CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
MUTU -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 25984/03)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
15 Ocak 2008  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (25984/03) no’lu davanın nedeni (T.C.  
vatandaı) Cemal Mutu’nun (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 3 Mayıs 2003  
tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS) Temel Đnsan Haklarını güvence altına  
alan 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Samsun Barosu avukatlarından A.Türkmen tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran, 1933 yılı doğumludur ve Ordu’da ikamet etmektedir.  
31 Mart 1995 tarihinde, Ünye Belediyesi (Đdare), bavurana ait 6.611,83 m2 büyüklüğündeki  
taınmazı kamulatırmıtır.  
Kıymet takdir komisyonu söz konusu taınmazın değerini 330.591.500 TL yani 6.018 Euro  
olarak belirlemitir.  
17 Nisan 1995 tarihinde, bavuran, kamulatırma ileminin iptali talebiyle Trabzon Đdare  
Mahkemesi’ne bavuruda bulunmutur.  
27 Aralık 1995 tarihinde, Đdare Mahkemesi, bavuranın talebini reddetmitir.  
14 Mayıs 1997 tarihinde, Danıtay, ilk derece mahkemesinin kararını onamıve 16 Haziran  
1998 tarihinde karar düzeltme talebini reddetmitir.  
11 Ağustos 1998 tarihinde bavuran, kamulatırma bedelinin artırılması talebiyle Ünye Asliye  
Hukuk Mahkemesi’ne bavuruda bulunmutur.  
8 Mayıs 2000 tarihinde, üç bilirkiinin görevlendirilmesinin ardından Asliye Hukuk  
Mahkemesi, bavuranı kısmen haklı bulmuve Đdare’yi 15 Ağustos 1997 tarihinden itibaren  
ilemeye balayan yasal gecikme faizi de eklenmek üzere 2.664.849.225 TL (yaklaık 4.822  
Euro) ek tazminat ödemeye mahkum etmitir.  
10 Ekim 2000 tarihinde, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını ,bozmutur.  
28 Aralık 2001 tarihinde, davayı yeniden gören Asliye Hukuk Mahkemesi, 15 Ağustos 1997  
tarihinden itibaren gecikme faizi ile birlikte hesaplanmak üzere bavurana 4.905.506.500 TL  
(yaklaık 3.900 Euro) ek kamulatırma bedeli ödenmesine karar vermitir.  
30 Nisan 2002 tarihinde, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararının onamıve 31 Ekim  
2002 tarihinde bavuranın karar düzeltme talebini reddetmitir. Söz konusu karar bavurana  
28 Kasım 2002 tarihinde tebliğ edilmitir.  
26 Mart 2002 tarihinde bavuran, Đcra Müdürlüğü’ne bavuruda bulunmutur.  
2
3 Mayıs 2002 tarihinde, Đdare, 4.391.000.000 TL (yaklaık 3.650Euro) değerindeki miktarın  
ilk ödemesini tediye etmitir.  
Belirtilmeyen bir tarihte Đdare, 2.247.531.740 TL ve 20 Aralık 2002 tarihinde de  
4.000.000.000 TL (yaklaık 2.400 Euro) tutarında ödemeler yapmıtır.  
30 Haziran 2003 tarihli bir mektup ile Đdare, bavuranın 10.232.724.171 TL (yaklaık 6.390  
Euro) alacağı kaldığını ve mektubun tebliğ edildiği günden itibaren yedi gün içinde  
Belediye’ye gelerek alacağını tahsil etmesi gerektiğini bavurana bildirmitir. Đdare, ayrıca,  
verilen süre içinde bavuranın Belediye’ye gelmemesi durumunda, dava konusu alacağın  
bavuranın adına ilgili bankaya bloke edileceğini ve bu tarihten itibaren ileyecek yasal  
faizden sorumlu olmayacağını da eklemitir. Dosyada bulunan olayın unsurlarına göre ise de,  
söz konusu miktar, herhangi bir banka hesabına yatırılmamıtır.  
