim 2001 tarihleri
arasında ilk derece mahkemesinin bir iꢀlemde bulunmamasına herhangi bir açıklama
getirmediğini kaydetmiꢀtir. Ceza Mahkemesi’nin 25 Mayıs 1999 tarihli kararında da
doğruladığı gibi baꢀvuranın uğradığı zarardan iꢀveren ve ustabaꢀı olan A.B. ve E.T. sorumlu
olduklarına göre, hukuk davasını iki yıl üç aydan daha fazla bir süreliğine ertelemek için bir
neden yoktur. Her halükarda, Türk yasaları uyarınca, ilk derece mahkemesi, ceza
mahkemelerinin kararlarına bağlı değildir ve bu nedenle, ilk derece mahkemesinin, ceza
davasının sonucunu beklemek amacıyla iꢀlemleri bu kadar uzun bir süreliğine durdurmasına
gerek yoktu.
Ayrıca, Yargıtay’daki iꢀlemler yaklaꢀık bir yıl dokuz ay sürmüꢀtür. AĐHM,
Yargıtay’ın, yargılama yetkisi uyuꢀmazlığı konusunda karar vermesinin on aydan fazla
sürdüğünü gözlemlemektedir. Đlk derece mahkemesinin davaya Đꢀ Mahkemesi sıfatıyla
bakmaması gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararını bozmuꢀtur. AĐHM, bu sürenin de
haddinden fazla olduğunu ve sorumlusunun yerel makamlar olduğunu değerlendirmiꢀtir.
AĐHM, bu bağlamda, AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin Sözleꢀmeci Devletlere, yasal
sistemlerini, mahkemelerinin bu sistemin gereklerine uyabileceği ꢀekilde düzenlemeleri
görevini yüklediğini yinelemiꢀtir. Bu gereklere, davanın makul süre içinde görülmesi
yükümlülüğü de dahildir (bkz., diğer kararların yanı sıra, Pélissier ve Sassi – Fransa [BD],
no. 25444/94).
AĐHM, bu konuya iliꢀkin içtihadını göz önünde tutarak, sözkonusu davada, iꢀlemlerin
süresinin haddinden fazla olduğunu ve “makul süre” ꢀartına uymadığını değerlendirmiꢀtir.
Dolayısıyla, 6 § 1. madde ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesi ꢀöyledir:
“ Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleꢀmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,
zarar gören tarafın hakkaniyete uygun bir surette tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuran, 20.000 Euro maddi tazminat talep etmiꢀtir. Đlk derece mahkemesi tarafından
4