Bavuran, verilen süre içinde Belediye’ye gitmemitir. 30 Haziran 2006 tarihli bir mektup ile  
mahkeme kalemi bavurandan Belediye’ye gitmeme gerekçelerini açıklamasını talep etmitir.  
11 Temmuz 2006 tarihli bir mektup ile bavuran teklif edilen miktarın değersiz olmasını,  
yaının ilerlemiolmasını ve AĐHM’ye bavuruda bulunmuolmasını gerekçe göstermitir.  
7 ubat 2007 tarihinde, bavuran, kamulatırma bedelinin kalan kısmı hakkında bilgi almak  
için Belediye’ye bavuruda bulunmutur.  
8 ubat 2007 tarihli bir mektup ile Đdare, bavuranın Belediye’ye bavuruda bulunmamıꢀ  
olması nedeniyle alacağının ödenememive Đcra Müdürlüğü’nde dosyanın ilemden  
kaldırılolması nedeniyle de Đcra Müdürlüğü’ne para yatırılamamıolduğunu bildirmitir.  
Đdare ayrıca, bavuranın hala alacaklı olduğunu, alacağının bankaya bloke edileceğini ve  
bavuranın bilgilendirileceğini belirtmitir.  
HUKUK  
I. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASINA  
ĐLĐꢁKĐN  
A. Kabuledilebilirliğe Đlikin  
1. Ek Kamulatırma Bedelinin Yetersizliğine Đlikin  
Bavuran, Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından belirlenen kamulatırma bedelinin,  
taınmazın gerçek değerine tekabül etmemesi nedeniyle mülkiyete saygı hakkının ihlal  
edilmesinden ikayetçi olmakta ve bu bağlamda 1 No’lu Ek Protokolün 1. maddesine atıfta  
bulunmaktadır.  
Hükümet, konuya ilikin görübildirmemitir.  
AĐHM, bavuranın, ulusal mahkemelerin ek kamulatırma bedeli konusunda verdiği karara  
esas bakımından itiraz ettiğini belirtmektedir. Bununla birlikte AĐHM, ulusal bir mahkemenin  
karar almasını sağlayan olayın unsurlarını değerlendirme yetkisinin bulunmadığını zira  
kendisinin üçüncü veya dördüncü derece yargı makamı olmadığını hatırlatmaktadır (Bkz.  
Kemmache-Fransa (no:3), 24 Kasım 1994 tarihli karar).  
3
Mevcut davada AĐHM, kamulatırılan taınmazın gerçek değerinin tespit edilmesi için ulusal  
mahkemelerin birçok bilirkii görevlendirdiğini gözlemlemektedir. Söz konusu kamulatırma  
bedelini görevlendirilen bu bilirkiiler belirlemitir. AĐHM, hangi temele dayanarak ulusal  
mahkemelerin kamulatırma bedelini belirlediği hususunda görübildirmesinin gerekli  
olmadığı kanaatindedir. Aslında, AĐHM, kamulatırılan taınmazın değeri ve verilecek  
miktarın tespit edilmesini sağlayan kriterlerin belirlenmesinde ulusal mahkemelerin yerini  
alamaz (Bkz. YıltaYıldız Turistik Tesisleri A..-Türkiye, bavuru no: 30502/96, 24 Nisan  
2003).  
Son olarak AĐHM, kendisinin yalnızca AĐHS’de belirlenen yükümlülüklere sözlemeci  
taraflar tarafından riayet edilmesini sağlamakla yükümlü olduğunu hatırlatmaktadır.  
Böylece söz konusu ikayetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve AĐHS’nin 35. maddesinin  
3. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaılmaktadır.  
2. Kamulatırma bedelinin kalan kısmının ödenmemesi ve gecikme faiz oranının yetersizliğine  
ilikin  
Bavuran, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesine dayanarak, Đdare tarafından söz konusu  
kamulatırma bedelinin tamamının ödenmediğini ileri sürmektedir. Bavuran ayrıca, olayların  
meydana geldiği dönemde Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı karısında gecikme faizinin  
yetersiz kalması nedeniyle kamulatırma miktarının değer kaybetmesinden de ikayetçi  
olmaktadır.  
Đçtihadından doğan kriterler ıığında ve olayın unsurlarını göz önüne alarak AĐHM, ikayetin  
esas bakımından inceleme konusu yapılması gerektiğine kanaat getirmektedir. AĐHM, üstelik  
hiçbir kabuledilmezlik unsuru bulunmadığını da kabul etmektedir.  
B. Esas Bakımdan  
30 Haziran 2003 tarihli mektuba atıfta bulunarak ve bavuranın Đdare’den hala alacaklı  
olduğunun da öğrenilmesi neticesinde, Hükümet, Đdare’nin söz konusu miktarı bavuranın  
ihmalkarlığı nedeniyle ödeyemediğini savunmaktadır. Ayrıca Hükümet, bavuranın eğer  
zamanında Belediye’ye gitmiolsaydı ödemesindeki gecikme nedeniyle parasının değer  
kaybetmemiolacağını da sözlerine eklemektedir.  
Bavuran, bu iddiaya karı çıkmaktadır.  
Hükümet’in savunmasına ilikin olarak AĐHM, Đdare’nin alacağını tahsil etmesi için  
bavurana çağrıda bulunduğuna ve bavuranın da teklif edilen miktarı az bulması nedeniyle  
Belediye’ye gitme gereği duymamasına tarafların itiraz etmediğini not etmektedir. AĐHM,  
eğer bavuran verilen süre içinde Belediye’ye gitmiolsaydı, kalan miktarın ödenmesinde  
Đdare’nin tutumunun ne olacağı konusunda değerlendirme yapmaya gerek duymamaktadır.  
Ancak, AĐHM, Belediye’ye gitmeyerek bavuranın bir ihmalkarlığı olduğunu da tespit  
etmektedir.  
AĐHM, ayrıca Đdare’nin, Đcra Müdürlüğü’ne söz konusu parayı yatırmak  
istediğini fakat bu giriiminin, icra dosyanın ilemden kaldırılması nedeniyle sonuçsuz  
kaldığını da not etmektedir.  
4
Bu görüler ıığında, Đdare’nin dava konusu miktarı tahsil etmek üzere bavurana çağrı  
yapması ile ödeme sürecinin sonucu hakkında bavuranı bilgilendirmesi arasında geçen  
sürenin sorumluluğunun Devlet’e yüklenemeyeceğini kabul etmek gerekir.  
Bununla birlikte, içtihadından doğan kriterler ıığında AĐHM, bavurana Đdare tarafından 30  
Haziran 2003 tarihli mektupta teklif edilen miktarın bavuranın alacağının tamamını  
karılamadığını not etmektedir. AĐHM, ayrıca, bavuranın Đdare’nin halen söz konusu borcu  
ödemediğini ve AĐHM’nin konuya ilikin kararının kesinletiği gün itibariyle halen hiçbir  
ödemenin yapılmadığını da gözlemlemektedir.  
Bu bağlamda AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunların konu olduğu çok sayıda dava  
incelediğini ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulağını  
hatırlatmaktadır (Bkz. diğerleri arasından, Bourdov-Rusya, bavuru no: 59498/00, Romachov-  
Ukranya, bavuru no: 67534/01, 27 Temmuz 2004 ve Tunç-Türkiye, bavuru no: 54040/00,  
24 Mayıs 2005).  
Mevcut davada AĐHM, taınmazı kamulatırılan bavuranın, bedel artırım davası açmıꢀ  
olduğunu ve Ünye Asliye Hukuk Mahkemesi’nin de bavurana hak verdiğini  
gözlemlemektedir. Bununla birlikte söz konusu kararın nihai hale gelmesine rağmen ve  
devletin sorumluluğu olmadığı tespit edilen süre dıarıda tutulsa bile, ,Đdare hala tazminatın  
tamamını ödememitir.  
Bu durum, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin 1. satırı uyarınca bavuranın mallarına  
saygı hakkına bir müdahale olarak değerlendirilmektedir.  
AĐHM’nin görüüne göre, söz konusu müdahalenin geçerli hiçbir hukuki mesnedi  
bulunmamaktadır; bu müdahale keyfidir ve meruiyet ilkesini ihlal etmektedir. Bu durumda  
AĐHM’nin, kamu yararının gerektirdikleri ile bireyin temel haklarının korunmasının getirdiği  
zorunluluk arasında adil bir dengenin korunup korunmadığına dair aratırma yapma gereğini  
duymamaktadır (Iatridis-Yunanistan, bavuru no: 31107/96 ve Karahalios-Yunanistan,  
bavuru no: 62503/00, 11 Aralık 2003).  
Bavuranın gecikme faiz oranlarının yetersiz olduğu ikayetine gelince, AĐHM, bunun bir  
önceki ikayetin içinde değerlendirilmesi gerektiği kanaatindedir.  
Sonuç olarak, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASINA ĐLĐꢁKĐN  
A. Tazminat  
Bavuran, maruz kaldığı maddi ve manevi zarara karılık olarak 200.000 Euro talep  
etmektedir.  
Hükümet, bu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM, bavuranın maruz kaldığı maddi zararın, Yargıtay kararının kesinletiği tarihten  
itibaren alması gereken kamulatırma bedeline tekabül ettiği kanaatindedir. Akkukararında  
benimsenen hesaplama yöntemi ile ilgili ekonomik verilere dayanarak ve geçen süre göz  
5
önüne alınarak AĐHM, 13.800 Euro’nun bavurana maddi tazminat olarak ödenmesine karar  
vermitir.  
AĐHM, bu miktarın, bavuranın iç hukukta ve mevcut davada belirttiği taleplerin tamamının  
nihai çözümünü tekil ettiğini düünmektedir (Dildar-Türkiye, bavuru no: 77361/01, 12  
Aralık 2006).  
Manevi tazminata ilikin olarak ise, AĐHM, mevcut dava koullarında, ihlal tespitinin  
kendisinin yeterli adil tatmin oluturduğu kanaatindedir.  
B. Yargılama Masraf ve Giderleri  
Bavuran, AĐHM ve ulusal mahkemeler önünde yapmıolduğu yargılama masraf ve giderleri  
için 30.000 Yeni Türk Lirası (yaklaık 16.500 Euro) talep etmektedir.  
Hükümet, bu miktarın aırı olduğunu düünmekte ve bavuranın yapmıolduğu harcamaları  
belgelendirmediğini belirtmektedir.  
AĐHM içtihadına göre, bir bavurana masraf ve harcamaların geri ödemesini ancak gerçekliği,  
gerekliği ve makul oranda oldukları ortaya konulduğu sürece elde edebilir. Mevcut davada  
AĐHM, avukatlarının gerçekletirdiği ie ilikin ödeme makbuzlarını sunmaması ve sözü  
geçen harcamaların hiçbirini belgelendirmemesi nedeniyle bavuranın iddialarını  
desteklemediğini saptamaktadır. Bu durumda AĐHM, yargılama masraf ve giderleri olarak  
bavurana ödeme yapılmasına gerek olmadığı kanaatindedir.  
C. Gecikme Faizi  
Gecikme faizi, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç  
puanlık bir artıeklenerek belirlenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OY BĐRLĐĞĐYLE  
1. ikayetin, kamulatırma bedelinin tamamının ödenmemesine ve gecikme faizinin  
yetersizliğine ilikin kısmının kabuledilebilir ve geriye kalan kısmının kabuledilemez  
olduğuna;  
2. 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği tespitinin kendisinin manevi  
tazminat için yeterli adil tatmin oluturduğuna;  
4. a)AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren  
üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek  
üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından  
bavurana 13.800 Euro (on üç bin sekiz yüz Euro) maddi tazminat ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
6
5. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine  
KARAR VERMĐꢁTĐR  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM iç tüzüğünün 77/2. ve 77/3. maddelerine  
uygun olarak 15 Ocak 2008 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
7